28 Aralık 2016

Yeni yıl alışverişi



2016'yı hiç de iyi geçirmedik. Hem aile, hem ülke, hemde dünya  olarak. 2017 den ümitli olmamız lazım evet ama benim ok inandığım bir söz vardır ''gelen gideni aratır diye''. Umarım bu söz 2017 için geçerli olmaz ve tüm insanlık için en önemli şeyin yani tüm dünyada huzurun yer aldığı bir sene olur.

Her şey yaşanırken acı veriyor insana, üstünden az da olsa zaman geçmeye görsün rutinimize dönüyoruz. Dönmeliyiz de. Bu bence bir şeylere alışmak değil bazı insanların dediği gibi bu hayattan kopmamak.

Kız kardeşim geldi Afyon'dan geçtiğimiz cumartesi Buğra'nın doğum günü partisi için. ( Geçtiğimiz cumartesi günü evde 40 kişiden oluşan bir parti vardı. Buğra'nın 6 yaş doğum günü partisi. Ona ait yayını sonra yapacağım. Fotoğrafları elemek lazım bir ve bu nasıl zaman alıyor bilen bilir :) ) 10 gün kadar kalacak bizde ve bu sayede hem birbirimize hemde minnak yeğenim Aslan'a doyacağız. Aslan henüz 3 aylık bir baby ve 41 kere maşallah ok tatlı.

Dün semoşla şöyle bir yeni yıl alışverişine kaçalım dedik. Benim çocuklar okulda, Aslan'da anneannesi ile evde kaldı. Bizde abla kardeş kız kıza hem alışveriş yaptık ( herkese yeni yıl hediyeleri aldık ) sonra ise biraz kahve keyfi yaptık. Özlemişiz, ne çok konu oluyor konuşacak özleyince insan özlediği kişi ile. 

21 Aralık 2016

Doğum günü parti kurabiyeleri çocuklardan :)
















Ödevlerini yapmış oyalanıyorlar, bir yandan bana '' anne canımız sıkılıyor '' diyorlardı. Bende çaktırmadan bir kurabiye hamuru hazırladım. Doğum günü için zaten yapacaktım. Hamuru hazırlayıp çocukları çağırdım, çok sevindiler. Hamur benden geri kalan; hamuru açma, şekillendirip tepsiye dizme onlardan :)
Son iki minik parça hamur ile kendileri şekilli bir şey yapmak istediler kendileri için. Buğra hayalet yaptı Begüm ise pati :)

Böylece bir taşla iki kuş vurmuş oldum. Hem onların can sıkıntısı geçti ve çok eğlendiler, hemde doğum günü kurabiyeleri hazırlanmış oldu :)

Buğra'nın Futbol temalı 6 yaş doğum günü partisi için hazırlıklar başladı


 Parti süslemelerinin bir kısmını hazır aldım. Bana kalsa hepsini hazır alırdım ama maalesef yıl başı nedeniyle parti ürünleri satan dükkanlarda yeni yıl süslemelerine yer açılmış. Bu nedenle futbol temalı parti malzemelerinin çoğunu bulamadım. Bulabildiğim kadarını alabildim. Üstteki fotoğraftaki herşey parti dükkanından sadece en alttaki top kartonları ozalitcide kendim bastırdım ve kestim.


Pinyatayı hazır aldım, içini çocuklar birsürü şekerleme ve çikolata ile doldurdular :)


Bu futbol temalı çikolataları bulabilmem benim için büyük şans. Nereden buldunuz derseniz https://www.partipazar.com/my-football-cikolatasi


Doğum günü kurabiyelerinin hamurunu ben yaptım. Açıp yuvarlak şekillendirme işi tamamen Begüm ve Buğra'ya ait :) pişince de poşetleyip etiketlediler. Ben şeker hamuru ile süslemiyorum bu kurabiyeleri çünkü benim misafirlerimin hiçbiri şeker hamuru olduğu zaman yemiyor. Poşetleyip, etiketliyorum bu yüzden.


Bu futbol temalı mumları da parti pazardan sipariş etmiştim.


