23 Temmuz 2013

Bazen sadece sen olmak



Bazen sadece sen olmak istersin. Bunu anlatmaya çalışmak da, anlamalarını beklemek de zordur. Saçmadır. Hayatın senin için planladığı şeyleri yaşar durursun. Sevgili olursun, eş olursun, anne olursun. Bunları olmaya öyle alışmış, öyle şartlanmışsındır ki sen olmayı unutursun.

Ta ki ; beyninde ve ruhunda bir takım değişiklikler hissedene kadar. Artık biraz da sen olmak istemeye başlarsın. Sadece sen.

Kendin için bir şeyler yapmak. Kitap okumak ( ki son zamanlarda beni içine alan şey bu oldu), müzik dinlemek (uzun zamandır müzik bile dinlemediğimi fark ettim yeni yeni ) vs...

Yukarıdaki şarkı benim ruhuma iyi gelen, bir-iki şarkıdan biri. Saatlerce oturup dinliyorum bazen (şu an bu satırları yazarken olduğu gibi). Tekrar tekrar tekrar...

20 Temmuz 2013

Batı Karadeniz tatilimizin 1. ayağı Boyabat / Sinop

29 Haziran öğle saatleri gibi çıktık yola. İstikamet Boyabat / Sinop. İstanbul'dan iki araba koyulduk yola. Nursen'ler ve biz. Kayınvalidem, Nursen'lerin arabada, kayınpederim bizim arabada. Bu nedenle ben de arkada çocukların yanında oturdum.

Buğra kendi koltuğunda yaptı yolculuğunu ama Begüm'ün yükselticisini bagaja kaldırmak zorunda kaldık. Benim de oturabilmem için tabi. Yolculuk yorucuydu. Nedeni; Begüm sürekli, bir şekilde kucağımdaydı çünkü. Kah camdan dışarıyı seyretmek için, kah uyumak için. 

Kayınvalidem, kekten, yaprak sarmaya, poğaçadan, meyveye kadar bir çok şeyi hazırlayıp, bölmüş iki arabaya da.


Yol da dayanamayıp yedim seyir halindeyken bile :)


İşte Begüm hanımın yolculuk halindeyken, anne kucağında ki huzurlu uyku halleri


Bir ara Söğütlü Çeşme de mola verdik. Çardak gibi bir yerde, kayın validemin hazırladığı abur-cuburlarla doyurduk karnımızı. Ardından yolculuğa devam edelim dedik ama daha 10-15 dakika yol almadan Buğra kustu. Allah'tan üzerine üşümesin diye örttüğüm hırkanın üzerine ve kendi üstüne kustu da fazla iş çıkarmadı başımıza.

Orhan ; hemen arabayı emniyet müdürlüğü gördü ve onun bahçesine çekti. Bahçe de çeşme ve sıvı sabun vardı. Ben kusmuğa dokunamam. Bunu bilen kocam yıkadı, pakladı her şeyi. Buğra'nın da üstünü değiştirdi. Arabanın kapılarını açıp hava almasını sağladı ve parfüm sıktık içine. Araba havalanırken, biz de bahçede oynadık çocuklarla biraz. Bir de erik ağacı vardı. Merdiven bile dayamışlar. Çıkıp erik topladım çocuklara. Ardından arabaya dönüp devam ettik yolumuza.


Boyabat'a gidebilmek için Kastamonu'nun içinden geçmek gerekiyor. Tam içinden geçerken, çay boyunu görüp fotoğraflamaya çalıştım ama hareket halinde olduğumuz için ancak bu kadar olabildi. İnstagram'dan çekip yayınladım. Tabi facebook'dan bunu gören kuzenler hemen ''uğramadan geç sen burada'' diye sitem ettiler bana. Bende cevap hazır ; iki güne geliyorum, etlileri hazırlayın :) (Kastamonu'nun meşhur etli ekmeğinden bahsediyorum.) Evet iki gün sonra gerçekten gittik Kastamonu ama o bir sonraki yazıya :)


Gittiğimiz günün akşamı İbrahim dayının kızı olan Gonca'nın nişanı vardı. Begüm pembeler içinde salındı nişanda. İşin güzel yanı, Gonca'da pembe bir tuvalet giymişti.


İkinci yani pazar günü ise Şinasi dayının kızı Bahar'ın nişanı vardı. Begüm hanım o gün ise krem rengi tuvaletini giyip prensesler gibi salındı ortalıkta. Herkesi hayran bıraktı yine kendine.


Baharın nişanın dan aile fotosu :)


Görümce güzeline bu renk muhteşem yakıştı. Her zaman ki gibi hala-yeğen kıskandırıyorlar bu pozlarla beni :)


İşten nişanı olan çiftimiz Bahar ve Uğur. O kadar yakışıyorlar ki birbirlerine. Allah hep mutlu etsin inşallah hayatları boyunca.

Bahar nişan mekanını süslemek istedi. Bu nedenle nişan günü öğle saatlerin de kızlar olarak gidip mekanda düzenlemeler ve süslemeler yaptık. Direkleri kumaşla kaplayıp, aralarından tüller geçirdik ve tüllerden hazırladığımız kocaman fiyonklar ve yapma güllerle süsledik.

Masa örtüsü ve gelin-damat sandalyeleri tüllerle kaplanıp, sandalyelerin başlarına ayrıca kırmızı tüllerle kaplama geçtik. Balonlar, masa düzeni derken akşam oldu. Ortaya harika bir iş çıkardığımız kesin :)

Kayın pederim pek oynamaz ama o dahil herkesi attım piste ve nişan bitene kadar oynadık. Ne kurt kaldı ne bir şey herkeste :)

Buğra paşamızın önden fotoğrafı yok. Kravatlı falanız ama haaa :) Abla- kardeş dansı onlardan geldi.


Çekirdek aile olmalarına çok az kaldı. Yakında 4 olacaklar :)


Nişanın ertesi günü kayın pederimin doğduğu köye gittik hep beraber. Asarcık Kayalı köyü. Hala evleri var ama kapalı. Nedeni köyün baraja gidiyor olması.

Not: Fotoların devamı gelecek

10 Temmuz 2013

Günün özeti

Dün 2 banyoyu da su bastı, bugün usta çağıracağım. Bu sabah Begüm perdesini açmak isterken mekanizması ile beraber kafama indirdi. Perde komple yerde. Tatil bavulları hala boşalamadı. Kirliler yıkandı fakat bir türlü toplanıp ütülenemedi. Dün başlayan fizik tedavim için saat 2'de doktorda olmam lazım. Ev dandini kalk gidelim diyor. Evin dediğini yüreğim de diyor :) ben de ise havalar aynen şöyle, dinleyin :)


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...