28 Aralık 2016

Yeni yıl alışverişi



2016'yı hiç de iyi geçirmedik. Hem aile, hem ülke, hemde dünya  olarak. 2017 den ümitli olmamız lazım evet ama benim ok inandığım bir söz vardır ''gelen gideni aratır diye''. Umarım bu söz 2017 için geçerli olmaz ve tüm insanlık için en önemli şeyin yani tüm dünyada huzurun yer aldığı bir sene olur.

Her şey yaşanırken acı veriyor insana, üstünden az da olsa zaman geçmeye görsün rutinimize dönüyoruz. Dönmeliyiz de. Bu bence bir şeylere alışmak değil bazı insanların dediği gibi bu hayattan kopmamak.

Kız kardeşim geldi Afyon'dan geçtiğimiz cumartesi Buğra'nın doğum günü partisi için. ( Geçtiğimiz cumartesi günü evde 40 kişiden oluşan bir parti vardı. Buğra'nın 6 yaş doğum günü partisi. Ona ait yayını sonra yapacağım. Fotoğrafları elemek lazım bir ve bu nasıl zaman alıyor bilen bilir :) ) 10 gün kadar kalacak bizde ve bu sayede hem birbirimize hemde minnak yeğenim Aslan'a doyacağız. Aslan henüz 3 aylık bir baby ve 41 kere maşallah ok tatlı.

Dün semoşla şöyle bir yeni yıl alışverişine kaçalım dedik. Benim çocuklar okulda, Aslan'da anneannesi ile evde kaldı. Bizde abla kardeş kız kıza hem alışveriş yaptık ( herkese yeni yıl hediyeleri aldık ) sonra ise biraz kahve keyfi yaptık. Özlemişiz, ne çok konu oluyor konuşacak özleyince insan özlediği kişi ile. 

21 Aralık 2016

Doğum günü parti kurabiyeleri çocuklardan :)
















Ödevlerini yapmış oyalanıyorlar, bir yandan bana '' anne canımız sıkılıyor '' diyorlardı. Bende çaktırmadan bir kurabiye hamuru hazırladım. Doğum günü için zaten yapacaktım. Hamuru hazırlayıp çocukları çağırdım, çok sevindiler. Hamur benden geri kalan; hamuru açma, şekillendirip tepsiye dizme onlardan :)
Son iki minik parça hamur ile kendileri şekilli bir şey yapmak istediler kendileri için. Buğra hayalet yaptı Begüm ise pati :)

Böylece bir taşla iki kuş vurmuş oldum. Hem onların can sıkıntısı geçti ve çok eğlendiler, hemde doğum günü kurabiyeleri hazırlanmış oldu :)

Buğra'nın Futbol temalı 6 yaş doğum günü partisi için hazırlıklar başladı


 Parti süslemelerinin bir kısmını hazır aldım. Bana kalsa hepsini hazır alırdım ama maalesef yıl başı nedeniyle parti ürünleri satan dükkanlarda yeni yıl süslemelerine yer açılmış. Bu nedenle futbol temalı parti malzemelerinin çoğunu bulamadım. Bulabildiğim kadarını alabildim. Üstteki fotoğraftaki herşey parti dükkanından sadece en alttaki top kartonları ozalitcide kendim bastırdım ve kestim.


Pinyatayı hazır aldım, içini çocuklar birsürü şekerleme ve çikolata ile doldurdular :)


Bu futbol temalı çikolataları bulabilmem benim için büyük şans. Nereden buldunuz derseniz https://www.partipazar.com/my-football-cikolatasi


Doğum günü kurabiyelerinin hamurunu ben yaptım. Açıp yuvarlak şekillendirme işi tamamen Begüm ve Buğra'ya ait :) pişince de poşetleyip etiketlediler. Ben şeker hamuru ile süslemiyorum bu kurabiyeleri çünkü benim misafirlerimin hiçbiri şeker hamuru olduğu zaman yemiyor. Poşetleyip, etiketliyorum bu yüzden.


Bu futbol temalı mumları da parti pazardan sipariş etmiştim.


