15 Ekim 2013

İyi bayramlar


Çocuklar için hazırladığım bayram köşemiz.  Bu köşe tamamen onlara ait. Hediyeleri, şeker kavanozu, şekerleme ve çikolata külahları  ve onların ellerinden çıkma, karton ve pamukla hazırlanmış koyun figürlerimiz. 

Bayram hatırası yazısını, renkli kartonlardan kesip, çift taraflı bantla duvara yapıştırdım. Şekerleme külahlarına gelince; onları Begüm'ün doğum günü için hazırlamıştım daha önce. Doğum gününden sonra atmadım. Elbet lazım olur diye. Ebatlarını keserek çüşülttüm ve içlerine şer, çikolata doldurup, ağzını katlayarak kapattım. Üzerlerine de olduğu kadar koyun suratı çizdim. Şimdi uyuyorlar, uyandıklarında verecekleri tepkiyi merak ediyorum :)

Herkese, sağlıklı, huzurlu, neşe dolu bir bayram dilerim.

14 Ekim 2013

Baran'ın Pepee temalı 3 yaş doğum günü partisi


27.07.2013














Baran görümcemin oğlu ve dünyalar yakışıklısı bir çocuk. Nursen, Baran'in 3 yaş doğum günü partisini, son zamanlarda çok sevdiği çizgi film olan pepee'nin konsepti olarak tasarladı. Oturdukları sitenin bahçesindeki, cafe için ayrılmış 2 katlı mekanda yaptı. Bütün menü; Nursen, kayınvalidem ve görümcesi Gönül tarafından hazırlandı. Menünün harika olduğunu da söylemeden geçemeyeceğim.

Bana düşen kısmı; doğum günü pastasını ve şekilli kurabiyelerini yapmaktı. Doğum günündn bir kaç gün önce benim yapacağım kesinleştiği için elimden geldiği kadarı ile Nursen'in istekleri doğrultusunda hazırladım. Kurabiyeler de işin biraz kolayına kaçtım. Nasıl mı ? Şeker hamuru ile kaplamak yerine, yapışkanlı stickerlar tasarlayıp, ozalitçi de çıktısını aldım. Daire şeklinde kesip, çubuklara geçirerek pişirdiğim kurabiyeleri; önce streç filmle kapladım. Ardından kurdele ile bağladım ve son olarak stickerları üzerine yapıştırdım. Sonuç hem benim, hem de konuklar tarafından çok beğenildi :)

Pastaya gelince ; pastayı her zaman uyguladığım tarifle yaptım. Ben Banu Özşener'in tarifini kullanıyorum doğum günü pastalarımı yaparken. Tarife buradan ulaşabilirsiniz http://www.uzmantv.com/pasta-yapmak-
icin-gerekli-malzemeler-nelerdir

Kremayı farklı yapıyordum ama bu kez tamamen bu tarife ait olan ganaj kremayı uyguladım. Sonuç harika oldu. Davetliler bile pastayı hazır sandılar ki bu benim en güzel sonuç oluyor. Süsleme kısmın da Nursen; şeker hamuru ile figür yerine oyuncak kullanmamı tercih etti. Bu nedenle pepee ve arkadaşlarının oyuncak figürlerini kullandım. Görüntüsü ve tadı açısından harika bir sonuç aldığımızı söylemeden geçemeyeceğim.

Yenildi, içildi, sohbetler edildi. Hediyeleri sunuldu Baran yakışıklısının ama en çok halası Gönül'ün hediyesi coşturdu Baran'ı. Bir motosiklet. Hatta ardından Begüm hediyesini vermeye çalıştı Baran'a ama onun gözü motorundan başka şeyi görmüyordu o an.

Nice yaşların olsun Baran'cım.

Sezen Aksu konseri

06.09.2013








Tarih 9 Eylül 2013 ve biz sevgili ile ilk kez Sezen Aksu'yu sahnede izleyeceğiz. Konser Harbiye Cemil Topuzlu açık hava sahnesindeydi. Mekan güzel, atmosfer güzel, en önemlisi Sezen güzel. Konser muhteşem geçti. Daha önce, bir kaç kişiden artık Sezen konserlerinin iyi geçmediğini, çoğunlukla başkalarını sahneye çıkararak konseri doldurduğunu söylemişlerdi. Sesinin de artık gittiğini, bu yüzden konserlerinin pek de keyifli olmadığını da eklemişlerdi.

