18 Ekim 2012

İçimi dökmem lazımdı







Uzun bir süredir, çorap söküğü gibi ardı arkası durmayan aksilikler yaşıyoruz ailece. Örneğin; Begüm'ün son zamanlarda ki sakarlıkları, benim Buğra'nın doğumundan sonra hala kendime gelememiş, depresyondan kurtulamamış olmam ve bu sebeple hiç bir şeyin, hiçbir koşulda artık beni mutlu etmiyor olması, iki hafta önce Orhan'ın işten çıkarılmış olması, borçlar-harçlar derken boğulacakmış gibi hissediyorum artık kendimi.

Her şey değişiyor biliyorum, her şey bir şekilde kendi yolunu buluyor ve çözülüyor. Başladı bile diyebilirim. Orhan işe girmek yerine iş kurmaya karar verdi ve Allah'ın izniyle attı bunun ilk adımlarını. Çocuklar zaten büyüyorlar ve günden, güne doğal olarak değişiyorlar. Değişmeyen tek şey benim halim. Bekliyorum. Netten okuduğum kadarı ile bu sıkıntı hali 1 hafta ile 1 ay arası sürüyorsa geçici bir sıkıntı, 1 aydan fazla sürüyorsa depresyonmuş. Benim ki 2 yıldır sürdüğüne göre ben kesin doktorluğum artık :) şaka bir yana gitmem gerek gerçekten doktora. Artık üstesinden gelemiyor kendimde ki çelişkili gelgitlerin.

Geçen, Orhan ''sana nasıl yardımcı olabilirim söyle, problem ne çözelim''dedi. Ben de hıh işte tam da sorun burada, sana söyleyebileceğim çok şey olduğu gibi söyleyemeyeceklerim var. Nedenini benim de bilmediğim hissiyatlar.

Asıl gördüğüm ''yalnızlık'' bütün bu dünyayı başıma yıkan. Ailesizlik, arkadaşsızlık, işsizlik, sosyal hayatsızlık (ki bu ara biraz hareketlendirdik ama :)) vs.

Kötü olan güzellikleri ve hayatında oluşan olumlu şeyleri de göremiyor insan böyle olunca. Hani kelin merhemi  olsa başına sürer diye bir söz vardır ya. Başkaları söz konusu olduğunda, iyi bir dinleyici ve yol gösterici olabiliyorum (nacizane) ama kendime bir türlü gösteremedim çıkış yolunu. Terzi kendi söküğünü dikemezmiş, benim ki o hesap. Söküğün ucu başı belli değil.

Yaa herşeyi geçtim insan evladını mutlu etmek ve mutlu görmek istiyor be. Anne-baba olarak önce ben demeli. Önce can, sonra canan demeli. Bak işte; kocaydı, çocuklardı, evdi derken kendimden ve bana ait olan herşeyden vazgeçtim. İyi mi oldu peki ! hayır beterin beteri oldu. Yalnız, mutsuz, kendi anları olmayan bir kadın oldum. Netice de ben kendim olmaktan çıktım. Sadece anne oldum. Kendine yetemeyen, kendini mutlu etmeyi beceremeyen bir insan nasıl başkalarını mutlu edebilir ki!

Böyle dengesiz bir ruha sahip olan anne-baba nasıl bir örnek olur çocuğuna. Dengesiz bir örnek olur ancak. 3 dakika önce koltukların üzerinde müziği sonuna kadar açıp çocukları ile çılgınca dans eden anne, 3 dakika sonra off yoruldum yeter der ve ardından ne olur anne geeel, diyen kızına basar fırçayı. Bu dengesizliğin en basit örneğidir.

Bir çıkış yolu bulabilmek adına kendimi bazı yeni şeylere veriyorum. Yakında haber edicem herkesi. Ama ne kadar başarılı olur bu benim için, nasıl bir sonuç verir işte orasını kestiremiyorum.