Bu deko kreppbander rulolarını herhalde 4 yıl falan oluyordur alalı. Ofix.com dan almıştım ama şu an satışlarında görünmüyor. Tüm temalı partilerde kullanılabilecek harika bir kurtarıcı süsleme ürünü bence. Çocuğunuz varsa, alın koyun kenara. İllaki lazım oluyor. Şu an nereden bulurum derseniz şöyle bir kontrol ettim ve n11 de var. Verdiğim linkte yer alıyor.
http://urun.n11.com/diger/folia-krapon-kagidi-10-rulo-5cm-x-10-m-10-renk-82109-P108516702?cid=604001&gclid=CjwKEAiA7ejCBRDlp8uF6ezPnjoSJAAPED7MTWI2Pvc3Cy2ATH1fTDNASBe1Li4-zLPz22BgSmhrQBoCxVnw_wcB&gclsrc=aw.ds


Bu parti süslerinin bir kısmı Eminönündeki Hilal Kağıtçılığın dükkanından aldım. Kika Joy diye de geçiyor isimleri. Web linklerinden eminönü telefon ve adresine ulaşabilirsiniz http://kika.com.tr/iletisim.aspx

Ürünlerin diğer kısmını da Parti dünyası mağazalarından temin ettim.


Servis grubu


Lolipop şekerlere etiketleri çocuklar kendileri yapıştırıp hazırladılar. Çok muntazam olmadı ama onların emekleri ve onlarının ellerinin değmiş olması yeterli benim için :)


Eminönü'nden düdük, kaynana dili vs gibi çocuklar için eğlencelik ufak ufak oyuncaklar aldım.


Meşale maytapsız ve konfetisiz bir parti düşünemiyorum zaten :)


Kütüphanede döktük hepsini yere bir kontrol ettik bakalım neler almışız nelerimiz varmış diye :) Pembe karton çantalara aldırmayın çünkü içinde ufak tefek şeyler gizli o yüzden oradalar :)



İki haftadır baş ağrılarımın nedenini bulmaya çalışmakla geçti günlerim. Bu 3. hafta ve hala ağrılarım devam ediyor ama migren güzergahında ilerliyor en azından. Son safha migren hastasıyım ve buna rağmen bu noktada şükrediyorsam düşünün ki nasıl bir baş ağrısı çekiyordum 2 haftadır. İki çocuk doğurdum ve ikisi de tamamen normal doğum ve öyle böyle doğumlar değillerdi. Ki ben o doğum sancılarına bile razıydım. İşte o derece çektim bu baş ağrılarını 2 haftadır.

Neyse Allah dağına göre kar verirmiş. Dayanabiliyoruz ki verdi. Vardır bunda da bir bildiği. Belki bu kadar ağrımasaydı ben asla beyin damarlarımda kireçlenme olduğunu öğrenemeyecektim. Takdir-i ilahi.

Yani diyeceğim ben bu partiyi konuştururdum ama maalesef sağlık sorunları damga vurdu. Daha süslemenin, fonun nasıl olacağına dair en ufak bir düşüncem bile yok. Nasıl süsleyeceğim, neyi nerede kullanacağım veya misafirlere açık büfe olarak ne hazırlayacağım hiç fikrim yok. Ki doğum günü için önümde sadece 3 gün var. Yani bu cumartesi evde yine en az 35 kişilik bir davetim olacak, baş ağrılarım tavan ve ben tamamen Allah'a sığınmış durumdayım. Bakalım nasıl olacak, nasıl bir parti çıkaracağım bu sefer ortaya.

Bir yandan önemli çünkü bu benim evde yaptığım son doğum günü partisi olacak bu parti. Bahar aylarında evi tadilata sokuyorum ve baştan aşağı değişecek Allah'ın izniyle. Ondan sonra artık parti falan veremem, kıyıpda o duvarlara yapıştıramam öyle şeyler :) ayrıca çocuklar büyüdü ve arkadaşları ile olmak istiyorlar. Bu nedenle önümüzdeki seneden itibaren parti evlerinde yapacağım artık doğum günü kutlamalarımızı.

Çok isterdim evdeki son doğum günü parti organizasyonumun bir şölen niteliğinde olmasını ama kısmet ne diyelim. Olduğu kadar, olmadığı kader...




