10 Ocak 2012

Bazen böyle mi olur insan...


Bir garibim bu gece. Saat 11 itibari ile ev ahalisi uyudu. Buna eşim, annem ve anneannem dahil. Peki, beni bu saate kadar ayakta tutan ne ? içim niye bu kadar huzursuz ve kalbim neden son 6 saattir bu kadar hızlı çarpıyor. Ortada hiçbir neden, hiçbir olumsuzluk yokken içimde ki bu korkuda neyin nesi ?

Anlamsız bir burukluk var içimde. Hani sanki sabahı göremeyecekmişim gibi. Uyursam uyanamayacakmışım gibi. Kalp atışlarım o kadar hızlı ki, bu çarpıntı korkutuyor herhalde beni. Beynim uğulduyor, midem bulanıyor. Ürperiyorum.

Öksürük sesleri geliyor herkesten, en çokta Begüm'den. Garibim, uyandı öksürük yüzünden, kustu şimdi. Sonra bizim yatağa yattı. Bizimle uyumak istiyor. Güvende hissetmek istiyor kendini. Aslında bende.

Sigara üstüne sigara içiyor ama kafamı yastığa koymaya korkuyorum. Neyse çıksın içimdeki bu endişe, bu sızı.

Herşey geçiyor aklımdan. Tüm çocukluğum, tüm yaşamım. Film şeridi gibi derler ya, işte öyle. Orda olmak istiyorum. Gençliğimde. Sağlıklı, sorumsuz, tek derdi ders çalışmak olan o yıllarda. Vasıflar değiştikçe yaşamda değişiyor. Hayaller, istekler, yapılan günlük şeyler bile. Hayal kısmına gelince; hiçbir zaman hayalleri olan bir insan olmadım ben. Hayal kurmayı bilmem. Daha doğrusu hamurumda hayal etme güdüsü yok. Gözümün görmediği şeyleri denkleştiremem. Hayal ederek bile giyinemem mesela. İllaki deneyip, görmeliyim üstümde. Bunun gibi işte.

Annelik hayatımdaki herşeyin o kadar fazla önüne geçtiki, ben kimim onu bile unuttum. Kimliğimi, kadınlığımı, eş olduğumu bile unutuyorum çoğu zaman. Sadece anne olarak yaşıyorum her geçen günü. Oysa öyle özlüyorum ki sadece Selma olmayı.

Adımı duymayalı bile çok oldu. Annem kızım, eşim aşkım, kızım ise anne diye sesleniyor. Begüm'e bazen ''ben kimim'' diyorum, ''annemsin'' diyor. Peki ''benim adım ne'' diyorum ''anne işte'' diyor. Oysaki o da biliyor aslında ismimi. Ama günlük yaşamda anne dediği için anne olarak öğreniyor sadece beni.

Anneyim evet biliyorum ama aynı zamanda Selma'yım ben. Bir adım bir kişiliğim var. Yada vardı. Yada biryerlerde saklı kaldı.

Bunları şikayet amaçlı, bunalmış, sitemkar bir havayla yazmıyorum. Asla. Sadece, insanın bazı anlar kendini ne kadar çok özlediğini, bu özlemi kendinden başka kimsenin anlamadığını, yahut hissetmediğini dile getirmek için yazıyorum.

Nereye ait olduğumu karıştırıyorum artık. Yada kime. Kendime ait olmadığım aşikar. Kendimi bu kadar özlerken bunu söylemek yanlış olur. Nerede mutluyum, nerede kendim gibiyim. Evimde mi ? Evet, evimde ailemle çok mutluyum ama kendim gibimiyim! Yoksa sadece içinde bulunduğum annelik sıfatı mı ben olmaya başladı. Gelgitler...

Karışık olan kafam değil, içim. Yani ben, yani Selma. Anne olan Selma değil, sadece Selma olan Selma.

Hayrolsun,

6 yorum:

  1. NURYOLU...10/1/12 13:49

    öyle güzel anlattınız ki...annelik aslında bu mu yoksa biz mi bizden geçtikte böyle oldu... sanırım biz o küçücük insanların o paha biçilmez mutlulukları için vazgeçtik kendimizden.varsın ruhum canım herşeyim feda olsun o can'a....

    YanıtlaSil
  2. Evet biz vazgeçmeyi seçtik. Ama geçmemeliydik sanki. Hem kendimiz, hem anne olabilmeliydik gibi. Tabi sonuna kadar feda olsun verilen emekler ve tavizler.

    YanıtlaSil
  3. bazen ben de böyle oluyorum. içimde sebepsiz bir durgunluk halleri oluyor. Bunun da bir keyfi var bence. Annelik ise en güzel duygu iyiki anne olmuşum iyiki çocuklarım var. Sevgiler

    YanıtlaSil
  4. Elbetteki iyiki çocuklarımız var. Şu saatten yani anne olduktan sonra bu duygu hiçbirşeyle değişilemez zaten.

    YanıtlaSil
  5. kafan epey karışmış belli :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...