Depresyonda olduğuma nasıl karar verdim derseniz;

İstediğim bir şeye sahip olmak bile beni mutlu etmiyor.
Sabah 5'lere kadar uyuyamıyorum. Günlük uykum 3-5 saat.
Korkular ve halüsilasyon çok fazla
İnsanlardan çok korkar oldum. Çocuklarla, oturduğum semtin dışına asla tek başıma çıkmıyorum. Ya biri yanımdan kaçırırsa çocuğumu diye.
Aynı pijamalarla sabahtan-akşama, akşamdan sabaha kadar dolanabiliyorum.
Çocuklarımı çok sevmeme rağmen içimden onlarla birşeyler yapmak gelmiyor. Parka gitmek, oyun oynamak gibi.
Yemek di, ev işleriydi zul gelir oldu.
Çok sigara içiyorum.Eskiden 5-6 tane iken şimdi günde bir paket.
Nefes alamıyorum. Ya da öyle hissediyorum.
Kimseye tahammül edemiyorum ama asla bunu onların yüzüne söylemiyorum veya hissettirmiyorum.
vs vs vs
Deliriyorum işte deliriyorum.
Bu aralar kendime ''bugün ölsem gözüm açık gitmem diyorum''. Bu dünya öyle gereksiz geliyor ki. Sanki aslında ben öbür tarafta olmalıymışım da yanlışlıkla buraya düşmüşüm gibi kendimi buraya ait hissetmiyorum.
Kimseye güvenmiyorum, kendime bile.

Peki bütün bunları yaşıyorum da ''NEDEN'' bunu bilmek istiyorum.

Özünde; hayatım boyunca maddi-manevi çok büyük sıkıntılar çekmiş ama birinde bile şikayet etmemiş, rabbim sevdiği kullarına çektirirmiş diyerek kendini avutmuş, hep neşeli, hep gülen, küçücük şeylerden mutlu olan, bağıra bağıra şarkı söyleyen, leziz yemekler yapma peşinde koşan, takı yapmaya bayılan, kitap okumaktan nefret eden, kır-çimen gezen, gülen-güldüren, etrafında ki herkese yardım eden, ailesine ve dostlarına karşı vefalı olan, ne istediğini tam olarak hiçbir zaman bilmeyen ama eline geçenle hep mutlu olmayı başaran bir insandım ben eskiden ne oldu. Nerede bıraktım kendimi.

Ben yürüyordum, 20'li yaşlardaydım, buralara ne zaman vardım. Ne çok şeyi sorgular oldum.

Hala şükür ederim ama şikayette ederim artık. Artık, özümde olan benden, eser kalmamış görüyorum ki.İşte bu benim canımı yakan. Peki neden di o zaman hayatım boyunca katlandığım tüm o acılar. Hak ediyor olmalıydım artık istediğim gibi bir hayatı yaşamayı. İşte sorun tam bu notada. Ben ne istediğimi bilmiyorum arkadaşım. Rabbim ne versin.

En büyük özelliğim, kolaylıkla karşımdakilerle empati kurabiliyor olmamdır. Çocukluğumdan beri bu hep böyledir. Garip olanı ise, ben çocukluğumdan beri kendimle de hep empati kurardım. Hani çocukların hayali arkadaşları olur ya, benim yoktu. Gerek de yoktu.Çünkü birşey olduğu zaman hemen ruhum sanki bedenimden çıkıp karşıma geçer ve eleştirmeye başlardı. Şu şundan, bu bundan dolayı diye kendimi eleştirir, eleştirir sonra doğru olana karar verirdim. Ben hep kendi kendimi dinledim.Ben hep başkalarını kırmaktan korktum. Ne gerek var, üç günlük dünya diyerek kıyamadım kimselere. Ama öyle bir kıydılar ki bana anlatamadım kimselere. Sadece güçlü durdum karşlarında. Güçlü olmadığım halde, güçlü durdum. Durmak da zorundaydım.

Bu yüzden demiştim ya karşısındakilere kıyamayan kendine kıyıyor demektir diye. Ben bunu bu yaşıma kadar böyle yaşadım. Yaş 35, şairin dediği gibi, yolun yarısı. Bundan sonrasını pek de böyle yaşama taraftarı değilim artık  ama insan hamuru nasılsa, öyledir. Hayat değişir, insan da değişir. Değişmeyen tek öz'dür. Özümüz değişmez.

