15 Mart 2012

Nişan,Kına, Nikah, Düğün

Gelenekleri severim ve mümkün olduğunca da uygulamaya çalışırım. Bu yüzden önce hep beraber nişan alışverişine çıktık. Fakat laf olsun torba dolsun diye gereksiz hiçbirşey almadım. Sadece gerekli olan bazı ihtiyaçlar alındı. Benim hazırlamam gereken erkek için nişan alışverişine ise Orhan ile ikimiz çktık sadece. Yine aynı usül. Ne gerekli ise o alındı.


  
Nişan için belirlenen tarih 05.08.2006 akşamıydı. Şu anda oturduğum evde, sadece aile ve yakınlarımızın davetli olduğu bir kutlama yaptık. Heyecanlı, sıcak ve eğlenceli geçmişti. İki ailede aynı yörenin insanları olduğu için ikramlardan, çalan müziğe kadar herşey aynı keyfi veriyordu herkese.


Orhan'nın dedesi taktı yüzüklerimizi. Ardından komik anlarla dolu bir pasta kesme merasimimiz oldu. Yavaş yavaş heyecan azalmış, yerini bir rahatlama hissine bırakmıştı. Artık tadını çıkarma zamanıydı. Bir yola girmiştik ve bu yolun başındayken henüz bütün sevdiklerimiz bizimle bu heyecanı paylaşıyordu.


Artık eğlenme zamanı gelmişti. Orhan'la ikimiz yaptık dansın açılışını. Ve devamı geldi. Dans derken öyle slow danstan bahsetmiyorum. Bildiğin Ankara havaları işte :) Dedim ya aynı yörenin insanlarıyız biz.Karşılıklı oynarken Orhan'nın dedesinden şöyle sesler gelmeye başladı '' gelinime bak be, aferin kızım''. Hoşuma gitmiyor değildi hani ama utanıyordumda diğer yandan. Oynamayı severim ama aile büyüklerinin yanında olunca daha dikkatli olması gerekiyor insanın. Bu nedenle daha üsturuplu, daha sakin oynuyordum tabi.

İlerleyen vakitlerde ben kaşık çaldım, tabi müzik eşliğinde davetlileri oynadı. Çok keyifliydi çoook. İnsan hayatında bazı şeylerin tadınıda kıymetinide sonradan anlıyor.


05.08.2006

 Herşey yolunda gitmiş, karşılıklı nişan bohçaları ( ben valizle götürmüştüm, onlar şık bir küçük sandıkla) verilmiş ve gece böylece sonlanmıştı.

Düğün için zar zor 16.09.2006 tarihine gün alabilmiştik.


Gündüz Kadıköy evlendirme dairesinde nikah, akşam yemekli düğün olacaktı. Düğün mekanı için çok yer araştırmıştık ama sadece Anadolu Hisarındaki Sabancı Öğretmen evini görmeye gittik. Mekan tam istediğimiz gibiydi. Sakin, deniz kenarı ve yarı açık.Gerekli işlemler yapıldı. Ve düğün mekanınıda böylelikle kesinleştirmiştik.

Artık geriye gelinlik, damatlık, davetiye, nikah şekeri, fotoğrafçı gibi halledilmesi gereken şeyler kalmıştı. Gece gündüz bunlar ve çeyizimdeki eksikleri gidermek için uğraşıyordum. Kız kardeşim benden bir sene önce evlenmişti. Bu nedenle ilk okuldan beri hazırladığım çeyizimin neredeyse tümünü ona vermiştim. Sıfırdan başlamam gerekiyordu. Zaten tek başıma ev geçindiriyordum, birde bu hazırlıklar maddi açıdan zorluyordu ister istemez. Orhan'da çok yardımcı oluyordu. Kayınvalidemin Orhan için hazırladığı bir kısım şey vardı zaten. Ben geri kalanları tamamladım. Birde sandık çeyizini tabi. Zor olanda oydu zaten.