Kesinlikle ama kesinlikle katılmıyorum. Bu kadın; kendini, en önemlisi ise bu hayatı aşmış bana göre. Espiriler, şarkılar, seyirci ile sohbet-muhabbet, kendiyle dalga geçmeler. Konserin sonuna doğru Emel Müftüoğlu'nu çıkardı sahneye. Emel'i çok severim ve eskiden de çok gitmişliğim vardı konserine. Artık sahneye çıkmaması veya şarkı söylemiyor olması üzücüydü. Onu tekrar sahnede dinlemek ise ayrı bir keyifti.

Sözün özü ; konser her anıyla muhteşemdi ve olumsuz yorumların asılsız olduğunu gözümle görüp kulağımla işitmek ayrı güzeldi.

13 Ekim 2013

Aydos parkında keyifli bir gün

08.08.20013















Nursen'ler ile beraber gittiğimiz Aydos parkından kareler. Çocuklar oynamayı, biz de oynatmayı ( aynı zamanda oynamayı ) çok seviyoruz. Galiba biz de aslında büyüyemedik :) parklar her yaşta insanı mutlu ediyor. Gezdik, tozduk, oynadık, eğlendik. Hep beraber çok keyifli bir gün geçirdik.

12 Ekim 2013

Antalya tatilimiz (Pemar Beach Resort )



























Sabah sporuna katıldı :)












Kıyamam tatilin ikinci günü gözü şişti oğlumun. Mikrop kaptı herhalde ama Allah'tan çabuk geçti







Oburum benim, damak tadına uyduysa o an denediği yiyecek bıkana kadar yer.


Binbir surat Buğra


Her akşam yemek sonrası, havuz başında canlı müzik oluyordu. Begüm'de müzik başlar başlamaz kendini sahneye atıp bale yapıyor, dans ediyordu. Yine böyle bir akşam, müzik bitti ve Begüm ortadan kayboldu. Oturduğum yerden görebiliyordum sahneyi aslında. Onu sahnede göremeyince hemen kalkıp baktım nerede olduğuna.

Koca koca bar taburelerinden birine oturmuş, keman çalan yaşlı beyle sohbet ediyorlar. Yanlarına gittiğimde Begüm benden ona keman almamı istedi. Etkilenmiş belli. Zaten bu aralar her şeyi istiyor. Neyse birbirlerine iyi akşamlar dilediler ve yerimize döndük.

Begüm, çok girişken ve kolay arkadaş edinebilen bir çocuk. Arkadaş derken illa yaşıtlarını kastetmiyorum. Koca koca insanlar da ona göre arkadaş olabilir. Ayırımı yok yani :)


Bu kaydırak kesmedi küçük hanımı ve büyüklerin su kaydıraklarından kaymak istedi. Beraber kaymaya gittik ve ikili düz kaydıraklardan kaydık. Çok korktu ve bir daha kaymak istemedi.


Küçük beyimiz şezlonga uzanmış etrafı izliyor. Ablasının kovalarını aldığını görünce yattığı yerden doğrulup efeleniyor.


Tatil biter ve aracımızı bekleriz. Beklerken Antalya sıcağında hararetimizi alsın diye de çaylarımızı yudumlarız :)



Orhan yine işleri dolayısıyla gelemedi bizimle bu sene tatile. Biz de geçen sene yaptığımız gibi, annem, kız kardeşim, çocuklar ve ben gittik tatile. Kadın kadına tatildi yani. Keyiflimiydi evet ama otel hariç.

Otel hariç diyorum, çünkü ;
Otele girişimiz itibari ile 3,5 saat bekletildik. O damız hazır değilmiş. Biraz bekleyin dediler. Sonra ne ilgilenen var ne bilgi veren. 1 saat geçti, 2 saat geçti yok hala bilgi veren. Çocukları sabahın 6'sın da uyandırmışım. Yorgun ve huysuzlar. Zaten o sıcakta yol çekmişiz. Gidip odamıza yerleşip, havuza atlayıp serinlemek ve dinlenmek istiyoruz ama ne mümkün. 

Yasemin isminde bir yetkili var otelin. Bize bir oda anahtarı verdi ve siz buraya yerleşin. Akşama, olmadı yarın kendi odanıza alırız sizi dedi. O daya bir gittik ki Semra ile tek kişilik tek yataklı kutu gibi minicik. Hemen aşağıya indim ve bendeki sinirlerin yayı koptu.

Yasemin isminde ki bayanı çağırttım. Gelen yok giden yok. Hala bekliyoruz hanımefendi teşrif edecek diye. Kadının gelmesi ve bize yerleştiniz mi diye sorması ile ben sinir krizine girdim ve siz benimle dalgamı geçiyorsunuz. Ben 5 kişilik delüx oda ayırtıyorum ve standartların bile altında tek yataklı saçma sapan bir oda veriyorsunuz bana diye çıkıştım. 

