14 Ocak 2013

Eskilere gitti yüreğim bu gece



Nette dolanıyorum avare. Aklıma bir şarkı düştü ''üflediler söndüm'' bir dinleyeyim dedim. Google'da arattım, bir de baktım İsmail abi söylemiş bu şarkıyı (İsmail abi annemin kuzeni olur).Onun müzikle uğraştığını unutmuşum. Şarkıyı dinlerken eskilere daldı gitti yüreğim.

Sonra İsmail abinin abisi olan Ali abi geldi aklıma. Acaba o neler yapıyordu. Senelerdir ne görmüşlüğüm vardı, ne de haber almışlığım. Hemen google'da onu da arattım. Şair-yazar diye geçiyor her yerde. Şaşırdım. Öğretmendi kendisi. Sonra dershane sahibi oldu. En son bilgim buydu onunla ilgili ve Ankara'da yaşıyordu. Meğer seneler önce yerleşmiş İstanbul'a. Benim ilk okul yıllarımda Mimar Sinan Üniversitesi Edebiyat Fakültesini kazanmış ve İstanbul'a gelmişti. 4 yıl boyunca biz de kalmıştı. Hayatım boyunca gördüğüm en kitapkolik insan odur. Otobüste bile bir eliyle tutunur diğer elinde kitap okuya okuya giderdi. İnanılmaz çok kitabı vardı. Bana da bir sürü kitap vermişti. Bize çocuk kitapları okurdu. İlk verdiği kitabı hiç unutmuyorum ''İbişin rüyası'' hala bendedir.

Lise zamanı gelince babam ticaret lisesine konusunda ısrarcıydı. Düz liseye göndermeme kararı almıştı kendince. İstanbul'da bir ticaret lisesine yazdıramayınca beni, Kastamonu Ticaret Lisesine yazdırdı ve beni oraya gönderdi. 15 gün orada okudum ve naklimi aldılar İstanbul'a. Orada kaldığım zamanın bir kısmı Ali abinin annesinin evinde geçirdim. Şerife teyze; öyle iyi davranıyordu ki bana, okuldan gelir gelmez banyo sobasını yakmış, yemeğimi hazırlamış. Kızım banyonu yap, yemeğini ye öyle ders çalışırsın derdi. Şerife teyzeyle olan anılarım arasında, ilkokul yıllarında, yine bir yaz tatili için gittiğimiz de Kastamonu'ya bana şeker kaplarından süs yapmayı öğretmişti o geldi aklıma.

Öyle eskilere gitti ki yüreğim, hepinizi çok özledim.

Anneannemin sabahın köründe bizi uyandırmalarını, büyükbabamın (rahmetli oldu) çaldığı kavalın sesini ve anlattığı hayat hikayelerini, Semahat ve Zehra ile Terziköyü'nde geçen yaz tatillerimizi, bahçelerin sulanması için ellerimizle açtığımız su yolunu hatırladım mesela. Bir de bostanın ortasında ki dedesinin eskiden yaptırdığı harabe olan ağaç evine benzeyen evde oynadığımız günleri hatırladım. Meraklı meraklı çeyiz hazırladığımız günler geldi aklıma.

Türkan'la kumaş boyama kursuna gittiğim, misafirler için şeftali tatlısı dediği, ceviz kabuğuyla yapılan bir tatlı yaptığımız günler geldi aklıma. Nurcan, Nurten ve Umut'la sarsık Ercan'ı elma yağmuruna tuttuğumuz günleri anımsadım.

Amcamlarla çay boyunda çekirdek çitleyerek dolaştığımız yaz akşamlarını ve o yaz akşamlarından bazıların da bizi Kastamonu çay bahçelerine götürdüklerini hatırladım. Canlı müzik olurdu. Doya doya eğlenirdik.

Filiz ablamın bana küçük bir el piyanosuyla eksi dostlar şarkısının notalarını öğrettiği günleri özledim ben. Bir de izci marşları öğretmişti bana. İzci marşı şöyleydi yanlış hatırlamıyorsam ;

Fili filayfo fişka
Kambıleydi kambileydi kambileydi fişka
No no nononno fişka
Fişkamani salamani ovakko vakamani
Fişkamani salamani ovakko vak
Bi dad bi daddadad
Bi dad bi dad fışşşşşşşşşşşş :)

Bir tane daha vardı;
Unk adeyda marikiti turba maridde mariya mariya mama :)

Çocuktum bunları bana öğretti zaman daha, ne günlerdi :(
Merak edip nette arattım bu izci marşlarını ve orijinal halini buldum.