Ben ne anlatıyorum, niye anlatıyorum bilmiyorum. Fotoğraflar bugüne ait. Kahvaltı sonrası aldım çocukları doğru parka. Yine gidesim yoktu ama kendimi ittire kaktıra çıkardım dışarı işte. Biraz spor aletlerinde oynadık, biraz çocuk parkına gittik orada oynadık, biraz bisiklete bindiler. Yol boyu hem Begüm'ün koca bisikletini taşıdım, hemde Buğra beyefendiyi arabasıyla.  Yanımda yine abur-cuburlar, elmalar, armutlar. Parkta soy soy yedir. Eve gel, banyo yaptır, yemeklerini yedir uyut. Onlar uyuyor, Orhan işlerinin peşinde dışarıda zaten sabahtan beridir, bense işte biraz dert yandım bloguma. Görevler beni bekler :(

21 yorum:

  1. Ağlarım ama şimdi ya benmiyim bunu yazan dedim inan ki :)) bak deli dolu gülüyorum işte :) sana dr tavsiye etsem gidermisin? sıkışıp kalmışız kendimiz olamıyoruz sürükleniyoruz... Aman biz kırılalım herkesi mutlu edelimde gerisi yok..off aman ya :)

    YanıtlaSil
  2. Selma'cığım :(((
    İnşalalh içinde bulundurğun durumdan en az hasarla kurtulursun. Depresyon da zor ,kendini depresyonda hissetmek de zor. Ne yaşarsak yaşayalım hayat devam ediyor be gülüm :(((

    YanıtlaSil
  3. hafta sonu buluştuğumuzda en neşelımız sendın bence...kı çocuklar süreklı senı meşgul edıyordu...bırlıkte sıgara ıçerken kı sen ıçtığını bıle anlamadın, kendıne vakıt ayırıyormusun dıye sormuştum sana...çok neşelıydın ama hayatını çocuklarına adadığında bellıydı...

    bence depresyonda değılsın...sorunun yanlı kalmaya ve kendın ıçın bışeyler yapmaya ıhtıyacın var...haftanın bellı günlerı çocukları uygun bırıne bırakıp sevdığın şeylerle ılgılen...o zaman daha verımlı olacaksın çocuklara karşıda...

    aşırı küçük değıller...öğleden sonra onları oyun kreşlerıne bırakabılırsın...ev ışlerı konusunda eşınden yardım alıp zamanını artırabılırsın...

    bunları yapmazsan sonun kesın depresyon...ve daha daha sonrası çok karmaşıklaşıyor ben yaşadım tavsıye etmem...

    öpüyorum senı...her zaman yanındayım...

    YanıtlaSil
  4. bu seneye kadar ara sıra gelgitler yaşamış biri olarak söylüyorum ki insanın en iyi doktoru kendisi. Panik atağım vardı, senin de dediğin gibi dışarı çıkmaya korkar olmuştum. umutsuzdum vs. bakış açımı değiştirdim. Bunu nasıl başardım bilmiyorum. (tamam biraz depresyon tedavisi gördüm fakat ilaçtan bıkınca onu da yarıda bıraktım) sonra düşündüm ki hayata nasıl bakıyorsan öyle geliyor. iyi düşün ki uzayda biryerlerde o iyi düşünce sana geri dönsün, kötü düşünme ki yine iyilik yönündeki kapılar kapanmasın. nuray sayarıyı biraz araştır düşüncelerini araştır, kitaplarını oku hatta. tabi doktora da git gerekirse. Benim bakış açımın değişmesinde sanırım o kişinin düşünce yöntemi çok etkili oldu belki faydası olur diye söylüyorum en azından bana faydası oldu.

    YanıtlaSil
  5. İnsan bazen bencil olmalı değil mi..ben de insanları çok önemseyip kendimi geri plana attığımda bunalım da kaçınılmaz oluyor...

    Her şeyden önce seni de dinleyecek,paylaşacak samimi bir insanın varlığına ihtiyaç var...İnşallah tez zamanda sıkıntıların çözüme ulaşır...Rabbim yardımcın olsun..Belki de şu anda en dibe vurduğun andır da yükselişe geçme zamanı gelmiştir...

    selametle kalın...

    YanıtlaSil
  6. hepimiz yaşadık bence aynı tarz. özellikle böyle yakın yaşta iki çocuk varsa ilk yıllar çok zor oluyor. benim küçük 4, büyük 5,5 yaşında yeni yeni kendimize vakit ayırıp da kendimiz için bir şeyler yapmaya başladık. öncesi sadece annelik, uykusuz geceler... ama kanulleniş çok önemli. en başta bulunduğumuz pozisyonu kabul etmek zorundayız. beklentilerimizi de ona göre revize etmemiz lazım. bu bir geçiş dönemi bence, geçecek... sevgiler...

