28 Haziran 2013

Evliyim, çocukluyum ve çooook mutluyum


Bu sevimli gingerbread man mutfak saatini kendimi şımartmak istediğim bir an almıştım. Kargonun gelmesi ile evin en şeker köşesinde yerini aldı. Yanında ki minik gelin-damat figürünü de kızım hediye etti. Gingerbread man'in yanına koymalıymışım. Böylece sıkılmazmış :) e ben de öyle yaptım :)


Begüm benim oyuncak bebeğim sanki. Onu giydirmeyi, süslemeyi çok seviyorum. Geçen aldığım güneş gözlüğünü kaybetti sağolsun. Bu nedenle yenisini almamız gerekti. Araştırdım epeyi bir süre, sonra bu puantiyeli gözlüğü görür görmez tamamdır dedim. Bu Begüm'ün olmalı. Hediyesini açıp, gözlüğü gördüğü an ki tepkisini hala unutmuyorum. ''annecim çok teşekkür ederim'' deyip deyip öptü beni durmadan. Canım kızım.


Bu üç boyutlu ev maketini nette gezinirken gördüm. Sonra bizimkilerin üçünün de bayılacağı bir şey olduğunu düşündüğüm için hemen sipariş verdim. Kargo gelir gelmez, akşamına inşaata başladılar. Evin ilk katını bitirdiler. Fakat son haftalar da baya yoğun geçti günlerimiz. Bu nedenle ikinci kat, hala yapılmayı bekliyor.



Bu cup cake'li elbiseyi gördüğüm an aşık oldum. Malum ben cup cake hastası oldum son birkaç senedir :) hemen kızıma aldım tabi. Hediye paketini açtığı an gözlerini pörtlettiğini gördüm. ''Anneciiiim''diye atladı boynuma. Neyse öyle uykusuna yattılar. Biraz geç yattıkları için uyanmaları satt 7'yi buldu. Derken Orhan geldi işten. Tam salonda günün kritiğini yaparken Begüm hanım bu kılıkla girdi içeriye ve gülme krizine soktu bizi :)

Üstünde yeni elbisesi, gözünde gözlükleri, elinde gözlük çantası, fakat elbisenin altında hala pijaması :) komik güzel ne olacak. O kıpır kıpır ruhunu severim senin tatlı kızım.


Bu da sevgili kocamın yeni sürprizi. İş yeri için bir puzzle sipariş vermiş. Puzzle geldi gelmesine de, gelmesi ile beni şoka sokması bir oldu. Puzzle tam tamına 13200 parça. Tamam puzzle aşığıyız ikimiz de be kocam bunu yapmak, hele de iki çocukla inanılmaz zor desem de nafile. İşin aslı bende bayıldım fakat gözüm korkmuyor dersem yalan olur.

İlk yaptığımız puzzle 5000 parça idi. İkincisi 6000. Sonrasında eşe dosta 2000-3000'lik puzzle'lar yaptım. En son mutfağıma asmak için 2000 parça yapmıştım. Fakat bu gerçekten zor. Çünkü parçalar küçük. Yapılacak yer konusu ayrı dert. Çocukların asla girmemesi gerekiyor. Bu nedenle kütüphaneyi kapatıcaz puzzle için. Bildiğin puzzle odası olarak kullanılacak epeyi bir süre. Geçen hafta çerçeveciye uğradık. Adam, bu boyuta uygun hem çerçeve hem de cam olmadığını söyledi. Zaten karton da yokmuş o boyutlara uygun. Karon da ek yapılabilir de gerisini nasıl halledicez bakalım. Ahh sevgilim ahhh :) rekorlar kitabına gireriz biz bu gidişle :)


Buğra'nın haylazlıkları dur durak bilmiyor. Üstteki fotoda, küçük beyimiz mutfağa girip, çay şeker kutularıyla bir güzel oyun kurmuş kendine. Çayı şekere, şekeri çaya karıştırmış. Bununla da yetinmeyip, iki sürahi suyu hem bunların üzerine, hem de mutfağın her köşesine boca etmiş.

Alttaki fotoya gelince; o ayrı bir konu. Sen al toz bulaşık makinası deterjanını, makinanın deterjan gözüne doldur. Bütün kutuyu boşaltmış ama. Ardından makinayı çalıştırmış. Mutfağa girdim ve durdum ilkin. Anlamaya çalışıyorum. Yahu ben ne zaman çalıştırdım acaba bunu diye. Sonra Buğra yanıma gelip ''emme ııhhh'' diye makinayı gösterip gülümsüyor bana. Kapağını açmamla gördüğüm manzara şok etti beni. Yarısı doluydu daha makinanın kirli bulaşıklarla. Neyse bütün deterjan içinde ama kutuyu da boş olmasına rağmen yerine koymuş. Bir de sevinçle alkışlıyor kendini :) Ayyy kızmadım tabii, ne yapayım. O kendince yardım etmek istemiş bana ve beni mutlu etmeye çalışmış. Ben de teşekkür ederim oğlum, çok tatlısın sen ama istersen bir daha ki sefere beraber yapalım olır mu dedim. ''hıı hıııı'' dedi :)