  
 TEKERLEMELER
            Her nereye gitsek bize sorarlar.
Kimleriz biz, nereliyiz.
Cevap verirsek.
Denizli izcileriyiz.
Sesimizi duymazsa,
Sağır mısın deriz.
Daha yüksek söyleriz.
            - Fi
- Fiflayfo
- Fişka
- Komradi komradi komradi fişka
- No no nononno fişka
- Eşkamani salomani o vakko vakko meni
- Eşkamani salomani  o vakka vak
- Bi dat bi dat bi dat da dat fiş.
 (Bu  tekerleme  lider tarafından yada bir izci  tarafından yüksek sesle söylenir. Diğer izciler yine yüksek sesle tekrar ederler.)
 (Lider ya  da izci tarafından söylenir.)                       (Diğer izciler tarafından söylenir.)
Hop çiki beybi                                                                                    İnne ha
Li dıllı beybi                                                                                        İnne ha
Kavun içi beybi                                                                                  İnne ha
Hayru  hayrun                                                                                    Oh oh  (tempo)  Oh oh  (tempo)                


Evlendiğimden beri ilk kez 2 hafta önce bana geldi Filiz ablamlar. Çocuklar büyümüş, genç kız olmuşlar. Zaman su gibi akıp geçmiş.Ona, bana öğrettiği bu izci marşlarını hatırlattım, çok şaşırdı hala hatırlıyor olmama. Kendisi bile çoğunu unutmuş çünkü. Ayrıca bana folklor oynamayı da öğretmişti. O folklor öğretmeni ama yapmıyor şu anda mesleğini.

Amcamın bakkalı vardı eskiden. Servet ( yani amcamın oğlu) ve ben dükkandan amcam görmeden halley aşırırdık. Gökhan, Servet'in kardeşi, diğer kuzenim inanılmaz güzel bir bebekti. Çay boyunda gezinirken akşamları yürümek zor olurdu. Zaten herkes birbirini tanıyor oralarda, Gökhan'ı gören sevmek için durdururdu bizi.

Çok özledim ben o günleri. Babaannemin yaptığı kül çöreğini, dağlarda kanlıca mantarı toplamaya gittiğimiz günleri, kuzenim Dursun'la harman da beraber at binerken, atın birden şaha kalkıp bizi üzerinden atıp samanların üzerine düştüğümüz ve ardından atın üzerimize doğru gelmesiyle benim çığlık çığlığa bağırmam ve atın sadece yüzümü yalaması, köyde beştaş ve emen oynağımız günleri, kovalarla su taşıdığımız, hasıl harman yaptığımız, patoz yok o zaman köyde tırpanla ve düğenle yapılıyor hasıl. Çok küçüğüm bir gün hasıl yaparken elimdeki tırpanı sallamamla az daha dedemi öldürüyordum. Ondan sonra o yaz bir daha tırpan vermediler bana. Orak değil ki bu, kocaman benden büyük sapı var o zaman. Küçüğüm zaten nasıl vermişler onu bana, hayret ediyorum şimdi.

Sobalı köy okulunu hatırlıyorum. Beni de alın diye ağlamıştım. Daha küçük olduğum için almamışlardı. Bir iki gün hevesim geçsin diye kabul etmişlerdi. Sonra zaten dönmüştük yine İstanbul'a.

Babaannemle oluğun yanında ki tahtadan yapılmış bir yerde çamaşır yıkadığımızı hatırlıyorum. Ama öyle bildiğiniz gibi değil. Ayakla tepe tepe yıkanıyordu çamaşırlar. Öyle eğlenceliydi ki :)

Öyle çok özledim ki o günleri. Sıcacık Kastamonu simidini, budamış'ta Fedim teyzemlerin evin önünde mısır közlediğimiz günleri, Salim amcanın kuzinede minik patatesler közlediği günleri, Terziköyün de Semahat'lerle evin ahşap merdiven kenarlarından kaydığımız günleri, tüm teyzemlerin buluştuğu o etli ekmek yapılan günleri, kuzen kuzene çocukluk günlerini çok özledim.

Bir şarkı aldı beni nerelere götürdü. Hepinizi, her şeyi, o günleri çok özledim. Hayat çocukken başka güzel insana ama bunu sadece büyüyünce farkedebiliyoruz.

Umarım sizinde benim kadar güzel anılarınız olur yavrularım. Ebeveyn olmaya öyle kaptırmışız ki kendimizi, bizim de çocuk olduğumuz günleri unutmuşuz. Hadi, sizin de anılarınız da yer edecek güzel günler yaşayalım beraber.

2 yorum:

  1. of of sadece ağlayabildim okurken öyle güzel yazmışsınki emin olbizlerde özlüyoruz o günleri ama inan burdada eskisi gibi değil herşey nedersin al gel bu yaz çoluğu çocuğu yaşatalım senle o güzel eski günleri nedersin...olmaz diye birşey yok...

    YanıtlaSil
  2. Gelicem tatlım, bu sene gelicem inşallah.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...