19 Mayıs 2013

Sevgilinin cumartesi sürprizi





Güzel bir cumartesi sabahı. Sevgili evde. Neyse, uyandık ve ben hemen kolları sıvadım kahvaltı hazırlamak için. Ev ahalisine soruldu ve yumurtalı patates istendi kahvaltı için. Kahvaltının ardından, sevgili ''hadi hazırlanalım da çıkalım'' dedi. ''Nereye gidelim'' dedim, o da bana ''sürpriz'' dedi. Evi toparladık hızla ve hazırlanıp düştük yollara. Sonumuz hayrola :)

Önce araba ile Üsküdar'a geçtik. Arabayı orada otoparka bıraktık. Üsküdar'a gelince hep aklıma deliş http://deli-anne.com/ geliyor. Şimdi uzaklar da ya, ondan.


Üsküdar da biraz oyalandık. Güvercinleri izledik. Begüm bayılır zaten.


Begüm'ün aksine Buğra çok korkuyor bütün hayvanlardan.


Ardından, canımız sosisli sandviç istedi. Biz sosislilerimizi yerken, çocuklar simit yemek istedi. Yedikleri simitin susamları ile de serçeleri beslediler :)


Sonra vapura bindik. Ben Eminönü'ne falan geçiyoruz sanıyorum. Meğerse Haliç'e gidiyormuşuz.  Vapurda kağıt helva aldık çocuklara. Buğra'nın ilgisini çekti ama Begüm hiç oralı olmadı. O yemeyince Buğra'da vazgeçti yemekten. Sonuç; hepsi benim midemde :)



Baktı vapurda herkes fotoğraf çekiyor. Hemen istedi makineyi benden ve başladı çekmeye. Hoş zaten Begüm 1,5-2 yaşından beridir alışık fotoğraf çekmeye. En sevdiği şeylerden biridir. Keşke bir de ara sıra pilini şarja takmayı da akıl etse. İstediği zaman takıyor ama çoğu unutuyor. Bugün olduğu gibi. Makina'nın şarjı doluydu. Ne ara alıp fotoğraf çektiyse, bir tırnak şarjı kalmış makina'nın. Bu nedenle çok fotoğraf çekemedim.






İlk kez bir denizaltı gördü çocuklar.


Kastamonu'da ki Nasrullah caminin minyatürünü yapmış Ersoy Abut. Yapımı 1,5 sene sürmüş. Malzeme olarak da bakır kullanılmış. Satış fiyatı 100 milyar dedi. Harika bir eser ve çok büyük emek var belli ama 100 milyar da az para değil be kardeşim.





Bunlar da minyatür ahşap evler. Asıllarına uygun yapılmış.


Hele buna bittim. Bildiğin; bizim köydeki evler işte. Önün de oluğu bile var :)


Maranki'nin standı. Benlik değil kesinlikle ama çocuklar özel taşlarla süslenmiş ve gövdesi su akan mini şelale şeklinde tasarlanmış bu ağacı pek sevdiler.


Kastamonu'lu teyzelerin el emeği göz nuru bağ işleri, çarşaflar, örgüler, danteller. Çeyizlik ne ararsan var yani.


Önce çocukları yeşillikler üzerinde oynattık biraz. Herkesin uçurtma uçurduğunu gören Begüm hemen istedi tabi. Aldık biz de bir uçurtma ve uçurmaya çalıştık. Çalıştık diyorum çünkü; rüzgarın sürekli yön değiştirmesi yüzünden kısa sürelerle hava kalabiliyor da ondan.



Karnımız acıktı. Hemen bir etli ekmek yapan yere oturduk ve verdik siparişlerimizi. Etli ekmeklerimiz yapılırken bende boş durmayıp, başladım fotoğraflamaya.

Yufkası açıldı


Eti içine sürüldü



Ağzı kapatılıp sacın üzerine pişmeye konuldu


Diğer yandan Kastamonu'ya özgü ''banduma'' pişiriliyordu.


Banduma ; pişirilmiş ve parçalanmış yufkalar, ceviz, haşlanmış hindi, hindinin haşlama suyu ve tereyağ ile yapılan bir yemekmiş. Tadına da baktım, tarifini de aldım hemen ustadan. Gayet lezzetli. Bence tavukla da yapılabilir.


Pişmiş yufka parçalarını hindinin haşlama suyuna batırıp ıslatıyor ve tabağın altına diziyor. Üzerine dövülmüş ceviz ve hindi haşlamasını diderek koyuyor. Son olarak tekrar, hindi suyuna batırıp ıslattığı yufkalardan koyarak, tereyağ gezdiriyor. Yapımı basit ve bir o kadar lezzetli :) baya baya tarifi de verdim :)


Etli ekmeklerimizin pişmesini beklerken, tam da yemek yediğimiz yerin önüne gelen Kastamonu davul zurna ve köçek ekibinin gösterini izledik. Buğra çok keyif aldı özellikle.




Eveeet etli ekmeklerimiz de geldi :) ama nasıl güzel. Yapan teyzelerin ellerine sağlık. Aynı annemin yaptıkları gibiydi.

Bir de orada yaşlı bir karı-koca (en az 75 yaşlarında vardılar ) yayık ayranı yapıp satıyorlardı. Kaçırırmıyım hemen içtik birer bardak. Miss gibi ekşi ekşi.


Veeee dönüş zamanı. Vapuru beklemek için motorların kalktığı yerin tam karşısına oturduk. Vapuru kaçırmıştık ve 45 dk. bekleyecektik. Biz de denizin karşısında ama kalabalıktan da uzak olalım dedik.


İyi ki de öyle yapmışız çünkü çocuklar müthiş keyif aldılar deniz kenarında olmaktan.



Buğra efendi kafasına göre bırakıp bizi iskeleye falan gidip durdu. Baba düşkünü olduğu için babasını istedi sürekli yanında.


Onları böyle görmek huzur veriyor içime


Motorlara binenlere el salladılar hiç bıkmadan


İşte tam bunun karşısında ki banka oturup dinlendim, diğer yandan da bu fotoları çektim.


Özgür ruh


Hayatımın en değerli iki erkeği


Veeee kendim için bunları aldım hazır gitmişken. Küçüklüğümde babaannemin kullandığını hatırladığım un eleği, çok sevdiğim Kastamonu simidi ve senelerdir arayıp durduğum, küçüklüğümden beridir damağımda kalan tadını unutamadığım kül çöreği.

Daha bir çok şey alabilirdim ama annem zaten şu an Kastamonu da ve 15 gün sonra gelecek. Tarhanasından, yoğurduna, sarımsağından, pekmezine kadar getirecek. Bu nedenle gerek görmedim.

Yarın bu etkinliğin son günü. Gitmek isteyenlere kesinlikle tavsiye ederim. 

2 yorum:

  1. ohh ne güzel olmuş.. beni de anmışsın bir de canım canım:)

    YanıtlaSil
  2. Sen hep aklımdasın delişim :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...