Gündüz işe git akşam eve gelir gelmez dantel ör, seccade boya-dik. Haftasonları ıvır-zıvır eksikler için alışveriş yap. Çok ama çok yoruluyordum.Bu arada ilişkimiz resmen boyut atlamış, bir telaşenin içinde bulmuştuk kendimizi. Birbirimize eskisi kadar zaman ayıramıyorduk. Özlüyorduk ama biliyorduk ki  daima beraber olacağımız günlere çok yaklaşmıştık. Bir yandan çeyizle uğraşırken diğer yandan annemin evinede yeni mobilyalar almış, onların yerleşimi ile uğraşıyorduk.

Zaman az, yapılacak iş çoktu.Allah'ın da izniyle bir bir hallettik hepsini. 

Sıra çeyiz yerleştirmeye gelmişti. Öncesine evi temizledik. Sonra bütün çeyizler açıldı ve yerleştirildi. Offf ne zor günlerdi. Koştur babam koştur.

KINA GECESİ

Sonunda düğüne kına gecesi gelmiş çatmıştı. Elbiseydi, kuafördü, ikramların hazırlıkları, kına setlerinin alışverişi, bir gece önceden neredeyse sabaha kadar o kınaların keselere doldurulmasına kadar herşeyi halletmiştim. Bütün bu süreci ve tüm alışverişleri, Eminönü seferlerimizin hepsini Orhan'la beraber yapmıştık. Hep yanımdaydı. Hep yardımcıydı bana.Hazırlıklar esnasında korktuğum, pes etmeye meylettiğim öyle anların içinde buldum ki kendimi, hep o dar zamanlarımda bana güveren sadece Orhan'dı. Onunla yeni bir hayat kurma düşüncesi bile yetiyordu o bunalım anlarını atlatmama.





Bu kına sepetini bile kendim yapmıştım



Semoş Afyon'dan kınanın başladığı saatlerde gelebilmişti.  Onun gelmesi ile daha bir rahat hissetmiştim kendimi. Kına yakma merasimi başlamış beni ağlatmaya çalışma çabaları güldürür olmuştu aksine beni. Ama sonra; bir yanımın eksik olduğu düşüncesi beni ağlatmaya yetmişti. O eksik yanım 8 yıldır görüşmediğim erkek kardeşim ve babamdı. İçim burulmuştu. kına gecem Cuma gecesiydi. Ertesi günü düğünüm vardı. Kaderin cilvesi ya pazar günü de erkek kardeşimin düğünü vardı. Senelerdir görüşmüyorduk. Biliyordum yanımda olmayı çok isterdi. O da biliyordu bende onun yanında olabilmeyi çok isterdim. Babamın korkusuna görüşemiyordu benimle. Birgün olacaktı. Birgün yine birbirimize kavuşacaktık. Biliyordum.

Kına gecesi çok eğlenceli geçmişti. Kınalar yakıldı, ikramlar yapıldı, göbekler atıldı, kına keseleri dağıtıldı ve gece böylelikle son buldu. Kayınvalideme giderken damat için kına verildi. Bizde adet; damatada gelin kınasından serçe parmağına kına yakılır.

Bu arada beni en çok mutlu eden şeylerden biri de anneannem ve büyükbabamın memleketten düğünüm için gelmiş olmalarıydı. Kına yapılırken büyükbabam ve Umut (Semoş'un eşi) diğer odada vakit geçiriyorlardı. Onların yanımda olduklarını bilmek nasıl güzeldi. İçime azda olsa su serpiliyordu.

Herkes gittikten sonra ev derlendi toplandı. Ertesi gün yapılacak düğün için son hazırlıklar yapıldı.

DÜĞÜN GÜNÜ

Garip olan gelinliğim hala yetişmemişti. Kuaförüm ve gelinlikcim Bahariye'de idi. Sabah erkenden uyandım. Kahvaltımızı yaptıktan sonra Orhan geldi. Semoş'ların arabası gelin arabamızdı. Orhan, Umut, Semoş ve ben hemen çıktık. Bizi kuaföre bırakıp, arabayı süsletmeye gitmişlerdi. Kuaför saçlarımızı yapmaya başladı ama aksilik bu ya elektrikleri gitti. Nasıl yaaa, nasıl olurdu böyle birşey. Jeneratörleride yokmuş. Elektriğin gelmesini bekledik. Bu sırada makyajım yapıldı. Elektrikler geldi ama gelinlik gelmedi bu sefer. Arıyorum telefonları açan yok. Artık yüreğim daralmaya başlamıştı. Sonunda telefona cevap verdiler fakat yarım saatlik bir işlerinin kaldığını söylediler. Hala mı yetişmemişti. Altı-üstü boleronun işlemeleri kalmıştı. Ama bu nasıl bugüne kadar bitmezdi.  Nihayet saçım bitmiş, gelinlik gelmişti. Semoş yardım etmiş hemen giymiştim. Duvak takıldı. Semoş'un saçlarıda istediği gibi olmamıştı. Artık yapacak birşey yoktu.

