7 Ağustos 2013

Batı Karadeniz tatilimizin 3. ayağı Sinop


Kastamonu'dan Sinop'a doğru kırdık direksiyonu.



Her yerde inekler, yolda bile öyle sakin yürüyorlardı ki, beklemek zorunda kaldık geçişlerini



Arabanın camından sarkmışım, ineklerin fotoğrafını çekmeye çalışıyorum. İneklerin sahibi teyzeler görüyorlar beni ve  gülümsemeye başlıyorlar. O an hoşuma gidiyor ve hemen onları da fotoğraflıyorum.


Yol kenarlarında ki bu aydınlatmalar dikkatimi çekti.


Sinop'un Ayancık ilçesine bağlı Ak göle varıyoruz. Burada hem mola veriyor, hem de bol bol fotoğraf çekiyoruz.





Aldık bu güzel manzarayı arkamıza, başladık fotoğraflamaya





Yola devam, devam ama hava bizi korkutuyor





Ayancık'a geliyoruz. Hava iyiden iyiye bozdu. Acıkıyoruz, yöresel bir şeyler yiyelim diyoruz ama maalesef o saatte bulamayacağımı söyledikleri için ev yemekleri yapan bir mekanda doyuruyoruz karnımızı. Bir yandan yemeklerimi yiyoruz, bir yandan kamyonetin kasasına toplanmış, davul-zurna ekibinin müziğini dinliyoruz. Hem çalıyor hem de turluyorlar arabayla. Ardından yağmur başlıyor.


Ve biz Sinop'a doğru yola koyuluyoruz. Sinop'a varmamız geceyi buluyor. Hemen bir otel bulup yerleşiyoruz. Sabah Sinop denizine karşı harika bir köy kahvaltısı yapıyoruz otelde. Tüm sebzeler bahçelerinden. Hatta Buğra'yı görünce servis yapan bayan ''size sabah sağılmış süt getireyim mi'' diye soruyor. Tabi ki memnuniyetle istiyoruz çocuklara birer bardak ve afiyetle indiriyorlar sütlerini midelerine. Kahvaltı sonrası otelden çıkışımızı yapıyoruz.





Sinop'a gidilip de görülmeden olmaz dediğimiz, tarihi Sinop cezaevini geziyoruz.













Her bir ayrıntı büyülüyor insanı burada




Küçük bir kafesi var bahçesinin girişinde. Biraz dinlenip, bir şeyler atıştırıyoruz ve gezmeye devam.









Oyun bile oynadık bahçesinde.  Mecburen, çocuklar sıkılmıştı çünkü.





Cezaevi gezimizin ardından, merkezde bir çay bahçesine oturup karnımızı doyuruyoruz. Muhteşem deniz manzarası eşliğinde.



Sinop'a dair aklımda kalan en ilginç şey; hiç trafik lambasının olmamasıdır. Ülke genelinde sadece Sinop'da hiç trafik lambası yokmuş. Çok enteresan. Ama, oradaki insanları görünce nedenini daha iyi anlıyor insan. Çok saygılılar birbirlerine. Sanki Sinop değil de Bodrum sahilindeymişsin gibi cıvıl cıvıl geceleri bile.









Ardından Hamsilos koyunu görmeye gidiyoruz. Muhteşem bir manzara. İnsan orada yaşlanmaz.



Ve tekrar yollara koyuluyoruz.



Tam da hasıl-harman zamanı. Arı gibi çalışıyor köylüler. İçimden geçmedi değil hani gidip onlarla beraber çalışmak. Küçüklüğümden bilirim ben hasılı-harmanı


Yine yollar ve yine inekler


Ve bu nefes  kesen manzaralar


Hava bozuyor ama yollara devam.

7 yorum:

  1. MAŞALLAH ALLAH MUTLULUĞUNUZU DAİM EYLESİN:))SAĞLIKLA SIHATLE NİCE TATİLLERE

    YanıtlaSil
  2. Ayy ayancığa kadar gelmişken bana ugrasaydınız..Memleketim diye demiyorum çok güzeldir buralar iyiki gezip görmüşsünüz..

    YanıtlaSil
  3. ne güzel bir memleketimiz var her yeri ayrı bir cennet

    YanıtlaSil
  4. Mutluluklar sokağı; çok teşekkür ederim. Cümlemizinkini inşallah

    YanıtlaSil
  5. Nermin Erdem; bilseydim orada yaşadığını inan uğramayı bende isterdim. Gerçekten çok güzel

    YanıtlaSil
  6. Delişim güzel olmaz mı ! yeter ki sadece görmek değil yaşayabilelim de bu güzellikleri. Hava,hava gibi, su, su gibi. Her metrekaresinden yaşam fışkırıyor güzel ülkemizin.

    YanıtlaSil
  7. Ahh annekarınca aynı tarihlerde aynı mekanlardaymışız...bize otel fiyatları çok pahalı geldiğinden pansiyonda kaldık,sizin kaldığınız o yer ile bile pazarlık yaptık,ama sahibesi kadın hiç yüz vermedi:))Benim dikkatimi de çok dar kaldırım taşları çekti...
    AliRızaNur kütübhanesini görmeyi çok istedim ama tadilattaymış...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...