O anda kadın bu gece idare edin odanız hazır değil demesi ile oteli ayağa kaldırdım. Ellerimi önümde ki tezgaha vurup aklımdan geçen ve ağzıma gelen herşeyi söyledim. Siz ne haysiyetsiz, ne saviyesiz insanlarsınız ki benim hakkım olan bir şeyi bu lakayitlikle istediğiniz gibi değiştirip bir de zorundaymışız gibi davranırsınız diye çıkıştım. Sesimi duyan tüm, otel yetkilileri, tüm çalışanlar ve lobide ki yerli yabancı bütün tatilciler toplandı bizi izliyorlar. Bu arada farkettim ki herkese aynı şeyi yapmışlar. 5 saat bekleyen insanlar vardı.

Hemen otel müdürünü, yahut sahibini çağırın dedim. Korktular. Selma hanım lütfen sakin olun demeye başladılar. Koca otelde bir tane bavulları taşıyan çocuk vardı onun dışında gerisi saygısız . Bakın dedim ben senelerdir tatil yaparım ama bu güne kadar sizin gibi sorumsuz, kötü ve saygısız bir otel personeli görmedim. Yazık sizi burada çalıştıranlara diye çıkıştım. Ardından ben internette yazıyorum. Gezdiğimi gördüğüm yerleri. Bu güne kadar hiç bir otel hakkında olumsuz yazım olmamıştı. Sizce sizler ve bu otel hakkında ne yazarım bir düşünün dedim. 

Kadın bu söylediğimden ürktü ve gezi.net mi sizin dedi. O arada başkaları da birşeyler söylüyordu. Ben cevap veremeden o soru gümbürtüye gitti ve kadın o sitenin bana ait olduğunu sanıp iyice panik bir halde telefonlara saldırıp odayı hazırlatmaya koyuldu.

Bakın dedim. Hemen geri ödememi yapın ben başka bir otele geçicem. Aman Selma hanım, özür dileriz, lütfen böyle yapmayın. Hemen hazırlatmaya çalışıyorum, bakın 7 kişilik personel gönderdim odanız temizleniyor. Önceki tatilcimiz zamanında çıkmadığı ve otel içerisinde de kendilerini bulamadığımız için bu kadar geçikti bizi de anlayın. Bu benim sorunum değil. Siz başından bunu söyleyip, insan gibi gerekli açıklamaları yapıp ilgilenseydiniz böyle olmazdı zaten. Sizlerin saygısızlığı ve ilgisizliği, cevap vermeye bile tenezzül etmeden insanları bekletmeniz bu duruma getirdi. 

Bunların yaşandığı bir ara sinirlerime hakim olamayıp, huysuzluğunu doruğa çıkaran Buğra'ya bir tokat atmıştım. Ardından Semoş ben iyi değilim dedim. Bunu Yasemin denen bayanda duydu ve sordu neyiniz var diye. Aşırı sinirlendiğim zaman ben genelde bayılmayla bitiyor o halin sonu. Bunu hissetmeye başladığım an beni dışarı çıkartıp hemen bir yere oturttular. Biraz su içtim ve sakinledim.

Ardından hemen Begüm'e bir oyuncak bebek, Buğra'ya bir oyuncak araba getirmişler. Akılları sıra jest yapıyorlar dandik iki oyuncakla.

Özürler dilediler, kendimizi affettirmek için elimizden geleni yapıcaz dediler. Ben bu noktadan sonra bu otelde kalamam dedim. Hiç bir olmamış gibi nasıl tatil yapacaktım. 

Neyse sonunda çocuklar yüzünden ve artık çok yorulduğumuz için kalmaya karar verdik. Ama akşam olmuştu ve biz bir günümü kaybetmiştik çoktan. Bir gün fazla kalırsınız dedi hemen Yasemin hanım. Sizin için elimizden gelen herşeyi yapıcaz.

Bize masajlar hediye edildi, odamıza vip hizmet dedikleri; iki bornoz, kutular içinde özel şampuan vs. sanki çok umrumda. O noktadan sonra. 

Neyse hepsi oldu bitti ve odamıza götürdüler. Oda da 5 kişi aynı anda temizlik yapıyorlardı. Daha yeni başlamışlar temizliğe içerisi pislik içinde. Bir yalan da orada ortaya çıkmış oldu. Kapının önünde bekledik 5 dakikada temizlediler. Artık nasıl temizledilerse.