    YanıtlaSil
  7. Ülkü; anneliğin temel esasları diye bir kitap yazılsa, herhalde hepimizin yaşadığı şeyler birbirini tutar şekilde bu kitapta yer alır. Doktor için teşekkür ederim. Ailece sürekli gittiğimiz hastanenin doktoru ile görüşeceğim. Çok sağol

    YanıtlaSil
  8. İlknur'cum canım benim, evet dediğin gibi her ikisi de zor. Lakin uzun süre öyle hissettim, şimdi ise artık koydum kendime teşhisi :) umarım çabuk geçer

    YanıtlaSil
  9. Tuğba'cım bende ki sorun bu ya aslında. Kol kırılır yen içinde kalır felsefesini güderim ben hayatımda. Dışarıya neşeli görünürüm de içimde fırtınalar kopar. Yani dışı seni içi beni yakar :)

    Annem şu an memlekete gitti. Kurban dolayısı ile. O burada iken en az hafta da bir bırakıyordum. Fakat bu bile yetmiyordu bana.

    Eşime gelince, o her konuda fazlası ile yardımcı olmuştur her zaman bana. Hatta çoğu erkeğin yapmayacağı şekilde. Zaten o olmasa çoktan tırlatmıştım.

    Şu dönemde maddi açıdan çocukları bir kreşe yazdırmam imkansız ama belki birkaç ay sonra olabilir.

    Elimden geldiği kadar dayanmaya çalışıyorum işte. Teşekkür ederim güzel önerilerin için.

    YanıtlaSil
  10. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  11. Tombul tarifler; hemen araştıracağım önerdiğin kişiyi. Ben oğlak burcuyum, ayrıca yapım itibari ile de kötümserimdir. Bu da kötü bir etken benim adıma.

    Başka birisi olsa hastanelik olurdu diye düşünüyorum bazen. Yapı olarak olaylar karşısında dirençli bir yapım vardır. Acı eşiğim yüksektir. Doktorumda zamanında aynı şeyi söylemişti. Ben her ne kadar zayıf olduğumu düşünmüş olsam da bu zamana kadar. Çok teşekkür ederim yorumun için

    YanıtlaSil
  12. Ay sarayı; öyle güzel bir tespit yapmışsın ki evet şu an dibe vurduğum an. Bazen yukarı çıkabilmek için dibi boylamak gerekiyor. İyi zıplayıp hız alabilmek adına.

    Evet insan dost arıyor yüreğine yarenlik edecek. Benim en büyük eksikliğim bu zaten.Ben herkesle arkadaş olamam. Güvenim azdır insanoğluna. İnsanları çok severim, elimden geleni yaparım. Ancak kendimle ilgili belli duvarlarım vardır. Bu da zorlaştırıyor aslında hayatımı

    YanıtlaSil
  13. Anne kaleminden; evet geçecek, 35 yılda neler geldi geçti. Bu da geçecek. Ama izi kalmasın istiyorum geçip giderken.

    Kendime 2 sene zaman tanıdım zaten. Begüm okula, Buğra kreşe işte o zaman geride bıraktığım ben'in peşine düşücem bende. Sevgiler,

    YanıtlaSil
  14. Selam yazını tam da çıkarken okudum... İnan ki yalnız değilsin bu konuda, hemen hemen her kadın bu duyguları belli evrelerinde yaşıyor, inşallah tez zamanda özüne dönersin. Sağlıklı şekilde durumdan kurtulursun, sana tek diyebileceğim bol bol dua et, allaha sığın, rabbim gönlünü ferahlatacak. Herşeyin hayırlısı...

    Ne zaman istersen yanında olurum...
    Çocukları ve seni öpüyorum, güzel elmaları soyan, güzel yürekli kadın: )

    YanıtlaSil
  15. 4.5 yaşına yaklaşmış bir kız annesi, bir duygu adaşın olarak yazıyorum.
    Yalnız değilsin, yanındayım.
    Bendeki hal, öyle bir halki fiziki yapımı hiç önemsememeye ve ileri derecede kilo almaya bile başladım.
    Hamileliğimin son haftasında bile kendine deli gibi özenen ben.
    Bebek mevlidi dahil, doğum günü, düğün vs. hiçbirinde saçımı bile taramak istemedim.

