27 Ağustos 2016

Kusurlu kusursuzlar ...


Bundan birkaç ay önce Üsküdar sahilinde çekmiştim bu fotoğrafı. Günlük güneşlik bir İstanbul havasına kanıp gittiğim Üsküdar'da, bir anda rüzgar çıkmış, akabinde fırtınaya çevirerek şaşırtmıştı beni. Madem geldim bu sefer böyle olsun dedim ve fotoğraf çekmeye başladım. Başladım başlamasına da bu kez de yağmur bastırdı. Sahilde bir hışımla tripodlarını  toplamayan çalışan bir grup gördüm. Belli ki Üsküdar'ın o güzelim manzarasını yakalamak istediler ama yağmura yakalanınca kaçtılar. Ben ise devam ettim. 

Evet biliyorum yağmur fotoğraf makinesinin düşmanıdır ama o an bu umurumda değildi. O günü ve bana yaşattığın o havayı unutmayacağım Üsküdar.  O hava sayesinde ortaya çıkan bu kare ise  ''kusurlu kusursuzların'' en güzel örneği oldu. 

Şu anda saat sabaha karşı 04;17 ve bu satırları yazarken uykusuzluk ve yorgunluktan gözlerim kapanıyor ama migrenden dolayı kafamı yastığa koyamıyorum. Bu akşam evde kızımın doğum günü partisi vardı. Toplamda 30 küsür kişilik bir davet verdim. Ailemiz ve sevdiğimiz dostlarımızla beraber geçirdiğimiz harika bir akşam oldu. Akşam demek az kalır aslında, çünkü son misafirler yaklaşık 2 saat önce gittiler. Ev ahalisi uyuyor. Ben ise biraz ortalığı topladım ama asıl işi yarına bıraktım. Çünkü ev bildiğiniz talan halde :)  

Neyse hadi herkese iyi uykular, en çok da bana ...

25 Ağustos 2016

Sağanak yağmur ve gece...


Cem Adrian - Bugün sana bir şeyler anlatmam gerek DİNLEMEK İÇİN TIKLA 

An itibari ile saat sabaha karşı 03;13 ve ben sabahtan beri Begüm'ün cuma günü gerçekleşecek olan doğum günü partisinin craft süslemelerini kesip biçmekle uğraşıyorum. Bir kahve ve bir sigara ile verdiğim 10 dakikalık molada biraz yazayım istedim. 

Gök gürlüyor ve şimşek çakıyor. En sevdiğim melankolik havalardan biri. Eskiden, yani çocukluğumda olsa korkardım ama şimdi farklı, hemde öyle farklı ki bırak korkmayı içimdeki sıkıntıları alıp götürüyor. Bir yandan Cem Adrian dinliyor, diğer yandan ruhumu özgür bırakıyorum. Gece demek ruha özgürlük demek bende. Sadece ruha değil, aynı zamanda beyine de özgürlük. Off nasıl gök gürledi. Umarım çocuklar korkmaz yoksa bu uykusuz ve yorgun bedene sabahlama görevi düşer.

Bu yayınladığım fotoğrafa dalıp dalıp gidiyorum. Acaba ne düşünüyor, ne hissediyordu o anda bu at. Öyle güzeldi ki ! Seyisi, ben fotoğrafını çekerken ''fazla yaklaşmayın hırçındır, size zarar vermesin '' dedi. Oysa biz onunla öyle bir göz temasına girmiştik ki, bırakın zarar vermeyi sanki birbirimizi çok iyi anlıyor gibiydik. 