Bu deko kreppbander rulolarını herhalde 4 yıl falan oluyordur alalı. Ofix.com dan almıştım ama şu an satışlarında görünmüyor. Tüm temalı partilerde kullanılabilecek harika bir kurtarıcı süsleme ürünü bence. Çocuğunuz varsa, alın koyun kenara. İllaki lazım oluyor. Şu an nereden bulurum derseniz şöyle bir kontrol ettim ve n11 de var. Verdiğim linkte yer alıyor.
http://urun.n11.com/diger/folia-krapon-kagidi-10-rulo-5cm-x-10-m-10-renk-82109-P108516702?cid=604001&gclid=CjwKEAiA7ejCBRDlp8uF6ezPnjoSJAAPED7MTWI2Pvc3Cy2ATH1fTDNASBe1Li4-zLPz22BgSmhrQBoCxVnw_wcB&gclsrc=aw.ds


Bu parti süslerinin bir kısmı Eminönündeki Hilal Kağıtçılığın dükkanından aldım. Kika Joy diye de geçiyor isimleri. Web linklerinden eminönü telefon ve adresine ulaşabilirsiniz http://kika.com.tr/iletisim.aspx

Ürünlerin diğer kısmını da Parti dünyası mağazalarından temin ettim.


Servis grubu


Lolipop şekerlere etiketleri çocuklar kendileri yapıştırıp hazırladılar. Çok muntazam olmadı ama onların emekleri ve onlarının ellerinin değmiş olması yeterli benim için :)


Eminönü'nden düdük, kaynana dili vs gibi çocuklar için eğlencelik ufak ufak oyuncaklar aldım.


Meşale maytapsız ve konfetisiz bir parti düşünemiyorum zaten :)


Kütüphanede döktük hepsini yere bir kontrol ettik bakalım neler almışız nelerimiz varmış diye :) Pembe karton çantalara aldırmayın çünkü içinde ufak tefek şeyler gizli o yüzden oradalar :)



İki haftadır baş ağrılarımın nedenini bulmaya çalışmakla geçti günlerim. Bu 3. hafta ve hala ağrılarım devam ediyor ama migren güzergahında ilerliyor en azından. Son safha migren hastasıyım ve buna rağmen bu noktada şükrediyorsam düşünün ki nasıl bir baş ağrısı çekiyordum 2 haftadır. İki çocuk doğurdum ve ikisi de tamamen normal doğum ve öyle böyle doğumlar değillerdi. Ki ben o doğum sancılarına bile razıydım. İşte o derece çektim bu baş ağrılarını 2 haftadır.

Neyse Allah dağına göre kar verirmiş. Dayanabiliyoruz ki verdi. Vardır bunda da bir bildiği. Belki bu kadar ağrımasaydı ben asla beyin damarlarımda kireçlenme olduğunu öğrenemeyecektim. Takdir-i ilahi.

Yani diyeceğim ben bu partiyi konuştururdum ama maalesef sağlık sorunları damga vurdu. Daha süslemenin, fonun nasıl olacağına dair en ufak bir düşüncem bile yok. Nasıl süsleyeceğim, neyi nerede kullanacağım veya misafirlere açık büfe olarak ne hazırlayacağım hiç fikrim yok. Ki doğum günü için önümde sadece 3 gün var. Yani bu cumartesi evde yine en az 35 kişilik bir davetim olacak, baş ağrılarım tavan ve ben tamamen Allah'a sığınmış durumdayım. Bakalım nasıl olacak, nasıl bir parti çıkaracağım bu sefer ortaya.

Bir yandan önemli çünkü bu benim evde yaptığım son doğum günü partisi olacak bu parti. Bahar aylarında evi tadilata sokuyorum ve baştan aşağı değişecek Allah'ın izniyle. Ondan sonra artık parti falan veremem, kıyıpda o duvarlara yapıştıramam öyle şeyler :) ayrıca çocuklar büyüdü ve arkadaşları ile olmak istiyorlar. Bu nedenle önümüzdeki seneden itibaren parti evlerinde yapacağım artık doğum günü kutlamalarımızı.

Çok isterdim evdeki son doğum günü parti organizasyonumun bir şölen niteliğinde olmasını ama kısmet ne diyelim. Olduğu kadar, olmadığı kader...




