17 Aralık 2016

Karman çorman bir kafa


Saat sabaha karşı 05:36  ve ben hala ayaktayım. Geçmiyor işte bu baş ağrıları. Verilen ilaçlarda şimdilik işe yaramadı ama zamanla belki sonuç verir. Sabah 7 den beri ayaktayım. Öğleden sonra 1 saat biraz uyuyabildim ilacın etkisiyle ama o kadar. Yine sabah olmak üzere, uykudan ölüyorum ama başımı yastığa koyamıyorum. Yattığım anda ağrı gözlerimden fışkıracakmış gibi oluyor. Ayakta iken en azından dayanabiliyorum. Fakat 11 de fotoğraf dersim var. Uyumam lazım dua ediyorum biraz olsun hafiflesin de uyuyabileyim diye.

Ben bu ara ne çok dua ediyorum. Dünya için, Ülkem için, insanlık için, ailem ve sevdiklerim için, en son kendim için. Sabah çocukları okula gönderince kahvemi yapıp son dakika haberlerine bir göz atıyorum. Her gün bir öncekinden daha kötü daha can yakıcı haberlerle dolu oluyor gündem. Sonra diğer blogger arkadaşları okuyorum biraz. Herkes korkuyor, herkes endişe içinde ve herkes hayatın daha da kötüye gideceğinden korkuyor. Yok, işte ben ondan korkmuyorum. Hayatta hiçbirşey stabil değil. Kötü giden günlerin ardından güzel günler gelir. Güzel günlerin ardından ise kötü günler. Bu devran böyle döner durur. Biz insanlarda yaşadığımız her olayda olduğu gibi hemen paniğe kapılma meyilinde olduğumuzdan gelir bu korku. Oysaki ne savaşlar geçmiş sadece bu topraklarda değil tüm dünyada ama insanoğlu bir şekilde yaşama devam edebilmiş. İnsan kötünün kötüsüne hazırlıklı ise baş etmesi daha kolay oluyor yaşadığı şeylerle. En azından ben hayatım boyunca bu mantıkla yaşadım. Zararını değil ama karını çok gördüm.

 Sadece daha duyarlı, daha mantıklı, daha empati içinde, daha barışçıl, daha sevgi dolu, dünyaya karşı daha bir olmalı. Şimdi deseler iki elindeki parmaklardan birini vereceksin. Niye vereyim ki hepsi benim parmaklarım. İşte bu ülke ve bu ülkede yaşayan herkes benim insanlarım. Şükürler olsun ki Allah bu topraklarda doğmayı nasip etmiş bana. İstiyorum ki sular durulsun, huzur gelsin, sükunet gelsin, sevgi saygı dolu günler gelsin. Ben şu ülkenin isteyipte gezemediğim her toprağını karış karış gezeyim, fotoğraflayayım. Doğuyu geziyim diyorum; aman şu ara karışık oralar, karadenizi geziyim diyorum aman kar kış kıyamet, hepsini geçtim taksime gideyim diyorum aman oralarda olaylar çok oluyor. Bir bırakın yahu. Ecel bu arkadaş ecel, insanın alnına ne yazıldıysa o geliyor başına. Ve o ecel zaman mekan dinlemez geleceği varsa her an her yerde gelir. İşte bu yüzden gezicem Allah'ın izniyle karış karış bu ülkeyi. Yeter ki sağlığım düzelsin.

İnsanın hamuru ile hayatın hamuru aynı. Nasıl bazen iyiyiz bazen kötü, hayatta öyle işte bazen iyi bazen kötü. Bu seneye kadar gayet sağlıklı idim bu sene hastalıklardan kurtulamaz oldum. Böylede yaşanıyor sonuçta.

Neyse nerden girdim nerden çıktım yine :) Evi hale yola koydum, mutfakta toparlandı. Anne olmanın kuralları bunlar. Evi gece yatmadan önce toparlayacaksın ki sabaha herşey yolunda olsun. Düzen önemlidir. Benim için ise biraz daha fazla önemli galiba :)  Bir gün bir arkadaşım gelmişti bana ve dedi ki '' kızım senin evin otel gibi'' nasıl yani dedim '' banyodaki havlular bile mum gibi simetrik bir şekilde duruyor'' :) beni çok güldürmüştü. Ben titiz biri değilim ama evet çok düzenli bir insanım.

Kafamın içi çarşamba pazarı gibi. Kesin bu yazıyı yarın okuyunca çok gülücem. Yine feci konudan konuya atlamışım diye amaaaaan neyse. Kafa benim blog benim. Evet biliyorum yüzlerce, binlerce insan okuyor ( Binlerce diyorum çünkü istatiklerimi biliyorum) yeri geliyor ama olsun daha iyi işte herkes kendi adına diyordur birşeyler. Al benden de o kadar, yuh artık, daha neler, evet oluyor öyle şeyler vss. gibi bir şeyler işte.

Bu arada buraya yorum yapmaya çekinip mail atan dostlar bazen gözümden kaçıyor mailleriniz. Cevap vermek için ise çok geç kalmış oluyorum gördüğümde. Kusuruma bakmayın lütfen. Hadi artık kaçtım ben, zira 3 saat sonra yollarda olmam lazım. Az buçuk uyumaya çalışayım. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...