    Doktora gitmek hiç istemedim, kendime o kadar acıyordum ki, düzelmem ya da düzeltilmem yersiz diye düşünüyordum.
    Kızımı çok seviyorum o büyüdükçe onun için birşeyler yapmak istedim.
    Şimdi anaokuluna başladı, yeni bir çevre edindim, taze kan geldi sanki vücuduma...
    Biraz daha bana döndüm, özüme döndüm.
    Begüm anaokuluna gidiyormu? Belki çevren değiştiğinde biraz daha farklı olur herşey.

    İnsanın doktoru kendisi, nelerden hoşlanıyorsan, o konuda birşeyler yapmaya çalış.

    Kolay gelsin arkadaşım.
    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  16. Anne mahsustan; canım çok teşekkür ederim. Dualarımı dilimden düşürmem ben zaten. Sıralı gelen herşeyle baş etmeye insan dayanıyor da, aynı anda sürüyle gelen sorunlar sıkıntı yaratıyor insanın ruhunda işte.

    Güzel dileklerin için çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  17. Senanın annesi; ne güzel sen atlatmışsın, umarım en kısa zamanda bende atlatırım. Begüm bu sene kreşe gitmiyor. 2 çocukla evde olmak ve bu dönemde yanında yardımcı olacak birisi olamaması en zoru. İşte bu nedenden dolayı kendime hiç zaman ayıramıyorum. Ayırabildiğim zaman nete girebildiğim anlarla kısıtlı gerisini sen düşün.

    Hayırlısı, sıyırmadan sıyrılmak lazım :)

    YanıtlaSil
  18. merhaba
    blogunu keyifle izlemeye aldım ve seni kendi bloguma davet ediyorum beyenirsen de izlemeni isterim
    sevgiler

    http://burcinkuran-wonderlust.blogspot.com/

    YanıtlaSil
  19. Yaz başıydı, uzun zamandır tek tek gelen dertler cümbür cemaat buyurdular hayatımıza, Nehir'in okulunun akıbetinin ne olacağı problemi, Ali Deniz'in giden bakıcısının yerine acilen güvenilir birini nerden bulacağımız problemi, benim iş yerindeki sıkıntılarım, kocamın maddi anlamda bizi göçerten sıkıntısı vs... O zaman yani tatile çıkmadan hemen önce bloğa bir yazı yazmış ve demiştim ki "hayırlısıyla gelsin bu yaz, bakarsın umduğumuzdan iyi geçer" diye de eklemiştim, bugüne bakarsak, hepsi ama hepsi geçti gitti, düze çıktık şükürler olsun...
    Tez zamanda düze çıkman(ız) dileğiyle! Biliyorum ki, çocukların mutlu olması için mutlaka mutlu bir anneye ihtiyaç var, çözüm sende değilse (ki anlattıklarından öyle olduğunu düşündüğün açık) dahiliye doktoruna gidermiş gibi rahat gidip çaresini aramalısın doktorlarla, eminim çok kolay çözülecektir problemlerin...
    Bir de ben sana kendi sırrımı söyleyeyim mi, ne zaman derin hülyalara dalacak gibi olsam ya da sıkıntıya düşecek gibi hissetsem kendimi, o an için çözümler buluyorum beni motive edecek, küçük küçük ama bana iyi gelen çözümler, kimi zaman etamin, kimi zaman alışveriş, kimi zaman keçe vs...
    Dilerim tez zamanda feraha çıkarsın sen de (kimbilir çıktın belki de) ;)
    Sevgiler anne karınca

    YanıtlaSil
  20. Burçin; ziyaretin için teşekkürler. Hemen izlemeye aldım bile :)

    YanıtlaSil
  21. Esen Can; Öyle iyi ve sıcak geldi ki yorumun çok teşekkür ederim. Evet bir şeyler değişmeye başladı bile. Ama oturması için biraz zaman gerekiyor. Henüz doktora gitmedim. Korkuyorum herhalde. Ama gidicem. Yeni birşeylere başladım beni rahatlatacağına inandığım. Yakında görücüye çıkaracağım :) Tekrar çok teşekkür ederim

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...