27 Haziran 2016

HAREKET HALİ


Gecenin bu saati estiler yine. Kalk diyor bir şey, düş yollara yine. Daha geçen ay 4 güne 4 şehir gezisi sığdırdık. Amasya, Çorum, Tokat ve Ankara. Onun yazısını da yakında hazırlarım. Tamam; sevgili de bende gezmeyi severiz ve hep gezerdik ama benim bu fotoğraf merakım yüzünden biraz daha fazla nokta belirler olduk bu seyahatlerimizde. Bir de gördüğüm her kareyi fotoğraflamak istemem yüzünden yol boyunca kaç kez duruyoruz ben bile inanamıyorum. Hadi ben keyif alıyorum ama sevgili ve çocuklar beni beklemek zorunda kalıyorlar ama sağolsunlar hiçbiri sorun yaratmıyor.

İnsan neyden keyif alıyorsa peşine düşmeli. Emek vermeli, zaman vermeli, eğer seviyorsan o an seni mutlu ettiğini hissediyorsan üstüne üstüne gitmeli. Sosyal medyadan uzaklaşınca daha bir zamanımı alır oldu fotoğraf. Sürekli okuyorum, sürekli çekiyorum. Ha birde çevremde ki herkes hep aynı şeyi soruyor '' Makinan hep yanında mı böyle'' evet hep yanımda. Hatta başka çanta kullanmıyorum. Çünkü ne zaman ne yakalayacağı belli olmuyor insanın. Öyle fotoğraflar çekiyorum ki ama paylaşmak konusuna gelince eliyorum bazılarını sadece bana kalsın istiyorum. Bazılarını ise burada paylaşacağım zamanla. Tanıyanlar bilir beni; bir şeyi çok sevdiysem suyunu çıkarana kadar gecemi gündüzümü veririm. Okurum, araştırırım, bazen aylar bazen yıllar sürer ama doyuma ulaştığım anda tamamdır. Olmuştur ve artık doyuma ulaşmışımdır. İşte tam o noktada artık eskisi kadar cezbetmez ve bir kenara bırakıp yeni hobiler peşine düşerim. Bugüne kadar vazgeçmediğim ve bırakmadığım tek şey fitness oldu. Bakalım fotoğraf ne kadar sürecek. Eğer bıkmaz, aksine her geçen gün beni daha da heyecanlandıran bir şekilde devam ederse işte o zaman level atlarım ve kafamda o zaman için oluşturduğum projeyi hayata geçiririm. Yani hobi olmanın ötesine geçer.

Anneliğin yoğun geçen 8 yılının ardından insan kendine kalan zamanı boşa harcamak istemiyor. Ben hiçbir zaman sadece soluk alıp verdiğim günler yaşamadım. Hep bir işe yaramalıydı yaşadığım her gün. Bir amacı olmalıydı. Geçenlerde 20 küsür senelik eski bir dostumla buluştum. Hemde rahat 12-13 yıldır görüşemiyorduk. Sohbet sohbeti açtı Hüseyin ''küçükken; büyüyünce ne olacaksın diye sorduklarında turist olucam derdim'' dedi. Kendisi Erzincan'lı. Uzun süre  İstanbul da yaşadıktan sonra tekrar Erzincan'a yerleşti ve işini de oraya taşıdı. Bunca yıldır bu yüzden görüşemedik. Aynı zamanda muhteşem bir fotoğrafçıdır. Şimdi işi gücü bırakmış fotoğrafın peşinde. Birde yeni bir film projesi var. Kendi filmini yapacak inşallah. Aslında öyle isterdim ki onun hayatını kaleme almayı. Tam kitaplık bir hayat. Neyse bende dedim ki ; bana büyüyünce ne olmak istediğimi sorduklarında ''özgür olmak istiyorum'' derdim. Kafamdaki özgürlük kavramı ( orta okul yaşlarında tabi ) istediğin aman istediğin yere gidebilmek ve dünyayı görmekti.

Evet bir çok şehir bir çok ülke gezdim ama bunun doyumu yok. İnsanları seviyorsanız onlara dair hayatın her karesine elinizden geldiğince şahit olmak istiyorsunuz. Hemde dünyanın her yerindeki insanlar ve yaşamlar arasında. Kısmet; bakalım daha ne kadarına şahitlik edebileceğim !

Şu ara yine kitaplara gömüldüm. Fotoğraf araştırmalarıma ait okumalarım dışında yine değişik tarzlar, ilk kez okunan yazarlar, beğenilen veya bana pek hitap etmeyen romanlar. Okuyorum, fotoğraf çekiyorum, spor yapıyorum ve olmazsa olmazım olan sinema izliyorum. Film arşivim ve hafızam malum :) Sinema filmi ile ilgili ayrı bir yazı yazacağım zaten. O başlı başına ayrı bir konu ve keyif benim için.

E hadi bakalım bu gecelik benden bu kadar. Saat sabahın 04;29 u. Sahur yapıldı, ev toplandı, Afyon'dan semoş geldi biraz önce ve sohbet edildi. Yat borusu çalıyor :) iyi geceler olsun hepimize yada sabahlar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...