17 Aralık 2016

Karman çorman bir kafa


Saat sabaha karşı 05:36  ve ben hala ayaktayım. Geçmiyor işte bu baş ağrıları. Verilen ilaçlarda şimdilik işe yaramadı ama zamanla belki sonuç verir. Sabah 7 den beri ayaktayım. Öğleden sonra 1 saat biraz uyuyabildim ilacın etkisiyle ama o kadar. Yine sabah olmak üzere, uykudan ölüyorum ama başımı yastığa koyamıyorum. Yattığım anda ağrı gözlerimden fışkıracakmış gibi oluyor. Ayakta iken en azından dayanabiliyorum. Fakat 11 de fotoğraf dersim var. Uyumam lazım dua ediyorum biraz olsun hafiflesin de uyuyabileyim diye.

Ben bu ara ne çok dua ediyorum. Dünya için, Ülkem için, insanlık için, ailem ve sevdiklerim için, en son kendim için. Sabah çocukları okula gönderince kahvemi yapıp son dakika haberlerine bir göz atıyorum. Her gün bir öncekinden daha kötü daha can yakıcı haberlerle dolu oluyor gündem. Sonra diğer blogger arkadaşları okuyorum biraz. Herkes korkuyor, herkes endişe içinde ve herkes hayatın daha da kötüye gideceğinden korkuyor. Yok, işte ben ondan korkmuyorum. Hayatta hiçbirşey stabil değil. Kötü giden günlerin ardından güzel günler gelir. Güzel günlerin ardından ise kötü günler. Bu devran böyle döner durur. Biz insanlarda yaşadığımız her olayda olduğu gibi hemen paniğe kapılma meyilinde olduğumuzdan gelir bu korku. Oysaki ne savaşlar geçmiş sadece bu topraklarda değil tüm dünyada ama insanoğlu bir şekilde yaşama devam edebilmiş. İnsan kötünün kötüsüne hazırlıklı ise baş etmesi daha kolay oluyor yaşadığı şeylerle. En azından ben hayatım boyunca bu mantıkla yaşadım. Zararını değil ama karını çok gördüm.

 Sadece daha duyarlı, daha mantıklı, daha empati içinde, daha barışçıl, daha sevgi dolu, dünyaya karşı daha bir olmalı. Şimdi deseler iki elindeki parmaklardan birini vereceksin. Niye vereyim ki hepsi benim parmaklarım. İşte bu ülke ve bu ülkede yaşayan herkes benim insanlarım. Şükürler olsun ki Allah bu topraklarda doğmayı nasip etmiş bana. İstiyorum ki sular durulsun, huzur gelsin, sükunet gelsin, sevgi saygı dolu günler gelsin. Ben şu ülkenin isteyipte gezemediğim her toprağını karış karış gezeyim, fotoğraflayayım. Doğuyu geziyim diyorum; aman şu ara karışık oralar, karadenizi geziyim diyorum aman kar kış kıyamet, hepsini geçtim taksime gideyim diyorum aman oralarda olaylar çok oluyor. Bir bırakın yahu. Ecel bu arkadaş ecel, insanın alnına ne yazıldıysa o geliyor başına. Ve o ecel zaman mekan dinlemez geleceği varsa her an her yerde gelir. İşte bu yüzden gezicem Allah'ın izniyle karış karış bu ülkeyi. Yeter ki sağlığım düzelsin.

İnsanın hamuru ile hayatın hamuru aynı. Nasıl bazen iyiyiz bazen kötü, hayatta öyle işte bazen iyi bazen kötü. Bu seneye kadar gayet sağlıklı idim bu sene hastalıklardan kurtulamaz oldum. Böylede yaşanıyor sonuçta.

Neyse nerden girdim nerden çıktım yine :) Evi hale yola koydum, mutfakta toparlandı. Anne olmanın kuralları bunlar. Evi gece yatmadan önce toparlayacaksın ki sabaha herşey yolunda olsun. Düzen önemlidir. Benim için ise biraz daha fazla önemli galiba :)  Bir gün bir arkadaşım gelmişti bana ve dedi ki '' kızım senin evin otel gibi'' nasıl yani dedim '' banyodaki havlular bile mum gibi simetrik bir şekilde duruyor'' :) beni çok güldürmüştü. Ben titiz biri değilim ama evet çok düzenli bir insanım.