17 Aralık 2016

Karman çorman bir kafa


Saat sabaha karşı 05:36  ve ben hala ayaktayım. Geçmiyor işte bu baş ağrıları. Verilen ilaçlarda şimdilik işe yaramadı ama zamanla belki sonuç verir. Sabah 7 den beri ayaktayım. Öğleden sonra 1 saat biraz uyuyabildim ilacın etkisiyle ama o kadar. Yine sabah olmak üzere, uykudan ölüyorum ama başımı yastığa koyamıyorum. Yattığım anda ağrı gözlerimden fışkıracakmış gibi oluyor. Ayakta iken en azından dayanabiliyorum. Fakat 11 de fotoğraf dersim var. Uyumam lazım dua ediyorum biraz olsun hafiflesin de uyuyabileyim diye.

Ben bu ara ne çok dua ediyorum. Dünya için, Ülkem için, insanlık için, ailem ve sevdiklerim için, en son kendim için. Sabah çocukları okula gönderince kahvemi yapıp son dakika haberlerine bir göz atıyorum. Her gün bir öncekinden daha kötü daha can yakıcı haberlerle dolu oluyor gündem. Sonra diğer blogger arkadaşları okuyorum biraz. Herkes korkuyor, herkes endişe içinde ve herkes hayatın daha da kötüye gideceğinden korkuyor. Yok, işte ben ondan korkmuyorum. Hayatta hiçbirşey stabil değil. Kötü giden günlerin ardından güzel günler gelir. Güzel günlerin ardından ise kötü günler. Bu devran böyle döner durur. Biz insanlarda yaşadığımız her olayda olduğu gibi hemen paniğe kapılma meyilinde olduğumuzdan gelir bu korku. Oysaki ne savaşlar geçmiş sadece bu topraklarda değil tüm dünyada ama insanoğlu bir şekilde yaşama devam edebilmiş. İnsan kötünün kötüsüne hazırlıklı ise baş etmesi daha kolay oluyor yaşadığı şeylerle. En azından ben hayatım boyunca bu mantıkla yaşadım. Zararını değil ama karını çok gördüm.

 Sadece daha duyarlı, daha mantıklı, daha empati içinde, daha barışçıl, daha sevgi dolu, dünyaya karşı daha bir olmalı. Şimdi deseler iki elindeki parmaklardan birini vereceksin. Niye vereyim ki hepsi benim parmaklarım. İşte bu ülke ve bu ülkede yaşayan herkes benim insanlarım. Şükürler olsun ki Allah bu topraklarda doğmayı nasip etmiş bana. İstiyorum ki sular durulsun, huzur gelsin, sükunet gelsin, sevgi saygı dolu günler gelsin. Ben şu ülkenin isteyipte gezemediğim her toprağını karış karış gezeyim, fotoğraflayayım. Doğuyu geziyim diyorum; aman şu ara karışık oralar, karadenizi geziyim diyorum aman kar kış kıyamet, hepsini geçtim taksime gideyim diyorum aman oralarda olaylar çok oluyor. Bir bırakın yahu. Ecel bu arkadaş ecel, insanın alnına ne yazıldıysa o geliyor başına. Ve o ecel zaman mekan dinlemez geleceği varsa her an her yerde gelir. İşte bu yüzden gezicem Allah'ın izniyle karış karış bu ülkeyi. Yeter ki sağlığım düzelsin.

İnsanın hamuru ile hayatın hamuru aynı. Nasıl bazen iyiyiz bazen kötü, hayatta öyle işte bazen iyi bazen kötü. Bu seneye kadar gayet sağlıklı idim bu sene hastalıklardan kurtulamaz oldum. Böylede yaşanıyor sonuçta.

Neyse nerden girdim nerden çıktım yine :) Evi hale yola koydum, mutfakta toparlandı. Anne olmanın kuralları bunlar. Evi gece yatmadan önce toparlayacaksın ki sabaha herşey yolunda olsun. Düzen önemlidir. Benim için ise biraz daha fazla önemli galiba :)  Bir gün bir arkadaşım gelmişti bana ve dedi ki '' kızım senin evin otel gibi'' nasıl yani dedim '' banyodaki havlular bile mum gibi simetrik bir şekilde duruyor'' :) beni çok güldürmüştü. Ben titiz biri değilim ama evet çok düzenli bir insanım.