Ben normalde tablet deterjan kullanıyorum ama kayınvalidem gönderdiği için boşa gitmesin diye kullanıyordum toz deterjanı. eee bize toz yaramıyormuş onu anlamış olduk :)



Yeni uyanmış, haylazlık peşinde kerata


Valla 10 tane kız doğursam, yardım etme konusunda Buğra'nın eline su dökemezler yine de. İş yaparken sürekli dibimde kerata. Çamaşır asarken, toz alırken, yatak düzeltirken,, yer silerken. Beni rahat bıraksınlar diye onlara da viledanın çocuk boyunu almıştım. Artık her yer silişimiz de onların viledasınıda dolduruyoruz. Ana-oğul başlıyoruz temizliğe. Şikayetim yok aslında. Onlarla paylaştığım her an ayrı bir keyif benim için.


Fotoğraf makinam, benden çok onların elinde artık. Hele de cep telefonumdan sonra iyice onlara kaldı. Buğra efendi almış makinayı, yerleşmiş kütüphanedeki üçlü koltuğa orayı, burayı fotoğraflıyor. ''oğlum senin buraya girmen yasak, bilmiyormusun ?'' diye soruyorum. ''emmeeee ıııhhhhh'' diye makinayı gösterip fotoğraf çektiğini anlatmaya çalışıyor bana :) bir de kızıyor bana ve kapıyı gösteriyor ıııııh dierek :) serseri :)


İki hafta önce bir akşam Derya'lardayız. Akşam dediğim, biz genel de saat 10 gibi buluşup birimizin evinde, çocukları uyutup sabah 5'lere kadar sohbet muhabbete dalıyor. Begüm Derya'nın koltuğa yayılmış ''anne fotoğrafımı çekermisin '' diye sesleniyor bana. Önce ben onun fotoğrafını çektim, sonra o bizim.



Bazı akşamlar yemek sonrası, hem çocuklar parkında oynayabilsin, hem de biraz hava almış olalım diye Mado'ya gidiyoruz. İşte o akşamlardan biri. Begüm kendine bir arkadaş bulmuş, at yarışı yapıyorlarmış. Buğra ise hep yaptığı gibi dondurmaya gömülmüş durumda.


Onlar beraber olması hep çok sevdiler


Via port'a gittiğimiz bir akşam tavşanları görünce baya mutlu oldular.


Kendime ayırdığım keyif anları. Ben 35 yaşıma kadar hiç Türk kahvesi sevmedim. Ama şu son 6 aydır her gün saat 3 gibi bir kahve keyfi zamanı ayırıyorum kendime. Hem o dakikalardan, hem de kahveden keyif alıyorum. Üstüne üstlük kapatıp fal bile bakıyorum kendime. Alttaki foto da çıkanı görünce şok olmadım dersem yalan olur. Kocaman, hem de resim gibi çizilmiş bir balık. Anlayanların yorumlarını alabilirim :) Fala inanma falsız da kalma işte :)



Almışlar yine fotoğraf makinasını kendilerini çekmişler bolca. Aşığım bebeklerim size, sizin her hareketinize.


Hafta sonu parkta çok eğlendiler. Saatlerce kaldık o gün, herhalde onun sayesinde eve döner dönmez erkenden yattılar.




Karıncaları inceliyor meraklı prens

6 yorum:

  1. evli,2 çocuklu , hemde mutlu :) valla süpersiniz, enerjinize bayıldım :) Puzzle bitince paylaşırsın, merak ettim 13200 parçalık puzzle nasıl olacak balkalım.Benim rekorum 1500 parça :)

    YanıtlaSil
  2. evleneli bir yılı geçti bebek düşünemiyorum çünklü korkuyorum büyük sorumluluk senin yazılarını okuyunca içimden bende böyle olabilirmiyim acaba diyorum :)

    YanıtlaSil
  3. Emreyle hayat; çok teşekkür ederim güzel yorumuna. Lakin enerjimin yerlerde süründüğü günler de az değil hani :) bitirdiğim gün söz yayımlayacağım puzzle'ın fotoğrafını

    YanıtlaSil
  4. Günlükçü bayan;

    Henüz evlilik yeni, önce bir evliliğine doy bence. Çocuk isteği insan hazır olunca otomatikman gerçekleşiyor. Bu nedenle hiç düşünme. Ayrıca, hayat burda yazıloanlardan ibaret değil, inan. Anti depresanlarla geçen günlerimi de bilirim :) ama yaşanan ne olursa olsun anne olmanın özelliği, dünyada yaşanacak hiçbir duygu ile tartılamaz bile. O kadar güzel işte :)

    YanıtlaSil
  5. Ne güzel resimler böyle 2 çocuklu güzel aile resimlerini görünce 2.çocuğu düşünme kısmı daha ağır basıyor.Bu aralar kararsızımda.Allah nazarlardan korusun ailenizi.
    sevgiler

    YanıtlaSil
  6. Hayat paylaştıkça; 2. çocuk hem lazım hem güzel hem de çok zor. Ama sevgileri bambaşka tabi

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...