13 Ağustos 2013

Batı Karadeniz tatilimizin 4. ayağı Cide / KASTAMONU

Sinop'dan çıktığımızda hava aydınlıktı. Güzergahı Amasra olarak belirlemiştik fakat 3-4 saat süreceğini düşündüğümüz yol 7-8 saat sürünce sonuç çok farklı oldu. Araba yolculuğu zaten zor ve sıkıcıdır benim için, bir de buna çocuklar eklenince daha da zor oluyor. Allah'dan çoğu çocuğa göre sorunsuz sayılır benimkiler ama ne de olsa sürekli bir şeyler istemeleri bile zorluyor işte bu yolculuklar esnasında insanı. 


Yolda, bunun gibi manzaralarla karşılaştık. Tam hasıl-harman zamanı olması daha keyifliydi benim için. Özlediğim manzaralar bunlar. Yolculuk gece yarısı olmasına rağmen bitmedi. Çocuklar uyuya kaldılar ama yolların riski bizi çok korkuttu.

Sürekli virajlı ve dar yollar. Sağ tarafımız uçurum. Uçurumun 2 karış kenarından gidiyoruz. Aşağısı deniz. Arabada çocuk da olunca insan daha çok korkuyor. Gece yolda önümüze çıkmayan kalmadı.

Yaban domuzu fırladı mesela. Orhan fark edip durmasa çarpardık. Çarpsaydık da kendimizi uçurumun dibinde bulurduk.

Ardından çakallar çıktı. Çok ürperticiydi. Fareler, kurbağalar, böcekler vs. hiç saymıyorum.


Orhan'da bu uzun süren araba yolcuğundan çok yoruldu. Amasra yerine Cide'de konaklamaya karar verdik. Fakat Cide'ye geldiğimizde Rıfat Ilgaz'ın Sarı Yazma festivali olduğunu ve bu nedenle otellerin tamamen dolu olduğunu gördük.

Gecenin üçü ve 2 uykulu çocukla otel arıyoruz. Sonunda bir pansiyon bulduk. Burası kışın özel bir kız yurdu olarak kullanılıyormuş. Yazları da pansiyon olarak. Allah'dan yer vardı. Bize çatı katında ki 6 yataklı odayı verdiler. Sonunda uyuyabilecektik.




Pansiyon bir aile işletmesi ; Anne-baba ve 2 oğluna ait. Şirin, temiz ve sıcak bir yer. Sabah kahvaltımızı yaptık ardından tam önünde uzanan sahilde 1-2 saat deniz sefası sürdük. Öğleden sonra çıkışımızı yaptık pansiyondan.



Deniz sefamızdan kareler












Her zaman ki gibi taşlarımızı da topladık.




en şirin pozlarımızı da verdik annemize :)





Ve pansiyona dönüp toparlandık ve çıktık.


Rıfat Ilgaz'ın Sarı Yazma festivali varmış şansımıza. Festival nedeniyle çok şirin şeyler satıyorlardı. Bizim bıcırıklar durur mu ! yaptılar gönüllerince alışverişlerini.


Ganimetleri elinde geziyor






Cafenin birinde oturuyoruz. Bir otobüsten sesler geliyor, başkanımız Sarıgül diye falan. Ben de Orhan'a ''kesin Mustafa Sarıgül'ün akrabasıdır '' diyorum tam o esnada otobüsten Mustafa Sarıgül iniyor. Meğer festival için gelmiş o da.

Fotoğraf makinesini kaptığım gibi giriyorum kalabalığın içine. Daha yeni inmiş. Yanımda duran adama pardon diyorum ''tabi tabi buyrun'' diyor. Dönüp bakıyorum meğer gazeteci. Beni de yerel gazeteci falan sandı galiba :)
Sarıgül'e dönüp ''pardon böyle alabilir miyim'' diye sesleniyorum. Hemen bana dönüp pozunu veriyor. Her hal de o da beni gazeteci falan sandı :)



Yol kenarında çocuklar 3-5 liraya bahçeden ne topladılarsa satıyorlardı. Ben de böğürtlen ve salatalık aldım.


Ardından biz cafe de otururken çocuklar da park da doyasıya oynadılar.



Begüm hemen arkadaş bile edindi kendine.



Yine annenin fotoğraf çektiği görülünce en güzel pozlar verilmeye çalışıldı.


Ardından arkadaşı ile makineyi elimden aldıkları gibi başladılar beni fotoğraflamaya.


Cide sahil aynen böyle. İster cafe de otur, ister denizin tadını çıkar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...