Kafamın içi çarşamba pazarı gibi. Kesin bu yazıyı yarın okuyunca çok gülücem. Yine feci konudan konuya atlamışım diye amaaaaan neyse. Kafa benim blog benim. Evet biliyorum yüzlerce, binlerce insan okuyor ( Binlerce diyorum çünkü istatiklerimi biliyorum) yeri geliyor ama olsun daha iyi işte herkes kendi adına diyordur birşeyler. Al benden de o kadar, yuh artık, daha neler, evet oluyor öyle şeyler vss. gibi bir şeyler işte.

Bu arada buraya yorum yapmaya çekinip mail atan dostlar bazen gözümden kaçıyor mailleriniz. Cevap vermek için ise çok geç kalmış oluyorum gördüğümde. Kusuruma bakmayın lütfen. Hadi artık kaçtım ben, zira 3 saat sonra yollarda olmam lazım. Az buçuk uyumaya çalışayım. 

13 Aralık 2016

Hasta olmak korkutucu ve zor


Photo by Nursen Gürlü
Model ; Bendeniz 
Fotoğraf Kasım ayından. Nursen ile beraber Atatürk Arboretomuna fotoğraf çekmeye gitmiştik.

Sevmedim ben bu 2016 yılını. Getirdiklerinden çok götürdükleri var çünkü. 
Yorucu bir yıl oldu benim için. Başlayıpta bitiremediklerimle dolu, isteyip yapamadıklarımla dolu bir yıl 2016. 

Hepsinin ötesinde, ruhen ve özellikle bedenen çok yıprandığım bir yıl oldu. 15 gün sonra 39 yaşında olucam ve bu zamana kadar hayat benimle ben hayatla çok çetrefilli zamanlar geçirdik. Bazen o kazandı bazen ben. Hiç pes etmedim, hiç şikayet etmedim. Acı bir süreçten geçiyorsam vardır hakkın bir bildiği bizimde hatamız dedim. İyi bir süreçten geçiyorsam; şimarmamak lazım herşey yolunda diye kendimi sürekli telkin ettiğim. Hayat dediğin sıra dağlar gibi gelir gözüme hep, inişli çıkışlı. İnsan olmak tamda budur ya zaten.

Hepsi tamamda Kasım ayından bu yana işler biraz karışmaya başladı. Nasıl mı ? Sağlığım avuçlarımın içinden hızla kayar oldu. Farkedemeden, ne olduğunu anlamadan, dile getiremeden, telaşa kapılmamak adına sustuğum ama susup göz ardı ettikçe yatağa düştüğüm bir dönemdeyim. Tam iyileşiyorum bugün iyiyim diyorum 2 saat sonra hop yine herşey tersine dönmüş. 

Heleki şu son 1 haftadır tavan yaptık bu hastalık halleri. Saçımdan ayağıma kadar vücudumda sağlam olan bir tek hücrem kalmadı. Bir de anlayabilsek ne olduğunu. Bir hafta önce yine her zaman olduğu gibi migren atağım başladı bir öğleden sonra. Akşama doğru şiddetlendi. Gözlerimi bile açamaz, ayakta duramaz oldum. Sabaha kadar saat başı gözlerimden kan fışkırıyormuş gibi bir sancı ile hıçkıra hıçkıra ağlayarak uyandım ve her saat apranax fort içtim. Yok banamısın demedi. 

Sabah doktora gittim bu sefer başka bir özel hastaneye. Direk nöroloji doktoruna göründüm. Kadın sordu ben cevapladım. Acil diazem serum ve ağrı kesici iğne yaptılar odaya alıp. Orhan'ı aradım ve dedim böyle böyle çıkışta ararım gelirsin şimdi gelme işinden olma boşuna. Çocukları da okul servisi annene bıraksın. Bunu organize ettikten 15 dk sonra diazeminde etkisiyle uykuya dalmışım. Hemşire geldi; iyi iseniz çıkabilirsiniz dedi. Doktora uğradım dedim bu ne. Bu benim 20 yıldır çektiğim migren sancısı değil bu başka bir şey bunun altından başka bir hastalık çıkacak. Kadın bana migren atağı gibi görünüyor dedi. Dedim değil. Beni bir görüntüleme merkezine gönderdi ve emar istedi. Ertesi gün için randevu aldım. Ben dedim boyun düzleşmesi veya anevrizma falan gibi şeylerden şüpheleniyorum ama olabilir benimde aklıma geldi bu yüzden emarları görelim bir dedi. Serum sayesinde bu gece rahat edersin dedi. 