Yerleştik ve havuza gidip yüzmek istedik. Havuza girmemizle çıkmamız bir oldu diyebiliriz. Yarım saat yüzdük ve hemen bir yetkili gelip havuzun kapandığını ve boşaltmamızı istediklerini söylediler. Neden diye sorduğumda; akşam yemeği için masaları hazırlayacağız havuz kenarına, buraların su olmaması lazım dedi. Biz de su sıçratmadan yüzebileceğimizi söyledik. Yine de çıkmamızı istediklerinde bana bakın zaten 5 saattir oteliniz tarafından bekletildik ve saygısızlığa uğradık. Şimdi  odaya alabildiler bu nedenle yüzücez. Zaten yarım saat daha yüzer çıkarız. Bu nedenle daha fazla konuşmak istemiyorum tamam mı dedim. Bunu duyunca adam tamam hanım efendi diyerek gitti. İkinci saçmalığı da orada yaşamış olduk. 

Bu saçma başlayan gün bitsin istedim artık. Diğer günler ilk güne nazaran daha iyiydi. Daha doğru iyi olmaya çalışıyorduk ama tam anlamıyla tatilin tadını çıkaramıyorduk. Otele gelince; odalar ve katlar dahil bildiğiniz lağım kokuyor. Bu koku sürekli var. Personel konusuna gelince genelleme yapmam ne kadar doğru olur bilemiyorum ama tatil boyunca karşıladıklarımın çoğu lakayıt ve umursamaz. Mesela; garsona bu masa servis açarmısınız lütfen dedim. Tamam dedi ama açmadı. Servis geliyor mu diye sorduğumda ise tekrar ''Ankaradan geliyor, hahaha' gibi terbiyesizce bir kendi çapında şakayla cevap verdi.

Yemeklere gelince; Çeşit az. Bir bölüm her gün aynı menü. Diğer bölümlerde günlük değişiklikler oluyor. Lezzet konusuna gelince hakkını yemiyeyim diğer otellerle aynı. Ne eksik, ne fazla. Otel, mekan ve peysaj açısından güzel aslında. Yazık etmişler güzelim otele, personel ve işletme açısından.

Güzel olan diğer yanları; havuzları, ücretsiz lunaparkları ve animasyon iyiydi. Ben bu yönetimle kimseye tavsiye etmem bu oteli. Yönetim değişir ve daha düzgün idare edilirse dediğim gibi mekan açısından gayet iyi.

Tatilin sonra ki günleri eğlenmeye çalıştık. Her akşam yemek arkası doğruca, animasyon, ardından lunapark yaptık. Çocuklar kadar bende eğlendim lunaparkta çünkü her gün dönen salıncağa bindim :) hatta bir keresinde yalnızca ben bindim ve benim için özel tur yapıldı. Nedeni; en yükseğe ve en hızlı devirdi döndürüldü. Rüzgarı çok sevdiğim için tarif edilmez bir keyifti. Lunapark çalışanları diğerlerine göre gayet saygılı ve efendilerdi bunu da belirteyim.

Buğra yüzmeyi ancak son gün sevebildi. İlk günden itibaren kuala gibi bana sarılarak havuza girdi. Ben ve semoşla girdi havuza. Hatta teyzesiyle daha çok diyebilirim. Begüm özgür kız zaten, o sürekli tek takıldı. Bazen kolluk artı simit, bazen sadece kollukla yüzdü. Ama hiçbir şekilde çocuk havuzuna girmiyor. Hep derin havuzlarda bizimle yüzdü. Ben bebek değilim diyor :) bir de annecim yüzmeyi başarılı bir şekilde öğrenmem lazım, yoksa arkadaşlarıma nasıl yüzdüğümü gösteremem diyor :)

Hatta bir ara havuz çıkışımızda, ben Buğra'yı kurularken Begüm kolluklarını çıkarıp tekrar atlamış havuza. Biz farkında değiliz. Yanımıza ıslak ve korkmuş bir şekilde geldi. Anne boğuluyordum az kalsın demesiyle ürktüm. Nasıl yani Begüm dediğimde; ben yüzme biliyorum artık nasıl olsa diye kolluksuz denemek istedim ama havuz çok derinmiş suyun dibine battım dedi. Garip olan hemen yanımda olması ve benim bunu görememem. Sonra merdivenleri gördüm havuzun dibinde ve onlara basarak yukarı çıktım. Ama çok korktum dedi.

Bunu duyunca hepimiz şaşırdık ve korktuk. Begüm'ün herşeyi kendinin başarabileceği hissi her zaman korkutur beni zaten. Ne zaman ne yapacağı belli olmaz çünkü. Bir daha böyle şeyler yapmayacağına söz ver bana dedim ve odaya döndük.

Tatil iyisiyle kötüsüyle böyle geçti. En kötü tatil bile hiç olmamasından iyidir diyerek bu yazıya son noktayı koyalım.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...