Gelinliğimi kendim çizmiştim. Gelinlikçi kız Orhan'nın üniversiteden arkadaşıydı. Provalar sırasında bile aksilik yaşamıştık aslında. Göğüs dekoltesini öyle çok açmışlardı ki sinirden göz yaşlarımı tutamamış ağlamıştım. O gün görümcem Nursen vardı yanımda. Onunda sayesinde sakinleşmiş, o kısma kumaş ekleyip işlemeyi çoğaltmalarını söylemiştim. Dedim ya bizim her anımız ayrı bir macera dolu diye.



Gelin arabası geldi. Kuaförden çıkıp doğruca eve geldik. Fakat nikahın başlamasına 15 dakika kalmıştı. Eve geldiğimizde erkek tarafıda bizdeydi ve herkes geçiktiğimiz için gergindi. Kapının hemen önünde durdum. Büyükbabam kuşağımı bağlamaya başladı. Duasını ede ede, bu kuşak bağlanmıyor diye diye. Tek söylediğimin  ''büyükbaba sen bağla duasını yolda edersin'' olduğunu hatırlıyorum. Sonra büyüklerin elleri öpüldü, helallık alındı.

Gelinliğin eteklerini kaldırdığım gibi merdivenlerden koşarak inmeye başladım. Arkamdan biri ''gelin kaçıyor, aceleye bak'' diye bağırdığını duydum. Herkes gülüyordu ama nikaha 5-10 dakika kalmıştı. Arabayı umut kullandı. Semoş önde yanında, biz gelin-damat arkada oturduk. Acıbadem'den Kadıköy evlendirme dairesine nasıl gittiğimiz hatırlamıyorum bile.

Vardığımızda ismimizin anons edildiğini ama artık diğer çifte çağırmak üzere olduklarını gördük. Bizi görür görmez kapı açıldı. Koşarak nikah salonuna girdik. Herkes meraklanmış. Hatta görevliler artık bekleyemeyeceklerini söylemişler ama Özge'cim (yani nikah şahidim olan arkadaşım) ikna etmiş. Neticede kendi nikahımıza bile geç kalmış olduk. Zaten bizim bu geçikme muhabbetimiz bize ait bir özellik haline geldi neredeyse. Bir yere vaktinde gidebilsek dişimi kırıcam. Ama nerdeeee...bu hep böyle oldu ve halada böyle :)



Nikahımız kıyıldı. Takı merasimi falan derken ayakta durmaktan bitap düşmüştüm artık.Ordan fotoğraf stüdyosuna gidildi. Fotoğrafçıya giderken zarf almak için arabaya koşan çocuklara zarf dağıtıldı. Buna rağmen peşimizi bırakmayıp aksine sağından-solundan arabanın üstüne çıkıp yol almamızı engellediklerini görünce, Orhan çilededn çıktı. Kapıyı açması ve inip o halde (yani damatlıklarıyla) çocukları kovalaması, onları kovalarken Umut'un trafiğe neden olmamak için arabayı sürmesi ve Orhan'ın hareket eden arabaya koşarak geri gelip binmek zorunda kalması ayrı bir maceraydı. O anları asla unutmam.

Fotoğrafçıdan sonra yeni evimize doğru giderken erkek kardeşimle Semoş telefonda konuştular. Semoş'a birşey vermek istiyormuş. O da arabada olduğumuzu, nikahın bitiğini, dinlenmek için eve doğru ilerlediğimizi söyledi. Yol üstünde uygun biryerde buluşalım öyle verirsin abi dedi. Hakan biraz tereddütten sonra ikna oldu.

