1 Ağustos 2013

Batı Karadeniz tatilimizin 2. ayağı Kastamonu ( yani memleketim )


Kendimizi yollara vurduğumuzda işte hava ve manzara böyleydi.


Öğle saatlerinde çıktık Sinop / Boyabat'dan, Kastamonu'ya doğru yola. Nursen'ler tatillerinin son gününü Amasra'da geçirmeye karar verdiler. Bu nedenle beraber koyulduk yola. Kastamonu'da mola verdiler ve hep beraber öğle yemeğinde, meşhur Kastamonu etli ekmeği yeme fırsatı bulduk. Daha doğrusu onlara yedirme fırsatı bulduk desem yeridir.




Etli ekmeklerimizi beklerken Begüm bir ara ''ımmmmm harika kokuyor burası anne''dedi. Restoranın merdivenlerine oturup, mutfak kısmından çıkmasını beklediler etli ekmeklerin. Diğer yandan bol bol oynadılar bu merdivenlerde, beklerken.

Hem etli, hem de pastırmalı ekmeği denettirdik Nursen ile Yavuz'a. Alkışı tabiki etli ekmek aldı. Malum, pastırmalı olanı genelde kış aylarında iyi gidiyor. Karnımızı doyurup oradan çıkınca Nasrullah caminin avlusunu gezdirdik onlara.







Ardından, Münire medresesi el sanatları çarşısını gezdik hep beraber.






3 yıl önce gördüğümüz bu Esma-ul Husna'yı ve bir iki el yapımı parça daha aldık. Ayran yapımı için masa üstü mini yayık bile aldım. Onları ayrıca fotoğraflayıp ekleyeceğim daha sonra


Biz alışveriş yaparken çocuklar da eğlendiler çimlerin üzerinde bolca. Ardından Nursen'leri uğurladık ve yolumuza devam.









Saat 7 suları Melahat teyzemin evine vardık. Nurten ile facebook üzerinden gerçekleştirdiğimiz mesajlaşma sonucu kuzenlerin bir kısmını da olsa olsa toparlayabildik teyzemin evinde. Aslında bu Nurten'in başarısı. (Sağol tatlımcım). Hepsini, hepinizi görmek beni çok mutlu etti. Hatta Semahat (teyzemin büyük kızı) evlendiğinden beri ilk kez annesinin evinde yatıya kaldı benim gelmiş olmam nedeniyle. Neredeyse 11-12 sene yani. Sohbet, muhabbet, özlem gidermece derken saatler ilerledi ve kuzenler evlerine döndüler.


Beyleri baş başa bıraktık biraz ama olacak artık o kadar


Prensesim makinayı bulmuşken başlamış yine kendi fotoğraflarını çekmeye


Teyzemin yemek arkası bu abur cubur tepsisi meşhurdur. En sevdiğim kısmı da budur.



Ertesi gün kahvaltı sonrası çıktık teyzemlerden ve amcamlara uğradık.  Orada güzel bir sürpriz ile karşılaştık. Filiz ablamlarda tatil için Kastamonu'ya gelmişler. İstanbul'da pek görüşemiyorduk, nasip oradaymış :)  Günlerdir canım, yine Kastamonu'ya özgü Ekşili pilav yemeği çekiyordu. Sağolsun Fikriye teyze de o gün pişirmiş, sanki canımın istediğini bilirmişcesine. Çatlayana kadar yedim, yalan yok :)




Yakışıklı amcam ile




Amcamlarla vedalaşıp, Melahat teyzemleri de alıp, doğruca Terzi köyüne, Şükriye teyzemin yanına gittik. Anneannem de oradaydı. Bir kaç günlüğüne o da oraya geçmiş.

Bu evin benim çocukluğuma dair özel anıları vardır bende. Başka severim ben bu evi.


Orhan amca karşılıyor bizi kapıda. Mavi kapılı güzel ev...


Sol baştan, Melahat teyzem, anneannem ve Şükriye teyzem. Bizim için sıvadılar akşamın 9'unda kolları ve etli ekmek yapmaya koyuldular.



Etli harç, yoğurtlu harç ve patatesli harç


Melahat teyzem açtı ekmekleri. Kıyamam ben ona. Rahatsızlığına rağmen gık demeden 2-3 saat durmadan ekmek hazırladı.


Şükriye teyzemde pişirdi.


Pişerken lavaş gibi kabarır bu ekmek


Piştikten sonra söğüş ve ayran en güzel eşlik edenidir.


Bu evin el yıkama lavabosu işte böyle. Tam köy usulü. Çocuklar da dikkatle izliyorlar Salim amcalarını ve ardından onlarda sırayla yıkadılar ellerini.


Sabah kahvaltı sonrası yola koyulmadan önce Begüm henüz yeni doğmuş olan 3 günlük buzağıyı görmek istedi. Teyzemle beraber dama indiler. Bayıldı buzağıya küçük prenses ama ineklerden korktu. Bu yüzden teyzemin kucağından inmedi.


İşte 3 günlük buzağımız


Bu 1 yada 2 aylıktı sanırım


Ayrılık vakti geldi ve ben o sevdiğim mavi kapının önünde bol bol fotoğraf çektim.





Anneannem bile zar zor yürüyebiliyor olmasına rağmen uğurlamaya geldi yinede bizi.


Prensesim çok sevdi buraları




Biz gidiyoruz, o hem ağlıyor, hem el sallıyor, hem de arkamızdan gelebildiği kadar yola geliyor. Onu gördükçe benim gözlerimden yaşlar akıyor. Ben çocukluğumdan beri yaşarım bu kareyi onunla. Canımın taaa içi teyzem.


Anneannem de o yaşlı gözleri ile baka kalıyor ardımızdan. İnsanın yüreği kalıyor arkada, sevdiklerinin yanında.


Yollar bizi bekler diyerek devam ediyoruz bu manzara eşliğinde


Prenses almış en güzelinden bir papatyayı eline çek anne diyor fotosunu


Ardından yolculuk hali uyku haline bırakıyor kendini ve çocuklar uyuya kalıyor


Yollara devam, tatilin devamı da bir sonraki posta.

5 yorum:

  1. Gülümseyerek başladım geziye sonra gözlerim doldu bittiğinde ağlıyordum ah güzel memleketim ne çok özlemişim :)

    YanıtlaSil
  2. Ülkü'm kıyamam sana, yaa niye duydulandın öyle. Gidemiyor musun uzun zamandır. Ondan mı ki ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet canım gidemedim Buse küçük diye :) yol uzun eşim sevmiyor uzun yolu :) ve ben memleketimden her ayrılışımda hüngür hüngür ağlarım zaten :)

      Sil
  3. oyyy oyyy ne kadar güzel resimler inekler ne tatlı öyle :) bende doğu karadenizliyim yani rizeli 4 yıldır gitmiyordum bu yıl gideceğim en çok oğlumun görmesini orada nefes almasını istiyorum. kastamonuya gitmek nasip olmadı bir türlü çokta arkadaşım var oralı inşallah birgün gideceğim:)

    YanıtlaSil
  4. Güzin öyle iyi geliyor ki oralar insana. Hava hava gibi, su su gibi, insanlar insan gibi. Buralardan çok farklı, daha temiz, daha yaşanılası. İnşallah sen de gidersin memleketine ve şöyle doyarsın tadına vara vara :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...