Kafamın içi çarşamba pazarı gibi. Kesin bu yazıyı yarın okuyunca çok gülücem. Yine feci konudan konuya atlamışım diye amaaaaan neyse. Kafa benim blog benim. Evet biliyorum yüzlerce, binlerce insan okuyor ( Binlerce diyorum çünkü istatiklerimi biliyorum) yeri geliyor ama olsun daha iyi işte herkes kendi adına diyordur birşeyler. Al benden de o kadar, yuh artık, daha neler, evet oluyor öyle şeyler vss. gibi bir şeyler işte.

Bu arada buraya yorum yapmaya çekinip mail atan dostlar bazen gözümden kaçıyor mailleriniz. Cevap vermek için ise çok geç kalmış oluyorum gördüğümde. Kusuruma bakmayın lütfen. Hadi artık kaçtım ben, zira 3 saat sonra yollarda olmam lazım. Az buçuk uyumaya çalışayım. 

13 Aralık 2016

Hasta olmak korkutucu ve zor


Photo by Nursen Gürlü
Model ; Bendeniz 
Fotoğraf Kasım ayından. Nursen ile beraber Atatürk Arboretomuna fotoğraf çekmeye gitmiştik.

Sevmedim ben bu 2016 yılını. Getirdiklerinden çok götürdükleri var çünkü. 
Yorucu bir yıl oldu benim için. Başlayıpta bitiremediklerimle dolu, isteyip yapamadıklarımla dolu bir yıl 2016. 

Hepsinin ötesinde, ruhen ve özellikle bedenen çok yıprandığım bir yıl oldu. 15 gün sonra 39 yaşında olucam ve bu zamana kadar hayat benimle ben hayatla çok çetrefilli zamanlar geçirdik. Bazen o kazandı bazen ben. Hiç pes etmedim, hiç şikayet etmedim. Acı bir süreçten geçiyorsam vardır hakkın bir bildiği bizimde hatamız dedim. İyi bir süreçten geçiyorsam; şimarmamak lazım herşey yolunda diye kendimi sürekli telkin ettiğim. Hayat dediğin sıra dağlar gibi gelir gözüme hep, inişli çıkışlı. İnsan olmak tamda budur ya zaten.

Hepsi tamamda Kasım ayından bu yana işler biraz karışmaya başladı. Nasıl mı ? Sağlığım avuçlarımın içinden hızla kayar oldu. Farkedemeden, ne olduğunu anlamadan, dile getiremeden, telaşa kapılmamak adına sustuğum ama susup göz ardı ettikçe yatağa düştüğüm bir dönemdeyim. Tam iyileşiyorum bugün iyiyim diyorum 2 saat sonra hop yine herşey tersine dönmüş. 

Heleki şu son 1 haftadır tavan yaptık bu hastalık halleri. Saçımdan ayağıma kadar vücudumda sağlam olan bir tek hücrem kalmadı. Bir de anlayabilsek ne olduğunu. Bir hafta önce yine her zaman olduğu gibi migren atağım başladı bir öğleden sonra. Akşama doğru şiddetlendi. Gözlerimi bile açamaz, ayakta duramaz oldum. Sabaha kadar saat başı gözlerimden kan fışkırıyormuş gibi bir sancı ile hıçkıra hıçkıra ağlayarak uyandım ve her saat apranax fort içtim. Yok banamısın demedi. 

Sabah doktora gittim bu sefer başka bir özel hastaneye. Direk nöroloji doktoruna göründüm. Kadın sordu ben cevapladım. Acil diazem serum ve ağrı kesici iğne yaptılar odaya alıp. Orhan'ı aradım ve dedim böyle böyle çıkışta ararım gelirsin şimdi gelme işinden olma boşuna. Çocukları da okul servisi annene bıraksın. Bunu organize ettikten 15 dk sonra diazeminde etkisiyle uykuya dalmışım. Hemşire geldi; iyi iseniz çıkabilirsiniz dedi. Doktora uğradım dedim bu ne. Bu benim 20 yıldır çektiğim migren sancısı değil bu başka bir şey bunun altından başka bir hastalık çıkacak. Kadın bana migren atağı gibi görünüyor dedi. Dedim değil. Beni bir görüntüleme merkezine gönderdi ve emar istedi. Ertesi gün için randevu aldım. Ben dedim boyun düzleşmesi veya anevrizma falan gibi şeylerden şüpheleniyorum ama olabilir benimde aklıma geldi bu yüzden emarları görelim bir dedi. Serum sayesinde bu gece rahat edersin dedi. 