Tam şu anda muhteşem bir sağanak yağmur başladı. Pencereyi sonuna kadar açtım ve elimi dışarı uzatıp yağmuru selamladım. Çok güzel yağıyor çok. Temizliyor yine toprağı, havayı ve bizi. Bizi ''ruhlarımızı''



21 Ağustos 2016

Zaman dediğin


Son zamanlarda neler mi yapıyorum ? Hemen şöyle uzun uzun özetliyeyim size :) ya korkmayın o kadar uzun değil :)

Okullar kapandı kapanmasına ama bu seferde kızımın tenis dersleri hafta içi 4 gün sabahtan akşama kadar oldu. Bu arada oğlumda bu hafta ablası gibi tenise başladı. Aynı klupte kırmızı topta alt yapıda başladı oynamaya. Oğlumun dersleri 3 gün ve kızım gibi tüm gün değil 1,5 saatlik bir çalışma yapıyorlar. Bu nedenle orada olup onu beklemem gerekiyor. 

Çocuklarla ilgili kısım ; tenise götür getir, havuza götür sabahtan akşama kadar yüzün, sinema vs gibi geçiyor.

Haziran ayında kız kardeşimin hamileliği dolayısı ile Afyon'da bir baby shower parti organize ettim. Yakında onlarıda paylaşacağım burada. Semoş, yani kardeşim hamile ve doğumuna 3 hafta kaldı. Son 2 aydır bende kalyor doğumu İstanbul'da yapacağı için. Şu son 1 aydır onun hastane doğum odası süslemesi ile uğraşıyoruz. Teması, malzemelerin temini, elde yapılacakların hazırlanması hediyelikler falan vs bu telaşeyle geçiyor.

Tüm bunların arasına geçen hafta semoş için bir hamile fotoğraf çekimi yaptık Nursen ( görümcem) ile beraber Nezahat Gökyiğit Botanik Parkında. Harika bir çekim oldu. 3 saatlik bir zamanımız vardı. Üstüne üstlük tam çekime başladık yağmur bastırdı. Biraz açık havada biraz yağmurlu havada geçen yorucu ama keyifli bir çekim oldu. Ona dair fotoğraflarıda paylaşacağım sizinle.

Geçen hafta semoşun doğum günü idi. Bu sebeple; annemler, erkek kardeşim ve ailesi, biz ve semoş hep beraber yemeğe çıktık. Ailece geçirilen harika bir doğum günü yemeği oldu.

Bu akşama gelecek olursak; bu akşam da annemin doğum günüydü ve tüm aile eşrafını bizde topladım. Anneme aile içi sıcak bir kutlama hazırladık. 

Önümüzdeki hafta cuma akşamı ise kızımın 8 yaş doğum günü partisi olacak evde. Bu sene benden istediği parti teması shopkins oldu. Yahu arkadaşım niye benim çocuklarım Türkiye de olmayan temaları isterler ki şu doğum günleri için. Oyuncakları dışında hiçbir şeyi yok ülkemizde. Herşeyi yine kendim yapmak zorunda kaldım. Şuraya yazıyorum; daha öncekiler gibi ben bu partiyi yaparım 3 aya kalmaz shopkins temalı ürünlerle dolar ülke. Bilenleriniz hatırlayacaktır. Winx parti yaptığımda da hiçbirşey yoktu ve bir kaç aya kalmaz ürünler her yerde satılmaya başladı. Neyse başa gelen çekilir deyip yapacağım artık kaçarım yok :)

Evi tadilat yaptıracaktım ama bu yoğunluktan dolayı artık önümüzdeki bahara kaldı. Ha birde oğluma sünnet düğünü organize edecektim ama o da artık seneye okullar kapanınca Haziran da yapıcam inşallah.

Bana gelince ; spor son 3 aydır kör topal gidiyor. Üstüne 3 kilo aldım bile :(((  Fotoğraf merakım baki. Pek üstünde duramıyorum ama semoş vesilesi ile yine çekim yapma şansım oldu tabi. Şimdilik bu kadarı da yeter. Zaten Eylül-Ekim döneminde kurslara tekrar devam edicem. Fotoğrafa dair şimdilik bol bol okuyarak, videolar izleyerek yetiniyorum. Çok seviyorum ama çok fotoğraf çekmeyi. Gördüğümü anlatmak yerine göstermek müthiş bir şey. Şimdilik en başındayım ama zamanla herşey daha iyi olacak inşallah fotoğrafa dair. 