Orhan geldi, eve geçtik ve ben uyuya kaldım yine serumun etkisiyle. 4 saat uyumuşum ama beynim yerinden çıkıyormuş gibi bir sancıyla uyandım gözlerimi açamıyordum. Kalktım ve hemen bir alveres içtim geçmedi. Ardından bir apranax daha yine geçmedi, sonra bir apranax daha biraz dayanılabilir hale geldi. Çocukları getirdi Orhan. Ben oda da deli danalar gibi dolanıyorum başımı oradan oraya vuruyorum resmen. Sonra bir dolorex içtim. Orhan kafama masaj yaptı uykuya dalmışım gece 3 ben yine çığlıklar içindeyim ama bu sefer feryat figan dayanamıyorum. Üstümü giydim ve hemen acile gittik iğne olmaya. Çocuklar uyuyor. Onlar uyurken 15 dk gidip geldik fakat iğne banamısın demedi.  Sonunda saat başı ilaç içmeye karar verdim ve her saat farklı bir ağrı kesici. 5 adet farklı ağrı kesiciyi saat başı almaya başladım. Ayakta durmamı sağlıyor ama ağrıyı geçirmiyor yinede bunlar bile.  Görüntüleme merkezine gittim taksiyle ama takside atak gelince ağlamaya başladım ve taksici bile korktu ohalimi görünce. O ağrı ile emara girdim 20 dk. İyice başım fenalaştı. Raporlarıda ertesi gün veriyorlarmış. Neyse katlanıcaz bir gün daha diyerek eve döndüm. Saat başı ilaçlara devam. Bu arada midem allak bullak. 

Tekrar hastaneye gidip iğne oldum ama yok geçmiyor lanet olası ağrı. Enseden beyni deliyor sanki. Ertesi gün oldu ve doktora gitti. Mr sonuçları gelmiş. Sonuç; İleri derecede migren, akut sinüzit ve en kötüsü beyin damarlarımdan 3'ün de kireçlenme. 5 ay süre ile kullanacağım iki ilaç yazdı doktor. Migren tamam zaten bende vardı ama sinüzit ve özellikle beyin damarlarında kireçlenme baya üzdü beni.  

Neticede ağrım geçti mi ! Hayır hala devam ediyor ve hala saat başı olmasa da 2 3 saatte bir ilaç içiyorum. Anlamadığımda bu ya neden hala devam ediyor. Bir hafta oldu. Bu yüzden başka bir nöroloji uzmanına daha göstermeyi düşünüyorum sonuçları bu hafta. Bunun dışında 3 hafta önce tonsilit olmuş  iyileşmiştim ama 1 hafta yatmıştım. Dün baktım yine bademcikler şişmiş ve yine tonsilit olmak üzereyim. Bir hafta da bunun yüzünden sürünücem diye korkuyorum. Ha birde yaklaşık 6 aydır spor yapamıyordum dizlerimde acı yüzünden doktor yasaklamıştı. Jel sür buz koy deyip duruyordu doktor. Geçen hastaneye gittiğimde doktoruma sordum neden hala geçmedi dizlerim diye. Muayene etti. Herşey yolunda görünüyor dedi. Ne yolundası yahu bağdaş bile kuramıyorum, çömeldiğim yerden bir yere tutunmadan kalkamıyorum. Doktora bunu söyleyince tekrar muayene etti ve genetiksel olarak kireçlenme varmış. Dedim yahu yaşım 39 bu yaşta ne kireçlenmesi genetik dedi. Hay genetiğimin içine ...