Bana; abla, abim gelecek bana birşey verecek. Onu arabaya gelmeye ikna edicem. Böylelikle seneler sonra tekrar görüşömüş olursunuz dedi. Ama sakın ağlama. Abimi biliyorsun. Sen ağlarsan o da tutamaz kendini ve ağlar. Güçlü ol dedi. Umut ve Orhan'da sakın ağlama diye ikna etmeye çalıştılar beni.

Neyse yol üzerinde bir binanın yan tarafında boşluk bir alanda iki araba peş peşe park ettik. Semoş indi. Hakan'la konuştu ve vereceği şeyi aldı. Hakan arabadan indi ve bizim arabaya doğru ilerledi. Biz hala arabanın içindeydik ve camı açtım. Abla demesiyle içim ağlamaya başladı ama gözlerimden damla akmasın diye kendimi zor tuttum. Camdan içeri doğru sarkıp öyle bir sarıldıki bana, bu anlatılacak bir duygu değildi. Bir anda farkettim ki ben hariç herkes ağlıyordu. Bana sakın ağlama diyenler göz yaşlarına hakim olamamışlardı.

Hemen arabadan indim. Üzerimde gelinlikle öyle bir sarılmışız ki birbirimize. Hakan dayanamayıp hüngür hüngür ağlamaya başladı. İşte o andan itibaren bende koyverdim göz yaşlarımı. Dakikalarca öylece ağladık beraber. Birbirimizi öptük, kokladık. Konuştuk. Sevdiğimizi söyledik birbirimize. Düğünlerimize gelemiyorduk ama artık beraberdik. Ve artık zincirleri kırmıştık. Üzülme ablacım, bundan sonra asla bırakmıyacağız birbirimizi dedim. Daha sonra görüşmek üzere ayrıldık.

Semoş'a bilezik vermiş meğerse. Bunu benim için ablama tak diye. Yavrum yanımda olamıyordu ama gönlü benimleydi. Biliyordum. Bende bir bilezik verdim Semoş'a düğününda Hakan'a takması için. Sanki hayat her yönüyle, tüm güzellikleri ile yeniden başlıyordu benim için.

Eve vardık. Takıları üzerimizden çıkardık. Hatta üzerimizide çıkarıp yemek yedik. Semoş'lar ve Nursen'ler de bizimle beraberdi. Akşama kadar burada vakit geçirip biraz dinlendik.




Sonra hazırlanıp düğün mekanına doğru yola çıktık. Hem biraz geç çıkmış, hemde trafiğe yakalanmıştık. Milim milim ilerleyen trafiğin içinden çıkamıyorduk. Tam bu sırada bir polis arabası yanaştı yanımıza ve nereye gittiğimi sorduk. Anadolu Hisarına Sabancı Öğretmen evine gidiyoruz ama ilerleyemiyoruz deyince bizi takip edin dedi. Emniyet şeridinden eskort eşliğinde çıkabilmiştik trafikten. Onların sayesinde daha fazla vakit kaybetmemiştik.

Yollarının ayrılacağı noktada sağa çekerek arabadan indi polislerden biri. Aha dedik para almaya geliyor. Ama sadece bize mutluluklar dilemek istemiş. Para falan almadı. Hatta gelenektendir diye bizim vermek istememize rağmen almadı. Helal olsun dedik. Kolay kolay kimse karşılıksız yapmazdı bu yardımı.



Yolumuza devam ettik ve düğün mekanına vardık. Gelin odasına geçtik. Hazırlıklarımızı tamamladık. Veeeee başladı.








Müzik eşliğinde girdik mekana. Önce dans ettik. Biz dans ederken konfetiler patladı. Ardından masaya geçtik. Birşeyler yedik ve misafirleri gezdik sırayla masa masa. Düğünde takı merasimi yaptırmadık. Masa ziyaretlerinde verdiler hedilerini herkes. Kesem doldu yani  yine :)

Ardından biraz oynandı ve pasta geldi. Pasta kesildi, havayi fişekler patlamaya başladı. Bu havayi fişek meseleside muamma. Orhan ben patlattım diyor ama biz öyle bir anlaşma yapmamıştık mekanla. Mekan 3 katlı idi. Aynı anda 3 düğün vardı. Ve orda havayi fişek patlatma izni yoktu. Bu yüzden denizden patlatılmıştı. Ve emin olduğum kadarı ile diğer düğünlerden biri patlatmıştı. Ama bizde nasiplenmiştik sayelerinde. En çok da Orhan :) hala bugün bile sorsanız ben patlattırdım der :)

Tekrar eğlenceye dönüldü. Herşey yolunda gitmesede evleniyorduk ve asıl isteğimiz gerçekleşmiş oluyordu. Yolunda gitmeyen şeylere yenisi eklenmiş, ne kameraman, ne fotoğrafçı, nede müzisyen gelmemişti. O gün mekanla anlaşmaları bitmiş. Mekan yetkilileri de sağolsunlar arayıp söyleme zahmetinde bile bulunmadılar bize.

Kendi kameramızla ne çekebildiysek o var elimizde düğüne ait. Müzik için org çalan birini getirmişler ama adam hiçbirşey çalmayı bilmediği gibi söyleyemiyorda. Misafirler söyledi o çaldı. Öyle böyle başından beri yaşanan tüm aksilikleri ile bugün bile unutamadığımız anılar kaldı elimizde. Herşey zor ilerlemiş ama mutlu bitmişti.

Gece bitti, evli evine köylü köyüne. Bir kısım kalabalıkla beraber geldik evimize. Biraz hep beraber oturuldu. Sonra yalnız bırakmayı akıl edebildiler bizi. Sonunda, yeni evimizde, yeni hayatımızla baş başaydık.

O günden sonra yeni bir döneme geçiş yapmıştı hayatımız.





14 yorum:

  1. harika bir yadetme olmuş. yalnız anıların hakikaten unutulacak gibi değilmiş. o zamanlar insanın siniri bozulsa da şimdi gülüp geçiyordur insan.
    mutluluğunuz daim olsun

    YanıtlaSil
  2. Nilhan hayat işte, inişli çıkışlı ama kalıntıları hep gülümsetiyor bir şekilde. Teşekkür ederim :)

    YanıtlaSil
  3. nuryolu...15/3/12 13:03

    çok güzeldi gerçekten.büyük bi heyecanla okudum her satırını.mutlu sonlara bayılırım.her ne kadar yıllar geçsede aradan 'allah mesud etsin' diyesim var:)diyeyimde içimde kalmasın.allah mesud bahtiyar etsin inş...

    YanıtlaSil
  4. Nuryolu, çok teşekkür ederim. De de kalmasın içinde. Bu arada senin blogun var mı ?

    YanıtlaSil
  5. ne güzel anlatıyorsun canım soluksuz okuyorum...Rabbim mutluluğunuzu daim etsin inş.

    YanıtlaSil
  6. Amin Sevilay'cım. Allah cümlemizinkini daim etsin.

    YanıtlaSil
  7. Mutluluğunuz daim olsun inşAllah..
    Yüzünüzden tebessüm kalbinizden sevgi hiç eksik olmasın :)

    YanıtlaSil
  8. ZEL; ne güzel dilekler bunlar. Allah razı olsun.Çok teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  9. nurdamlasi.tr.gg diye bi adresim var ama arızalı olduğu için pek uğraşmıyorum açıkçası

    YanıtlaSil
  10. Nuryolu; e seni de transfer edelim blogspota :)

    YanıtlaSil
  11. Süper bir hikaye Selmacığım , süper gerçekten.Fotoğraflar da gözlerdeki ışıltılarda sözlerin sonuna imzayı atıyor...
    Mutluluğunuz daim olsun canım , bayıldım hikayenize...

    YanıtlaSil
  12. İlknur teşekkür ederim tatlım. Biraz maceralıydı bizim yolculuğumuz ama her anı keyifliydi gerçekten.

    YanıtlaSil
  13. 2 güzel evladınla sağlık ve bol mutluluk diliyorum.
    Kardeşin neden düğününe gelemedi çok üzüldüm.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  14. Senanın anneciği o zamanlar anne baba ayrılığı nedeniyle ve baba otoritesi yüzünden görüşemiyorduk. Bu nedenle gelemedi. Ama herşey yolunda şu an allaha şükür :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...