11 Mayıs 2012

Ortası olsun artık

Beynimin içi bulanık, birbirinden farklı binlerce konu ve soru işareti var aklımda. Her ne kadar her şey yolundaymış gibi görünse de bir yerlerde, bir şeylerde  yanlışlık var.

Listeler listeler. Bir sürü liste var. Tamamlanması gereken, yoluna konulması gereken. Çalıştığım zamanları düşünüyorum da daha kolaymış hayat. Ev, çocuklar, annelik, eş olma bir noktada tıkanıyor insan. Kendine ait özeli veya özele ayıracak zamanı kalmıyor. Zamanla yarış anneliğin ve ev kadınlığının en büyük sorunu galiba.

İnsanın sevdiğiyle olan bağı da köreliyor bu çarkın içinde. Böyle mi yoksa daha mı farklı olması lazım. Bilmiyorum. Memnun değilim bundan ama insanın potansiyeli neye izin veriyorsa o kadarı oluyor. Bazen acaba benden mi kaynaklanıyor dediğim anlar olmuyor değil. Sonrasında hayır diyorum. Karşılıklı bazı şeyler.Denge meselesi aslında. Tahteravallinin bir ucunda ben oturuyorum evet ama diğer ucu boş çoğu zaman. Nasıl peki ! Nasıl harekete geçer ve nasıl dengelenir o halde. Olmaz. İstesek de olmaz.

Yalnız kalmayı dilediğim ve sessizlik aradığım anlar neden yalnızlıktan sıkıldığım anlar halini alıyor. Neden o anların keyfini süremiyor, kendime işkence ederken buluyorum.

O iki sevgilinin arasındaki bağlar bu kadar çabuk ve farkında olmadan nasılda zedeleniyor. Nasıl da beraber olmak için aranan zamanlar, yalnız olmak için istenir hale gelebiliyor. Her boşlukta sevdiğinin yanında-yamacında alırken soluğu şimdi nasılda farklı koltuklar değil farklı odalarda olunabiliyor.

Sevgi eksikliği falan değil. Sükunete ve dinginliğe olan açlığımız herhalde. Çocukla yaşam umduğundan fazla çok sesli yaşandığı için, insan kendine ait sessiz zamanlar arıyor artık. Bunu anlıyorum. Kızmıyorum. Sadece anlamak istiyorum.

İmreniyorum saldım çayıra mevlam kayıra diye yaşayan geniş ruhlu, vurdum duymaz insanları bazen. Aslında benimki de onlarınki de fazla, biliyorum ama şu hayatla eğlenmek ve eğlendirebilmek lazım.

Kırgın, kızgın, hırçın değilim. Özledim seni sadece. Özlemeyi bile unuttuğumuz anlar olmuştu. Buna da şükür diyorum. Lakin her şeyin azı karar, ortası yarar, çoğu zarar demişler. Yeter bu kadar özlem.

Anne-babayız ama önce sevgiliyiz. Sevdiğim yamacımda ol artık. Sen ol, ben olayım artık.

6 yorum:

  1. Anne Karınca, çok haklısın zaman zaman benim de düşündüğüm şeyler bunlar, çalışsan da çalışmasan da çocuk kalan bütün vakitlerini tüketen birşey, hele de iki tane olunca, dün akşam ben de aynı şeyi düşündüm, oğlum beni bütün akşam daraltırken, ağlamalarını (dolayısıyla da kusmalarını) engellemeye çalışırken, "Ne zor çocuk büyütmek" dedim, "Nne bunaltıcı", sonra her zamanki gibi "geçecek" dedim kendi kendime... Geçecek ama bizim ömrümüz de böyle böyle geçip gidiyo... Sağlık olsun diyelim yine de, şükür bugünümüze...
    Çocuklar söz konusu olduğunda da akan sular duruyo bizde, onlarsız bişey yapamıyoruz, birlikte hep, maaile... Sakin geçen, kocamla başbaşa geçen zamanlarımız öyle az ki... Çoğalması için neler vermezdim....
    Sevgiler

    YanıtlaSil
  2. belkide hep yanyana olmakta büyüsünü bozardı herşeyin.vakit bulamamak ,yanyana gelememek sevgiyi,özlemi arttırıyor sanki...

    YanıtlaSil
  3. Esen Can; desene aynı dönemde aynı hisleri yaşıyoruz. Umarım çok geç olmadan (yani yaşlanmadan :)) yoluna girer hayatımız.

    YanıtlaSil
  4. Nuryolu; hani dedim ya ortası diye, işte tam olarak anlatmaya çalıştığım bu. Ortası yarar insana. Özlemin dahi olsa çoğu zarar

    YanıtlaSil
  5. canım iki çocukla hoşturmaca içinde insan soluklanacak zaman arıyor.Seni çok çok iyi anlıyorum.inş herşeyin ortasını buluruz...

    YanıtlaSil
  6. İnşallah Sevilay'cım.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...