Bunlar buraya yazabildiklerim bir de yazamadığım bazı kadınsal rahatsızlıklar var. Anlaşılacağı gibi baştan aşağı dökülüyorum. Umarım en kısa zamanda şu baş ağrılarım geçer ve altından başka bir hastalık çıkmaz. Şu an bu satırları yazarken bile beynim yerinden fırlayacakmış gibi oluyor. Bir de çocuklar okuldan döndüler. Annelik görevleri başlamak üzere. Bir tencere yemek yapmak bile zülum gibi gelir mi insana, ütü falan zaten aldı başını gidiyor. Bir evde anne hasta ise o evde yaşam resmen duruyor. Bizler iyi olalım ki evlerimizden huzur ve düzen eksik olmasın. 





21 Kasım 2016

Begüm'ün Shopkins ( cicibici ) temalı 8 yaş doğum günü partisi


28 Ağustos Begüm'ün doğum günüydü ve benden shopkins temalı bir doğum günü partisi düzenlememi istedi. 3 yaşından beri hep ona sorarım tema ne olsun ne ister diye ve sağolsun benim kızım bugüne kadar hep neredeyse istediği temaya ait parti malzemelerinin Türkiye'de olmadığı konseptler seçti. Ne zaman ben partiyi yaparım 3 ay sonra ürünler Türkiye'de de satışa girer.

Bu seferde aynı şey oldu. Shopkins yani cicibici temaya ait bir tane parti malzemesi satılmaz mı arkadaş. İş başa düştü ve elden geldiği kadar yapıldı yine bir şeyler. Hadi bakalım neler yapmışız, nasıl olmuş partimiz :)



Masa örtü ve etek rengine karar verip almıştım lakin arka fonda ne yapacağıma dair hiç bir fikrim yoktu. Aynı zamanda elimde daha önce yaptığım parti organizasyonlarından kalan çok malzeme vardı ve bir şekilde artık kullanılsın, bitsin istiyordum. O anda aklıma grafon kağıtları geldi ve bende renk renk grafon kağıtlarını patafix ile tavan kartonpiyerinin iç kısmına yapıştırarak aşağıya doğru saldım. Renkleri yan yana gelecek şekilde yapıştırınca ortaya böyle bir arka fon çıkmış oldu.

Hazırlayıp ozalitçide baktırdığım shopkins yazısı ve sepet figürleri ile happy birthday banneri bu fonun üstüne uyguladım.


Parti masası tamamen çocuklar için hazırlandı. Ben partilerimde masayı şeker büfesi haline getirmeyi seviyorum. Rengarenk, cıvıl cıvıl bir görüntü çıkıyor ortaya. Yiyecekler için ayrı bir köşe hazırlıyorum.


Ortaya çıkan renkler şahane öyle değil mi :)




Çocuklar için balkon kısmına ayrıca bir parti masası hazırladım. Oturup hep beraber rahatlıkla yiyip içecekleri cıvıl cıvıl bir köşe. Şeker büfesinde pembe masa örtüsü sarı etek kullanırken burada tam aksini tercih ettim. Böylece ortama daha farklı bir renk katmış oldu.



Şu an herşeye ulaşmak kolay ama benim parti organizasyon yaptığım zamanlar kağıt ponpon bile yoktu ülkede. Şu an hazır mı kullanıyorsun sende derseniz hayır hala ponponlara kadar çoğu şeyi kendim yapıyorum.


Shopkins temaya ait tabak bardak bile olmayınca bende rengarenk ürünler kullanmaya karar verdim ve bu yüzden rengarenk tabak bardaklar aldım. Masa daha şirin göründü çocukların gözüne de böyle. Bir de cupcake çubuklarını tabaklarının içlerine yerleştirdim. Çocuklar bu çubukları evlerine götürmeyi tercih ettiler :)





Ponpon ve tavan için hazırladığım tissue garland yani kağıt püsküller



Eveeet bu şirin cici shopkins figürlerini bende çok seviyorum. Bu gördüklerinizi çocuklar için yaka rozeti olarak hazırladım ama nasıl hazırladım :) ne yapayım çocuklar için diye düşünürken daha önceki partilerden kalan çeşit çeşit rozetlere rastladım. 3 ondan 5 bundan derken yeteri kadar olduğunu görünce ozalitçide astırdığım yapışkanlı stickerlar ile bu rozetleri kapladım ve ortaya bu şirin rozetler çıkmış oldu.







