2 Eylül 2016

Beyin fırtınası...


Birbiri ardına gelir ya bazen herşey, işte tam öyle günler yaşıyorum. Umduğumdan daha yoğun geçen şu son 3 ayın son demlerini yaşıyor olayım artık. Çünkü kafa bedenle bir gitmez oldu. Kafa dolu, durmadan listeler çıkarıyor kendine ama bedenin o listelere yetişme olasılığı % 30 civarında. 

Şu 3 aydır; Afyon'a git ( kız kardeşim için baby shower organize et ), Ramazan, Antalya'ya tatile git ( Allah'tan bu sene otel tatilini tercih etmişiz. Hoş son günü Aspendos'u , Kurşunlu ve Manavgat şelalelerini falan gezdik fotoğraflamak için ama :) ), Semoşun hamilelik fotoğraf çekimi, Semoşun hastane doğum odasını süsleme ve hazırlıkları, Semoşun doğum günü, annemin doğum günü, kızım için geçen hafta organize ettiğim doğum günü partisi vs.. bu liste bitmez. Önümde bir tek 4 sonra doğum yapacak olan kız kardeşimin o güzel günü kaldı.

Tüm bu telaşeler arasında; kızımın ve oğlumun tenis dersleri, kızımın tenis turnuvaları, günlük hayatın kendi telaşesi, dostlar, misafirler, gezmeler, fotoğraf.

Peki listeler bitiyor mu ?  Maalesef ki hayır. Artık aklımda tutamaz oldum. Bu yüzden not tutmaya başladım. Çocuklar için dişçiden randevu al, Yarım bıraktığın AÖF de kalan şu son 4 dersin için kayıt yenilemeyi unutma ve üniversiteyi bitir, İfsak da yarım kalan fotoğraf derslerine yeniden kayıt ol, Sporu çok boşladın onu düzenle, mutfak evyesini yenile, yerlere derz dolgu yaptır, pimapenciyi çağır bozuk olanları tamir ettir, çocukların bisikletlerini bakıma götür, kendin için dişçiden randevu al, durmadan aldığın onlarca kitabı okumak için ayırdığın zamanı arttır vs. ayy yazarken yoruldum bir de bunları halletmek var. 

Ev ile ilgili ayrıntıları yazmıyorum bile. Ufak tefek tonla iş. Mesela bugün sabahtan beri sadece mutfağı temizlemek ve düzenlemekle uğraştım. Malum doğum günü telaşı nedeni ile ve parti akşamı sonrası herkes eline geleni herhangi bir yere koyduğu için tek tek dolapları düzenlemem gerekti. Tabi düzenlerken yağ çözücü ve cifle kırkladım resmen dolapları. Olsun içime sindi ya yaptığım iş, ne kadar zaman aldığının önemi yok.

Kafamın içi karmakarışık ve yorgun. Son 2 aydır bayılmalarım yeniden kendini gösterdi. Uzun süredir olmuyordu. Artık geçti kurtuldum derken tekrarlaması biraz canımı sıkıyor tabi. En son doktor kontrolümde uykumda kalbimin duruyor olmasından şüphelenmiş ve Siyami Ersek hastanesine gidip göğsüme bir alet taktırmamı ve o aletle 24 saat geçirmem gerektiğini söylemişti doktor. Anlamak istediği işte, gece uyurken kalbim anlık duruyor mu ! Yaptırmamıştım. Bayılmalar tekrarlayınca korkmadım değil. Bakalım, bir fırsatını bulup tekrar görünmeli doktora.

Ne hayatın telaşesi bitiyor, nede zaman. Biten tek şey biziz. 

Şu an bu satırları Semoşun laptopundan yazıyorum. Çünkü 2 gün önce laptopum arızalandı. Birden ekran simsiyah oldu ve bir daha açılmadı. Laptop umurumda değil de, 2013 den bu yana çektiğim tüm fotoğraflar laptopdaydı. Belleğe almamıştım bir kopyalarını. Bugün, yarın derken laptopda kalmıştı tüm fotoğraflar. Yarın götürücem bilgisayarcıya bakalım ne diyecekler. Umarım fotoğrafları kurtarırız. Çocuklarıma, aileme, tüm sevdiklerime ait biriktirdiğim anılar dolu o fotoğraflarda. Kaybedersem gerçekten  çok üzülürüm. 

Şu olay bile insana ''bugünün işini yarına bırakma'' diyor. Eskiler doğru söylemişler ne söylemişlerse. Bizler, eski insanların çoğu düşünce ve uygulamalarına burun kıvırıyoruz ama tilki gibi dönüp dolaşıp kürkçü dükkanında buluyoruz kendimizi. 

Son olarak 15 Temmuz da Ülke olarak yaşadığımız o kötü günü ( adını bile anmak istemiyorum) ne düşünmek, ne konuşmak, nede yazmak istemiyorum. Tek söylemek istediğim; Biz dünya üzerindeki hiçbir ülkeye ve o ülkelerin insanlarına benzemeyiz. Kökü olan, geçmişi olan, temeli olan bir milletiz. Kimliğini sonradan bulan ülkeler gibi değiliz. Sonradan olma değil anadan doğma Türküz, milletiz. Bir elin parmakları gibi, hem birbirimizden farklıyız, hemde bir bütünün parçalarıyız. Biz bir aileyiz. Bir aile fertleri nasıl yaşarsa öyle yaşarız. Kızarız, anlaşamayız, küseriz, barışırız, ağlarız, güleriz ama ne olursa olsun biz biriz. Bunun en güzel örneğini de meydanlarda gösterdik. Evet kolay kafamız karışırız, kolay kanarız ama sonunda dimdik ayağa kalkar tekrar millet oluruz. Bizi sadece biz yıkarız. Bunu bizde, dünya da biliyor. Lakin bilinmesi gereken bir diğer şey her yıkılışının akabinde tekrar devlet kurmuş bir milleti diğer ülkeler gibi sanıp yok etmeye çalışmak sadece bunu düşünenlerin pembe hayal güçleridir. Bu yüzden ne gelecekten endişem var, ne de aileme yani milletime karşı bir güvensizliğim. 

Bir yandan Karadeniz müziğinin en sevdiğim seslerinden biri olan Ali Baran TIKLA ve DİNLE dinliyorum. Yahu arkadaş eğer reenkarnasyon gerçekse eğer ben önceki hayatımda ya karadenizliymişim, yahut da çingene. İkisininde müziği insanın kanına işliyor. Bazen diyorum; müziği hiç bırakmasaydım.
Neyse, artık uyumam lazım sabah erkenden çocukları tenise götürmem lazım. Hadi iyi uykular cümleten :)



3 yorum:

  1. Hayatta tüm yorgunluktan böyle tatlı koşuşturmalar yüzünden olsun. Ama bayılma işini hafife alma lütfen o bambaşka bişey.
    Bu arada seni gördüğüme inanılmaz sevindim.:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım, bende çok sevindim. Blog haric diğer tüm sosyal medya hesaplarından çekildim. Hal böyle olunca tabi neredeyse tüm dostlarla iletişimim koptu. Bir tek blogda devam ediyorum. Burayı bırakamam blog başka bir dünya en iyi sen bilirsin. Tüm koşuşturmacalar içinde biraz yorgun düstüm. Bu yazı ondan galiba :) En kısa zamanda doktor kontrollerine başlayacağım. Şu son haftayı ve bayramı atlatayım bir bakalım. Çok öpüyorum seni :)

      Sil
    2. Mutlaka irtibatta olalım. Ben de seni çok öpüyorum:)

      Sil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...