23 Nisan 2012

Bir ilk daha, Begüm at bindi












Bu günün nasıl başladığını ilk postumda anlatmıştım. Saat 5 evden çıktık.  Önce pazar alışverişi yapıldı. Herşey taptaze mis gibi. İki torba şey alıcam diye girip 8-10 torbayla çıktım yine. Biz pazar alışverişlerini ma aile yaparız. Bu vesile ile çocuklarda neyin ne olduğunu görerek öğreniyor.

Ardından Carrefour'a gittik. Bu sefer evin aylık alışverişini tamamladık.  En çok ne aldığıma gelirsek et tabiki. Bol bol tavuk eti, kırmızı et. Hazır indirimde de diye. Malum diyetteyim ve meyve, bakliyat ve hamur işleri yaşak. Süt ve et ürünleri, ayrıca bir kısım sebze serbest. Hoş, bu 3 gün tatil vesilesi ile biraz serbest bıraktım diyeti ama sorun değil. Salı sabahından itibaren kaldığımız yerden devam.

Neyse; alışveriş bitti ve Carrefour'un bahçesine kurulan oyun parkında çocukları oynattık biraz. Oyun parkı kapanınca, arabaya doğru yürümeye başladık. Begüm atları gördü ve ''hani anne beni at bindirecektiniz'' dedi. Orhan'la bir an bakıştık. Şimdi; biner korkar iner. 5-1O dakikası vardır 50 TL falan diye bir yandan düşünüp, diğer yandan söylenirken, Orhan görevliye sordu. 5 dakikası 10 TL dedi ve tamam dedik. Korksa binemese bile giden para çok değil nasıl olsa diye düşünürken, bizimki bayıldı at binmeye.

Yarında gelelim ne olur anne diye başladı rica etmeye. Zaten o beyaz ata binmek istiyormuş. Neden siyaha binmiş. Bu yüzden yarın tekrar gitmeliymişiz. Tamam dedik ama niyetim yok açıkçası. Zaten yarınki program belli. Orhan bazı işleri var. Bizde çocuklarla anneanneye gidicez. Begüm anneannesinin evini özlemiş. Oraya gitmek istiyormuş. Öyle yapalım bari babanın işi varken dedim bende.

Hoş, bu vesile ile çocukları öğle uykusuna yatırıp, anneanneye bırakıp kadıköye iner Kemalin yerinde bir kahve ısmarlarım kendime. Nasıl da özledim Moda'yı. Denizi seyrede seyrede seyrede gazete okuyup, kahve hüpürdetmeyi. Keyif zamanım gelmiş benim belli :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...