Çünkü verdiği his harika. Bir kere tam bana göre. Neden mi ? Yalnız yapılan bir şey olmasından dolayı. Çoğu kadının aksine ben alışverişi bile yalnız yapmayı severim. Bir cafede oturup kitap okuyup kahvemi yudumlamayı, şehrin sokaklarını sırtımda çantamla deli divane yalnız arşınlamayı, sinemayı yalnız izlemeyi. sadece kendim için özel bir yemek hazırlayıp masa kurmayı, sözün özü kendimle geçirdiğim saatleri daha başka severim ve daha büyük keyif alırım.

Neyse bu gecelik benden bu kadar şimdi biraz çizim tasarlamam lazım parti teması için. Bana müsaade. İyi geceler olsun :)

17 Ağustos 2016

KARTEPE - ŞUBAT 2016


















Şubat ayında 2 aile Kartepe'ye gittik. Nursen'le aklımızdan geçen kartepe'yi fotoğraflamaktı aslında. Fakat tepeye çıktığımızda sis bastığını gördük her yerin. Biz şans olsa zaten :)

Telesiyej ile tepeye çıkınca birşeyler yiyelim dedik. Mekanın içine girer girmez sobayı gördüm ve tünedim tepesine. Bana soba de gerisini düşünme :) anlatamam nasıl sevdiğimi şu sobaları. Yamacında ısın, tepesinde çamaşır kurut, üstüne kestane çiz koy, bir de çay demleyip koydun mu off. Hazır bu hızla külüne de küçük patatesler göm off nasıl özledim o çocukluğumu.

Neyse ardından aşağı iner inmez çocuklar kızak kaymak istedi. Bende hemen hepsine birer tane kiraladım başladı eğlence :)

15 Ağustos 2016

'' GECE ''


Geceyi başka sevmişimdir her zaman. İnsanı kendine anlatır, yalnızlığın hiç de kötü bir şey olmadığını hissettirir. Hele de yalnızlığı seviyorsanız, gece konuşur sizinle. Neler oldu biliyor musun diye başlar seni sana anlatmaya.

Önce bir özet geçer. Sonra ise bir muhasebeci gibi başlar her bir detayın sağlamasını yapmaya. İyisiyle kötüsüyle önüne serer bir bir tüm yaşananları. O anlatır sen dinlersin ve dersin ki ''evet yaşamışım hayatı''.

Severim geceyi ve getirdiklerini en çok da yalnızlığını, huzurunu.

Biz kadınların, özellikle annelerin en çok yaptığı şeydir listeleri. Her gece neredeyse tekrar tekrar aklımızdan geçer o listeler. Kızın doğum günü partisini organize et, oğlanın doktor randevusunu unutma, ütüye tamire gönder, kuru temizlemeyi atlama, mutfak alışverişi yap, tatili organize et, of düğünde ne giyilecek, şu puzzle bitir ve ortadan kaldır, evlilik yıl dönümü için program yap vs vs...
Bu listeler her gece döner durur beynimizde. Liste bakidir içeriği değişir sadece.

Ya sen dersin bir an kendine, sen ne istiyorsun ? Cevap gecikmez ; sadece huzur. Huzur, anneliğin getirdiği hengamenin içinde kadının en çok ihtiyaç duyduğu şeydir. Huzur, içinde birçok şeyi barındırır. Yenilenme, tazelenme, enerji depolama, taze kan gibi gelir insana. Bize lazım olan sadece huzurdur aslında.

Kitaplara gömülmek kafamı kaldırmadan saatlerce okuyabileceğim zamanlar arıyorum en çok da bu ara. Çocukların evde olduğu bu dönemde zor ama okullar açılır açılmaz yapacağım ilk şey herhalde. Elbette şimdide okuyorum ama bir gecede 600 sayfa okuduğum günleri bilirim. Şu aralar ise 6-7 sayfayı anca okuyacak zaman bulabiliyorum.

Neyse oradan girdim buradan çıktım ama sözün özü gece iyidir. Hadi şimdilik herkese iyi geceler...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...