30 Aralık 2011

Karışmayın yeni yıla


Çok kızıyorum bu aralar bazı insanlara.Vay efendim neden yeni yılı kutluyormuşuz, vay efendim neden salonun ortasına yeni yıl ağacı koyuyormuşuz, neden alışveriş merkezlerini dolduruyormuşuz. Hediye üstüne hediye alıyor ama fakiri fukarayı düşünmüyormuşuz.

Kardeşim sanane. Neden insanların küçücük mutluluklarına göz dikip, gölge olmaya çalışıyorsun ki. İnanç başka şey, yeni yıl başka. Bunu ayırdedemiyorsan sende sorun var demektir. Birincisi onlar christmas'ı kutluyor biz yeni yılı. Onların kutladığı tarih başka bizimki başka.Ağaç süslemeye gelince; türbelere mum dikmeyi, ağaçlara parçalar bağlayıp dilek dilemeyi bilirsiniz. Ama yeni yıl ağacı süslemeye gelince aman gevur adeti öylemi. Şu hayatta yaptığınız ve kullandığınız o kadar çok şey varki gavur adeti olan. Eğer bu beni ve benim gibi insanları mutlu ediyorsa kurarım da süslerimde. Keza yeni yıl ağacı süslemenin kökeninin de Türk'lere dayandığı biliniyor. Olmasa bile umrumda değil.

Evde yapılan tonla dekoratif süslemelere tamam da yeni yıl gelince yapılan bir ağaç süslememi rahatsız ediyor sizi. Bırakın Allah aşkına yaa. Uğraşıcak şey bulamayıp, sataşıyorsunuz insanlara.

Hediyelere gelince; sanki her zaman çok tutumlu milletiz de sadece yeni yıl gelince alışveriş yapıyormuşuz gibi konuşmayın. Bayramlarda nasıl hediyeleşebiliyorsak, yeni yılda da hediyeleşebiliriz. Ben sevdiklerimi mutlu etmeyi seviyorum ve onlara hediyeler almayıda. Ki hediye için tonla para harcamaya gerek yok aslında. Bir toka, bir çorap vs. Önemli olan mutlu ederken mutlu olmayı becerebilmek.

Fakir fukara meselesine gelince ; Sene boyunca yaşanan felaketlerde, verilen fitre-zekatlarda, illaki bir durum söz konusu olmadan yapılan yardımlarda yapıyoruz. Kimin ne yaptığını nasıl yaşadığını bilmeden yargılayamazsın. Bırakın bir günde insan sadece kendini ve ailesini düşünüp, mutlu olsun. İçinde insan sevgisi olan insan o gece bile zaten dualarında fakiri fukarayı düşünüyor, elinden geleni yapıyordur.

KISA HİKAYE

İlk okul yıllarımdı. Bizim evde öyle yeni yıl ağacı falan olmazdı. En fazla babam birsürü meyve alır ( genelde almadıklarından, pahalı olduğu için genelde muz falan yiyemezdik), kuruyemiş alır, karınca kararınca bir masa hazırlanır, TV seyredilir, yatılırdı. Yine böyle ilkokul 3-4'e gidiyorum. Her yer ışıl ışıl. TV'de çam ağaçları süslenmiş. Naıl hevesleniyorum. Babama söylüyorum, kızım ona para veremem diyor. Kardeşlerimde benim gibi hevesli. Çocuk aklı işte demeyin; Bir kutu bulup, içini mıcırlı inşaat toprağıyla doldurdum. Gidip bahçedeki çamdan birkaç dal koparıp içine sapladım. Süs falan yok tabi. Evde yıldız şeklinde ve yuvarlak rengarenk pullar vardı. Onları çam dallarına sırayla geçirdim deliklerinden. Etrafınada rafyamıdır nedir, hediye paketlerini süsledikleri şeritten sardım. Aralarınada pamuklar sıkıştırdım. Koydum vitrinin  orta rafına. Yanlarına 2 adet o eski beyaz mumlar vardır ya onlardan yaktım. Evdeki herkese biriktirdiğim harçlıklarımla çorap alıp paketledim ve evde her birini başka yere sakladım. Bunu gören kardeşlerim çok sevindiler. Babam ne yaptın öyle dedi ama oda sevdi aslında, söylemedi tabi. Yemek yenildi. Hediyeleri aramaya koyuldu herkes. Bulunca çok sevinirdik. Bu küçücük şeyler mutlu ederdi bizi en çokda beni. Ardından hep beraber tombala oynardık. TVseyredip kestane yer, sobanın çıkardığı sesi dinler mutlu olurduk. Hele birde soyulan portakalların kabukları sobanın üstüne konur ve evi miss gibi bir koku sarar ya deymeyin insanın keyfine.

İşte o gün bu gündür kutlarım ben yeni yılı. Ben ve ailem.Çünkü önemli olan bizim için beraber keyifle, birbirini mutlu ederek zaman geçirmektir. Ve yeni yıl herkesi bu duygunun içine alır aslında.

Nasıl bakarsan öyle görürsün diye boşa demişler. Ben yeni bir yıla girmenin heyecanını seviyorum. Rabbim aileme ve bana bir seneyi daha ömür kıldığı için dua etmeyi seviyorum. En çokta o gece dua etmeyi seviyorum.

Bu yüzden rahat bırakın insanları da yoruldukları seneyi uğurlayıp, yeni bir seneye dualarla, dileklerle, aileleri ve sevdikleri ile beraber mutlu ve mesut girsinler.

NOT: Ağacımı kurdum, süsledim bebişlerimle beraber. Koyduk altına yine sevdiklerimize vermek üzere hediyelerimizi. Aldık tombalamızı. Bugün kestaneyide aldıkmı tamamdır. Hazırız yeni yıl sana :)

Tüm insalığa, sevgi saygı dolu, sağlıklı, huzurlu, mutlu ve neşe dolu bir yıl diliyorum.

Tüm annelere, dolu dolu, yorulmadan yaşanan günler, hergünü ayrı bir tatla yaşayacakları bir sene, evlatları ile cıvıl cıvıl, rengarenk mutluluk dolu bir ömür diliyorum.

Yeni yılınız kutlu olsun. Mutlu senelere inşallah

Kreşte yeni yıl partisi


















En çok sevdiği arkadaşı Bihter'le sarmaş dolaşlar yine. Nasıl da tatlılar ama




Öğretmenleri, içi süpriz yumurta, kare çikolata ve şu çokomelmiydi neydi işte ondan koydukları hediyeler hazırlamışlar bizim afacanlara. Begüm eve gelir gelmez açıp yedi hepsini :)




Bugün kreşte yeni yıl partisi düzenlendi. Begüm çok heyecanlıydı sabah giderken. Noel kız kıyafetini akşamdan hazırladık. Sabah beni hiç yormadan hemen giyindi.

Kreşten, hafta başında bir not geldi. Perşembe günü yeni yıl partimiz var. Noel baba gelecek ve çocuklara hediyeler dağıtacak. Bu yüzden çocuğunuz için bir hediye alıp gönderirmisiniz diye.

Bende hemen bir çift pofuduk patik aldım ona ve gönderdim. Köpek delisi kesildi bugünlerde başımıza. Eve köpek bile almak istiyormuş. Bende köpekli pofuduklar aldım ki aklı kalmasın :)

Bugün partide noel baba gelmiş ve hediyelerini dağıtmış. Çok sevmiş hediyesini. Arkadaşlarına neler gelmiş diye sorduğumda; ''barbi bebek anne'' dedi. Peşine hemen ekledi ''banada alsana annecim''. Cevap, tamam kızım. Almayı düşünüyormuyum ! Hayır. Çünkü evde zaten daha kutusunda duran birsürü bebek var ama oynayan yok. Begüm bebeklerle pek oynamaz. Ama bu aralar ne görse ister oldu. TV reklamlarında bile gördüklerini istiyor. Bu ayrı bir durum herhalde. Yeni bir dönem daha mı geçiriyoruz ne. Her gördüğünü isteme dönemi. Neyse anlayışlıda, ısrar etmiyor.

Sonra sihirbaz gelmiş. Pür dikkat izlemiş. Fotoğraflarda öyle görünüyor. Kreşten döner dönmez bir anlatışı var '' anne, adam bir bardak sütü başımızdan boşalttı ama üstümüze hiç dökülmedi, biliyomusun'' diye diye. Çok eylenmiş bugün çok. Eve gelir gelmez hemen yılbaşı ağacının yanına koştu. '' annecim, artık hediyemi açabilirmiyim'' diye sordu. Hayır kızım, yılbaşında, yani cumartesi akşamı açıcaz hediyeleri.'' Ama biz okulda bugün açtııık '' diye geldi cevap hemen. Siz erken bir kutlama yaptınız annecim dedim tabi.

Arkasından hemen bir soru sıkıştırdı '' anne noel baba gerçek değil di mi'' cevap'' değil kızım, nasıl palyaçolar , palyaço kıyafeti giymiş abilerse, noel baba da öyle. İçinde abiler var. Noel baba kıyafeti giyiyor sadece.'' Çok komik dimi annecim diye de ekliyor sonunda.

Parti harika geçmiş, eğlenmiş, hediye almış, dans etmiş, sihir gösterileri izlemiş. Mutlu olmuş kısacası. O mutlu iken ben daha mutlu. Geldiğinden yatana kadar dans ettik evde. Sürekli müzik açık, anne hadi, baba hadi diye diye kaldırdı dansa bizi. Gören deli der. Ana-baba-kız salonun ortasında dans ediyor, evin minik erkeği de bu üçlüyü alkışlıyor.

Ardından baya bi yorulmuş olacak ki uyudu babayla hemen. Orhan'dan ses yok hala. Oda uyuya kaldı galiba yanında :)

29 Aralık 2011

Günün menü tercihi Begüm'den geldi


Saat 16:10 ve servis gelir, Begüm iner içinden. Doğruca kucağıma atlayıp, öyle gelmek ister eve. Binanın içine girer girmez her zaman yaptığı gibi borşürlerin olduğu panoya doğru yürümemi ister. Güvenlikteki abla ile birlikte restoranların broşürlerini seçerler beraber. Begüm hala kucağımdadır tüm bunlar olurken.

Anne sorar (aslında ağız arar) ''Begüm akşam sana yemek için ne pişiriyim '' Cevap ; broşürdeki kaşarlı sucuklu pideyi gösterip, bunu pişir annecim, birde bunu (lahmacun) . Birini iste kızım, tamam annecim sucukluyu. Tamam kızım akşama sucuklu pide yiyoruz tamammı. Tamam annecim yupppiiii diye pür neşe bir ses.

Eve girilir, üst baş çıkarılır. Hazır Buğra'da uyuyorken hemen hamur mayalanmaya başlanır. Bu sıra da Begüm mutfağa gelir ve ''aaaa annecim ne yapıyorsun, bende yardım edebilirmiyim''der. Tabii kızım. Eline bir tepsi, hamurdan bir parça ve kalıplar. Yere oturur ve annenin yanında olamak ve onun gibi hamurla uğraşmak mutlu eder onu.

Hamur yoğurulur, sarıp sarmalanır, mayalanması için kenarda bekletilir. Bu arada iç malzemesi hazırlanılır. Begüm'de artık sıkılmıştır.

Annecim çay yaparmısın bisküvi yiyelim çaya bandırıp der anneye. Bu alışkanlık anneanneden kalmadır. Çünkü annem her gün saat 5 gibi çayını demler, abur cuburunu alır bir tepsiye doğru salona, televizyon keyfi eşliğinde çayına bandıra bandıra yer nevalesini. Begüm'de alışmıştır şu bir haftadır bu düzene. Bu yüzden tamam kızım der. Hemen koydum ıhlamuru ocağa. Zaten demliydi. Isıtmak yeterli oldu. Alındı nevale ve geçildi salona. Ana-kız keyif yapıldı. Çay derken illa siyah çayı kastetmez Begüm. Bizim evde son 1 aydır genellikle ıhlamur demlenir. Bitki çaylarını da sevdiği için herhangi bir çay olabilir onun için.

Biz ana-kız bu keyfi yaparken paşa odasında mışıl mışıl uyuyordur. Keyif tamamlanır. Babamızın işten gelmesine az kalmıştır. