6 Mart 2012

Aşkımız böyle başladı




Sene 2002;
Kadıköy sahilde hasır diye adlandırılan, minik taburelerden ve  küçük bir sehpayı andıran bir masadan oluşan bir mekan. Arkada hayvanların satıldığı dükkanlar, önde ise deniz manzarası. Farklı seslerin, farklı insanların bir araya geldiği muazzam bir ortam. Ve bozuk para ile çalışan müzik kutuları. Paranı at, istediğin şarkıyı seç, çayını söyle ve seyre dal.

İşte; seyre daldığıdım öyle anlardan birinde gördüm onu. Sol tarafımda bir ağacın dibindeki masada arkadaşları ile oturan, uzun kıvırcık saçlı, siyah paltolu,keskin bakışlı yakışıklı bir adam. Birkaç saniye baktım ve döndüm önüme. Yalnızdım. İş çıkışlarında oraya gidip, bir bardak çay söyleyip, bulmaca çözmeyi, etraftaki o kalabalığı ve farklılığı çok seviyordum.Bulmacama döndüm.

Bu mekana liseye başladığım yıllardan beri giderdim. Bu nedenle sahibi ve garsonlar dahil herkesle ahbap olmuştuk. Onlar bana karşı her zaman korumacı ve sahiplenici olmuşlardı. Nedeni ise senelerce o mekana gitmeme rağmen beni hep mazbut halimle görmüş olmalarıydı.

Her akşam annemle köpeğimiz Pako'yu gezintiye çıkarır ardında bir bardak çay içmek için uğrardık bu mekana. Yine, yanımızda bu kez kardeşiminde olduğu bir akşam üzeri hasıra gittik. Oturduk, çaylarımızı söyledik. O yine oradaydı. O da bizim gibi her akşam aynı saatlerde arkadaşları ile buluşurdu bu mekanda. Göz göze geldik bir an. Ve ben kardeşime, hala onun gözlerine bakarken ''ben bir gün bu çocukla evlenicem ''dedim. Kardeşim şaşırdı ve amaaaan abla deyip geçti.

Yanında oturan arkadaşlarına bakınca biraz garipsiyordum. Çoğu çapulcu tayfası diyebileceğimiz türden, işsiz güçsüz, tek dertleri her gelişlerinde kız tavlamak olan tiplerdi. Ama o farklıydı. Ne o tiplere benziyor, ne de kızlarla ilgileniyordu. Masası her zaman kalabalıktı. Kızlı erkekli türlü türlü insan gelip gidiyordu.

Ben ortalama 7-8 yıldır müdavimiydim bu mekanın. O da öyle. Günler birbirini kovalıyor, etrafındaki insanların işe yaramaz kısmı yok olmaya başlıyordu. Bir sene falan geçmişti. Artık belli bir arkadaş gurubu vardı ve her akşam beraberlerdi. Bir sene geçmesine rağmen hala onu gözlemliyordum. Ama hiç bir diyaloğumuz olmamıştı bu süre zarfında.

Bazı akşamlar yalnız, bazen annem ve kardeşimle gidiyordum. Bazı zamanlar ise arkadaşlarımla.  Eğer yanımda arkadaşlarım, özelliklede erkek arkadaşlarım varsa daha bir dikkatle inceliyordu masamızı. Keskin bakışları vardı.Bazen onun göz hizasından farklı bir yere oturuyordum bilerek. Tepkisini merak ediyordum. Gerçekten benimle ilgileniyormuydu, yoksa bu sadece benim hüsnü kuruntummuydu. Evet izliyordu. Beni daha iyi görebilmek için ağacın diğer yanından bakmaya çalışıyordu. Göz göze geldiğimiz zamanlar nedense ikimizde kaçırırdık hemen gözlerimizi.

Müzik kutusuna gidip şarkı seçiyordum bazen. Asıl nedenim ona biraz yaklaşabilmekti. Çünkü kutu onun oturduğu masanın hemen yanındaydı. Üzerimde bozuk para olmasına rağmen garsonlara kağıt para uzatıp bozmalarını bekliyordum. Hareket edip etmeyeceğini merak ediyordum. Etmiyordu da.

Her geçen gün daha bir göz göze gelir olduk. Artık pek çekinmiyorduk da. Ama sadece bakışıyorduk. Artık görebilmek için gider olmuştum hasıra. Bazı akşamlar o olmazdı ve bende derin bir hüsran. Oturur, bir bardak çay içer dönerdim eve. Yine böyle bir gün gelmedi. Çayımı içtim, ayağa kalktım. Birkaç adım ilerler ilerlemez, iki arkadaşı ile geliyordu karşıdan. Lakin kalkmıştım bir kere, geri dönemezdim. Göz göze geldik ve yanımdan geçti gitti. Ben üzgün bir şekilde eve döndüm.

Ertesi akşam bir grup arkadaşla gittik. Oturduk ve çaylarımızı söyledik. Baktım, yerinde değildi. Başkaları oturuyordu.Gelmemiş diye düşünürken, çaprazımızdaki masada oturduğunu farkettim. Oralı olmadım. Çünkü bir önceki akşamdan kızgındım ona. Erkekli kızlı bir gruptuk. Yerleri boşaldı ve her zamanki masalarına geçtiler. Arkadaşlarla sohbet ediyor, gülüyorduk. Bir an bakmam gerektiğini hissettim. Baktım. Kızgın, sinirli bir bakışla karşılaştım. İşte o an istediğimi almıştım. Evet benimle gerçekten ilgileniyordu.Ama oralı olmamış gibi döndüm önüme.

Ertesi gün gittiğimde onu göremedim. Sonraki ve bir sonraki günde. Aşağı yukarı bir iki ay doğru dürüst göremiştim onu. Sadece yolda rastlıyordum bazen ve oralı olmuyordu. O ara kış aylarıydı zaten. Sonradan öğrendim ki, kışın soğuk nedeni ile farklı bir kafeye takılıyorlarmış. Tabi ben bunu anca bahara doğru öğrenmiş oldum.

O göremediğim kış dönemi hayatımda derin değişikliklerin yer aldığı bir dönem olmuştu. İşimden, özel hayatıma, telefon numaramdan, arkadaşlarıma kadar herşeyi değiştirdiğim bir döneme girmiştim. Özel hayatı kendime yasaklamış, iş-ev-ailem odaklı yeni bir yaşama başlamıştım. Herşeyi bir kalemde silmiştim.

Bahar ayları, havanın güzel olduğu bir öğleden sonra hasırda karşılaştım yine onunla. Ruhumun kabuk bağladığını düşündüğüm anda içim kıpı kıpır olmuştu yine. Bu sefer kalbim daha hızlı atıyordu. Göz göze geldik. Ama bu kez kaçırmadık. Ve uzuuuun uzuuuun bakıştık. Hergün birbirinin aynı olmuştu. İş, hasır, ev. Onu görmeden duramıyordum artık. Rüyalarıma kadar giriyor, hatta bir gün bulaşık yıkarken, elimdeki tepside yüzünü gördüm. Tepsinin elimden düşmesi ve çıkardığı ses nedeni ile kendime geldim.

Artık böyle uzaktan uzağa olmuyordu. Neredeyse 2 sene geçmişti. Ve hala sadece bakışıyorduk. Bir gün garsonlardan biri ''bak şu çocuk çok efendidir, tanıştırıyım sizi. Birbirinize çok uygunsunuz dedi''. Saçmalama deyip kızdım. O mekanın sabit iki müdavimi vardı. Ben ve o. Bizi birbirimize yakıştırmaları çok normaldi.

Bir pazar günü annemle Pako'yu gezintiye çıkardık (31.08.2002). Benim üzerimde pembe eşofman takımı. Dönüşte hasıra oturduk. O da ordaydı. Arkadaşları ile oturuyordu. Saat ilerledi. Annem ''hadi gidelim artık'' dedi. Anneme ''sen Pako'yu da al git anne, ben biraz daha oturup gelicem'' dedim. Annem gitti.

Yaklaşık 40 dk. daha oturdum. Bir hareket, bir hamle bekledim ama yoktu. Üzerinde yazlık keten mavi bir takım elbise vardı. Günlerden pazardı. Takım elbise giymesi şaşırtmıştı beni. Daha önce onu hiç takımla görmemiştim. Çok yakışıklı görünüyordu. Bense pembe eşofmanlarımla bir o kadar komik.

Artık benim için zaman dolmuştu. Karar zamanıydı. Bu akşam ya gelir tanışır, yada treni kaçırırdı. Çayımdan son yudumu aldım. Elimdeki sigarayı söndürdüm. Masanın üzerindeki sigara paketini ve çakmağı elime aldım. Kalkmadan dönüp ona baktım. Ama öyle bir baktım ki ! kalk gel artık bakışıydı. O bakıştan o da bunu anlamıştı. Yerimden kalkıp yürümeye başladım. Bir yandan da dua ediyordum, mesajı almış olsun diye.

Beşiktaş iskelesini geçtim. Hala ses yok. Haldun Taner'e yaklaşmak üzere iken arkamdan hızla yürüyen ayak sesleri gelmeye başladı. Ve bir ses ''afedersiniz, afedersiniz''diye seslendi. Döndüm. Ve o karşımdaydı. Önce şok oldum. Sonra konuşamadım. Ardından ''evet'' dedim.

O ''şey, merhaba ben Orhan'' dedi. Biliyorum dedim. (Biliyordum, daha önce garsonlar söylemişti ismini)

Ben''bende Selma'' dedim. Biliyorum dedi. Ve karşılıklı gülümsemeye başladık. ''eğer vaktiniz varsa birşeyler içebilirmiyiz'' dedi. Böylelikle Kadıköy rıhtımdaki Sütiş'e gittik. Saat 10 suları. Konuşmaya başladık. O kendini anlattı. Sıra bana geldi. Ben alatmaya başladım. Birden bana'' neden kan iğnesi oldun'' diye sordu. Bunu nereden biliyordu ? Ben 2 yıl önce olmuştum bu kan iğnelerini, o zamandan beridirmi biliyordu yoksa. Şaşırmıştım. ''nereden biliyorsun bunu'' diye sorduğumda anlatmaya başladı.

Meğer o bakıştığımız 2 sene zarfında hasırda otururken, benim oturduğum masanın etrafındaki masalara arkadaşlarını oturtuyormuş. Bu sayede benimle ilgili çoğu şeyi öğrenmiş.

Hatta bir keresinde; bir müşterimle yaptığım telefon görüşmesini anlatmış arkadaşı ona. Yarın şu saatte, şu restoranda görüşmesi var diye. Ertesi gün benim müşterimle görüşme saatimde, restoranın karşısındaki cafenin üst katına oturmuş ve izlemiş beni.

Bunları bana anlattıktan sonra korkmam mı gerekiyordu bilmiyorum ama ben korkmak yerine aşık oldum bu adama. Hemde sırıl sıklam aşık oldum.Bu gerçekmiydi.Gerçekten benimle bu kadar ilgilenmişmiydi. Madem ilgilenmişti neden bu kadar zaman beklemişti. Bunları tek tek sordum ona.O da ''uygun zamanı bekledim'' dedi. 2 sene boyunca beklemek. Ve sadece uygun zamanı. Ne kadar sabırlı bir insan olduğunu o zaman anlamıştım.

Saat gecenin 2'si olmuş biz hala konuşuyoruz. Artık seni evine bırakayım dedi. Ve kalktık. Ama hiç yanından ayrılmak istemiyordum. Oturduğum binanın önüne gelince bir hüzün kapladı içimi. Peki dedim nasıl olacak. Yarın beraber gideceğiz hasıra dedi. Nasıl olur, garip olur. Oraya gitmeyelim dedim. Olsun, bilsinler, öğrensinler dedi ve tamam dedim. Zile basıyorum ama kapı açılmıyor. Meğer elektrikler gitmiş. Annem indi 4 kat aşağı. Tabi o inmeden bir öpücük kondurdu dudaklarıma. Ben uçtum. Ben, ben değildim o andan sonra. Annem kapıyı açtı. Orhan'ı görünce şaşırdı. Sinirli sinirli baktı. Hem geç gelmiştim, hemde bir erkek vardı yanımda. O gitti, bizde eve girdik. Anlattım anneme olan biteni. O da biliyordu Orhan'a aşkımı. Mutlu oldu benim adıma.

Ertesi gün, el ele gittik hasıra. Herkes, mekanın sahibi, garsonlar, müşteriler herkes bize bakıyordu. En çokta arkadaşları şaşırmıştı. Beni onlarla tanıştırdı ve masaya oturduk. Garipti. 2 yıl boyunca başka masadan bakmıştım ben bu masaya. Şimdi hem o baktığım masaya oturmuş, hemde o adamın sevgilisi olmuştum. Garson Mehmet yanımıza geldi. Alacağınız olsun diyerek bize kızdı. En çokta bana. 1 ay boyunca konuşmadı benimle. Nasıl bana söylemezsin diye. Anlatamadım daha bir gün önce tanıştığımızı. Mekanın sahibi tebrik etti. Garipti, çünkü sadece sevgiliydik. Evleniyormuşuz gibi davranıyordu herkes.

Orhan, birazdan kuzenim Ozan gelicek. Onunla tanışmanı istiyorum ama ona bir oyun yapalım olurmu dedi. Tamam dedim.Ben yine eski masama oturdum. Yine bakışıyormuş gibi yaptık. Sonra ben yerimden kalkıp masalarına giderek ''senin geleceğin yok bari ben gelip tanışayım dedim'' dedim. Ozan şokta, gözler pörtlemiş bir şekilde, eliyle ağzını kapatmış gülmemek için zor duruyor. Orhan'ın yanına oturdum. ''ben yanlarına gitmek üzereyken, Ozan Orhan'a senin ki geliyor, valla buraya doğru geliyor'' diyerek şaşırmış zaten. Sonra beraber olduğumuzu ve sadece ona bir oyun yaptığımızı söyleyince kahkaha koptu masada. Fena tufaya bastırmıştık Ozan'ı

O günden sonra ilişkimiz, her geçen gün daha da büyüdü. Her gün üstüne daha büyük güzellikler kattı.

Ben sana fena aşık oldum,



Not:Devamı sonra

20 yorum:

  1. allahım çok heyecanlıydı ya ne güzel anlatmışsın, hayran kaldım sabrınıza :))) ben hayatta sabredemem o kadar valla :))) aşkınız sevginiz daim olsun tatlım çok güzel bir hikayeydi :)))

    YanıtlaSil
  2. nuryolu...6/3/12 17:08

    candan öte candır yar.mutluluktur hayattır nefestir...insanın sevdiği insanla evlenmesinden daha büyük mutluluk varmıdır hayatta.hala ilk günkü heyecanınızı hissetdim yazınızı okurken.ilk günkü mutluluk ve heyecanla bir ömür geçirmeniz dileği ile...

    YanıtlaSil
  3. nuryolu...6/3/12 17:08

    candan öte candır yar.mutluluktur hayattır nefestir...insanın sevdiği insanla evlenmesinden daha büyük mutluluk varmıdır hayatta.hala ilk günkü heyecanınızı hissetdim yazınızı okurken.ilk günkü mutluluk ve heyecanla bir ömür geçirmeniz dileği ile...

    YanıtlaSil
  4. harika bir şekilde anlatmışsın yaşadıklarını keyifle okudum ve çok hoşuma gitti samimiyetin devamını bekliyorum sevgiler

    YanıtlaSil
  5. Anne Kaleminden ;Sabrın sonu selamet dedikleri bu olsa gerek :)

    YanıtlaSil
  6. Nuryolu; Teşekkür ederim güzel dileklerinize. Amin.

    YanıtlaSil
  7. Ratatoule;Sadece olanları, içimden geçtiği gibi, aklımda kaldığı kadarı ile dile getirmeye çalıştım.Şimdiden birsürü şeyi unutmuşuz bile. Çocuklarım için yazmak istedim. İleride okumaları için. Devamı gelecek, bu akşam inşallah :)

    YanıtlaSil
  8. ngürlü8/3/12 00:50

    ne safsınız ya gitti iki yıl boşa :) şimdiye begüm beş yaşına gelmişti :))) hadi abimi anladım da sen nasıl sabrettin iki yıl bravo valla size :) ilk kış fena olmuş senin için, adam akıllı bak adım adım takip ettirmiş masanın etrafını çerçeveletmiş laf toplamak için senin aklına gelmedi mi yahuu bunlar nerde diye :) çok güzel yazmışsın, ben bile eskilere gittim hasırın önünden geçtiğim günler aklıma geldi, arkadaşlarıma bakın kesin abim ordadır dediğim her an abim orda olurdu :) aşkınız daim olsun efenim, birlikte kocayın inşallah sağlıkla aşkla..

    YanıtlaSil
  9. Ah be gülüm yanlış hesap :) 2 yıl başıktış 4 yıl çıktık. Bu hesaba göre şimdi Begüm 9 yaşında olurdu :)eeee naparsın, keçi inatlı abin ve keçi inatlı ben. Sen dahada uzun sürmediğine şükret :) Valla insan herşeyi unutuyor.Unutmadan yazayım istedim işte. Amiiiiiiiiiiiin cümlemiz inşallah canım.

    YanıtlaSil
  10. ngürlü8/3/12 01:10

    çıkmayı sayarsak baran begümün abisi olurdu :) şimdi heralde sbs ye filan hazırlanıyor olurduk hehe

    YanıtlaSil
  11. darısı olmayanlara.. amiiin :))
    bahar

    YanıtlaSil
  12. çok keyifli bir hikayeydi Selmacım,
    Sahiden nasıl bir sabır o öyle,koskoca iki yıl.Aşkınızda sabrınız kadar güçlü olmuş bu sayede.Daim olsun mutluluğunuz...

    YanıtlaSil
  13. Gönül valla aslında sabır mı inat mı bilmiyorum bende :)

    YanıtlaSil
  14. Ben bunları kaçırmışım.Şimdi okudum ve döndüm yeniden okudum.Yorumumdan sonra bi daha okuyacağım..İki yıl , nasıl bir sabırdır Selmacığım..Ben dayanamazdım o kadar zaman.Hayran kaldım bu evliya sabrınıza...
    Çok güzel bir aşk hikayesi :)

    YanıtlaSil
  15. İlknur seriye bağladım baksana :) yazı dizisi haline geldi. Şaka bir yana çocuklar için yazdım. Unutulmasın istedim. İki tarafta aşırı sabırlı olunca uzuyorda uzuyor işte. Ama evlilikte iyi oluyor bu özellik :)

    YanıtlaSil
  16. Aşk hikayeniz çok güzel ve çok içten paylaşmışsınız.
    Düğün hikayenizi de okudum ama kardeşinizle olan kavuşma beni de ağlattı.
    Zaten ağlamayacak olan da pek yoktur herhalde.
    Ömür boyu aşkınızla ve aşkınızın meyveleriyle huzur içinde yaşayın.
    Sevgiler,
    Nilay

    YanıtlaSil
  17. Nilay ; teşekkür ederim. Sizi ağlattığımada üzüldüm şimdi ben ama :(

    YanıtlaSil
  18. Good ωay of deѕсгіbing, аnd fastidiοus рost to gеt facts аbout my presentation subjeсt
    matter, whісh i am going to preѕent in unіversіty.


    Have a looκ at my homepage ... studio x wedding photography

    YanıtlaSil
  19. all thе timе i uѕeԁ tо read smaller агtіcles ог
    reviews which aѕ well cleaг their motiνe, and that іs also happening with thіs paragгаph which I am
    reading heгe.

    Αlso visit my wеbsite wedding dress storage

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...