Orhan geldi, eve geçtik ve ben uyuya kaldım yine serumun etkisiyle. 4 saat uyumuşum ama beynim yerinden çıkıyormuş gibi bir sancıyla uyandım gözlerimi açamıyordum. Kalktım ve hemen bir alveres içtim geçmedi. Ardından bir apranax daha yine geçmedi, sonra bir apranax daha biraz dayanılabilir hale geldi. Çocukları getirdi Orhan. Ben oda da deli danalar gibi dolanıyorum başımı oradan oraya vuruyorum resmen. Sonra bir dolorex içtim. Orhan kafama masaj yaptı uykuya dalmışım gece 3 ben yine çığlıklar içindeyim ama bu sefer feryat figan dayanamıyorum. Üstümü giydim ve hemen acile gittik iğne olmaya. Çocuklar uyuyor. Onlar uyurken 15 dk gidip geldik fakat iğne banamısın demedi.  Sonunda saat başı ilaç içmeye karar verdim ve her saat farklı bir ağrı kesici. 5 adet farklı ağrı kesiciyi saat başı almaya başladım. Ayakta durmamı sağlıyor ama ağrıyı geçirmiyor yinede bunlar bile.  Görüntüleme merkezine gittim taksiyle ama takside atak gelince ağlamaya başladım ve taksici bile korktu ohalimi görünce. O ağrı ile emara girdim 20 dk. İyice başım fenalaştı. Raporlarıda ertesi gün veriyorlarmış. Neyse katlanıcaz bir gün daha diyerek eve döndüm. Saat başı ilaçlara devam. Bu arada midem allak bullak. 

Tekrar hastaneye gidip iğne oldum ama yok geçmiyor lanet olası ağrı. Enseden beyni deliyor sanki. Ertesi gün oldu ve doktora gitti. Mr sonuçları gelmiş. Sonuç; İleri derecede migren, akut sinüzit ve en kötüsü beyin damarlarımdan 3'ün de kireçlenme. 5 ay süre ile kullanacağım iki ilaç yazdı doktor. Migren tamam zaten bende vardı ama sinüzit ve özellikle beyin damarlarında kireçlenme baya üzdü beni.  

Neticede ağrım geçti mi ! Hayır hala devam ediyor ve hala saat başı olmasa da 2 3 saatte bir ilaç içiyorum. Anlamadığımda bu ya neden hala devam ediyor. Bir hafta oldu. Bu yüzden başka bir nöroloji uzmanına daha göstermeyi düşünüyorum sonuçları bu hafta. Bunun dışında 3 hafta önce tonsilit olmuş  iyileşmiştim ama 1 hafta yatmıştım. Dün baktım yine bademcikler şişmiş ve yine tonsilit olmak üzereyim. Bir hafta da bunun yüzünden sürünücem diye korkuyorum. Ha birde yaklaşık 6 aydır spor yapamıyordum dizlerimde acı yüzünden doktor yasaklamıştı. Jel sür buz koy deyip duruyordu doktor. Geçen hastaneye gittiğimde doktoruma sordum neden hala geçmedi dizlerim diye. Muayene etti. Herşey yolunda görünüyor dedi. Ne yolundası yahu bağdaş bile kuramıyorum, çömeldiğim yerden bir yere tutunmadan kalkamıyorum. Doktora bunu söyleyince tekrar muayene etti ve genetiksel olarak kireçlenme varmış. Dedim yahu yaşım 39 bu yaşta ne kireçlenmesi genetik dedi. Hay genetiğimin içine ...

Bunlar buraya yazabildiklerim bir de yazamadığım bazı kadınsal rahatsızlıklar var. Anlaşılacağı gibi baştan aşağı dökülüyorum. Umarım en kısa zamanda şu baş ağrılarım geçer ve altından başka bir hastalık çıkmaz. Şu an bu satırları yazarken bile beynim yerinden fırlayacakmış gibi oluyor. Bir de çocuklar okuldan döndüler. Annelik görevleri başlamak üzere. Bir tencere yemek yapmak bile zülum gibi gelir mi insana, ütü falan zaten aldı başını gidiyor. Bir evde anne hasta ise o evde yaşam resmen duruyor. Bizler iyi olalım ki evlerimizden huzur ve düzen eksik olmasın. 





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...