Renkli karton bardakları da sticker ile kontepte uygun hale getirdim.




Çocuklara ne şekilde hediye paketi hazırlayalım derken kız kardeşimin aklına bu fikir geldi. Bardakların içini, kaynana dili, balon , şeker vs gibi şeylerle doldurduk ve kurabiye poşetlerine geçirip rozetlerle ağız kısmını kilitledik.







Çocuklar için hazırladığım hediye köşesi. Shokins hediye bardakları ve mini kavanozları.  Bir de tüm bunları taşıyabilmeleri için pembe karton çantalar.



Bu arada Begüm ve Buğra da tüm bu etiket yapıştırma kısımlarında yardımcı oldular annelerine :)



Parti masası, çocuk masası ve hediye köşesi hazır. tamamız dedim ama Orhan sanki bir boşluk var gibi dedi. Of be kocam ne boşluğundan bahsediyordun sen dememe kalmadan kafamda şimşekler çaktı. Tamam anladım ben seni diyerek işe koyuldum. Elimde olan rulo krapon kağıtları ile tavanı örümcek ağı gibi ordan oraya dolandım ve tam orta noktasına balonlar yapıştırdım. Bir kaç tane de spiral süsler ile tamam oldu. Tavan bitince salon gerçekten parti mekanına döndü :)



İçecek büfesi için cam şişelere renkli kartonlardan Martha Stewart delgeç ile hazırladığım happy birtday yazısını uyguladım. Renkli pipetler ve pipetlere yapıştırdığım shopkins etiketler ile süsledim. Yine renkli karton bardaklar ve içecek sebili süslemesi ile masasıyı tamamlamış oldum. Sebili happy birthday kurdele ile sardım ve sticker yapıştırdım. Bir de cicibici flama..







Herşey rengarenk. Böyle olunca parti yapmak hem kolay hem de daha zevkli. Petelerden, çatal bıçaklara, tabaklara kadar tüm malzemeleri her renkten kullandım.



Atıştırmalık köşesi  :)


Bir kaç nokta da mini su balonlarından yaptığım bu çiçek figürlerini kullandım.


Dedim ya bu partide çoğu şeyi elimden olan malzemelerden hallettim artık bitsinler ve evde yer kaplamasınlar diye. İşte bu kelebek cupcake sargıları da vardı ve renkleri dolayısı ile kullanmak cazip geldi. Cupcake topperlar için ise yine Martha Stewart delgeç ile kenarları desenli renkli kartonlar kestim ve ortalarına cicibici sticker yapıştırıp çay karıştırma çubuklarına çift taraflı bant ile yapıştırdım.





Ortada çocuklar için hazırladığım mini şeker kavanozlarını görüyorsunuz :)


Çoğu partide gördüğüm bir hata var. Bir şeyi gereğinden fazla süslemek. Mesela bu mini kavanozların kapaklarına yaptığım shopkins sticker yeterli. Neden ? Çünkü içinde ki şekerde rengarenk. Birde ön kısmına etiket yapıştırmak fazla ve gereksiz olurdu.


Özellikle çocukları için böyle doğum günü partilerini kendi yapmak isteyen annelere tavsiyem şu ; etiketleri bol kullanın bakın o zaman masa nasılda kendiliğinden renklenecek. Sadece masa için değil tüm şeylerde hediyeliklere kadar kullanabileceğiniz pratik bir çözümdür bu etiketler.



Lolipop çiti çocukların en sevdiklerinden :)






Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Shopkinse yani cicibiciye ait oyuncak haricinde hiçbirşeyin olmadığı ülkemizde bu pinyatayı nereden buldum :) Nereden bulucam oturdum paşa paşa saatlerce uğraşıp kendim yaptım :) Deli miyim ? ohooo hemde nasıl :)

Pinyata yapmayı seviyorum ama tabi zamanım varsa. Bu pinyata modelini pinterestte görünce bunu kesin yapmalıyım dedim ve oturdum başına. Bir kaç saate ortaya bu şirin şey çıktı. Tabi Begüm o kadar çok sevdi ki '' anne bunu patlatmasak olmaz mı '' dedi :) ama patlatırken de çok eğlendi.





Kapı için parti afişi bastırmıştım. Küçük bir şey öyle kocaman falan değil. Kapı yazısı, davetiye vs gibi şeyler nedense hep lüzumsuz geliyor bana


Veee sopkins yani cicibici pastamız. Eskiden olsa kendim yapardım ama artık yaşlanıyormuyuz neyiz öyle herşeye cesaret edemez oldum. Bu modeli beğendim ve siparişi verirken az biraz tereddüt ettim. Yapabilirler mi acaba diye ama aksine gönderdiğim fotoğraftan daha güzelini yapmışlar. Begüm aşık oldu resmen pastasına.


Ve parti başlasın :) Oğlum dahil üçümüz sarı giydik. Neden temamızın ana renkleri sarı ve pembe ama benim kocam ne yaptı tabi ki asilik yapıp gitti beyaz giydi. Direnebildi mi hayır, ilerleyen dakikalarda sarı tonlara o da dönüş yaptı :)






Davetli çocukları etrfımıza topladık ve meşale maytaplar yandı, konfetiler patladı :) ortaya böyle harika bir kare çıktı



Bu arada anne-kız saçlarımızı da aynı şekilde yaptırdık söylemeden geçmeyeyim :)


Doğum günü kızını ilk kutlayan kardeşi oldu. Bebeklerim benim nasıl da güzelsiniz.





Senin bir bakışına dünyaları veririm ben annem. Eh be oğlum içim gidiyor senin bu bakışlarına benim annem.











Sen benim canımsın, ömrüme ömür katan ilk göz ağrımsın. Sen sadece kızım değil benim en iyi arkadaşımsın bir tanem. Seni çok seviyorum. Allah sana uzun, sağlıklı, mutlu bir ömür nasip etsin inşallah.







Prenses



Seni mutlu gördüğüm her an ömrüme biraz daha ömür ekleniyor sanki.


Ve pinyata zamanı


Onun eli ağırdır ve patlatan o olur genelde :)




Pinyata ganimetlerine saldırma anı :)


Begüm arkadaşlarına hazırladığımız mini hediyelerini dağıtıyor.






Ve prensese gelen hediyeleri kabul faslı. Tüm fotoğrafları koymadım çünkü bu hediye faslı baya uzun sürdü :)





Sen var ya sen çok cansın be oğlum. Teyzene aylarca söyleyip durdun ''teyze bana ışın kılıcı al'' diye. Begüm'ün doğum günü partisinde alması içinde söz aldın teyzenden ve parti boyunca gözlerin hep ışın kılıcını aradı. Hele ki hediye faslı gelince Begüm'e gelen hediyelere  bir bakışın vardı içim titredi. Hep sana istediğin alındı mı diye bekledin ve sonunda teyzen sana hediyeni verince gözlerinden ışıltı fışkırdı sanki :) sen cansın be oğlum canımdan cansın


Mutluluğu yüzünden okunuyor dedikleri var ya işte bu o sahne



Onlar birbirlerine ayrı düşkün, onların sevgisi insanın canına dokunuyor. Birbirlerine sarılışları, bakışları öyle başka ki. Öyle mutlu oluyorm ki onları her seyredişimde. Baba-kız ruh ikizleri gibiler



Partinin sonuna doğru son bir iki senedir yaptığım gibi ip çekme yarışı yaptırdım onlara. Bunu kesinlikle deneyin çocuklarınız çok eğlenecek.



Çocukların ardından babalara da yaptırıyorum ben bu ip yarışını. Kahkaha gırla dönüyor diyeyim gerisini siz düşünün. Hani büyüsek de içimizde var olan bir çocuk yanımız var ya, işte o yanı her zaman her yerde çıkaramayız ya ben bunu doğum günü partilerinde çıkarıyorum ortaya.  :)


Ve partimizi pencereden dışarı saldığımız dilek feneri ile sonlandırdık. Öyle güzel havalandı ve uçtu ki :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...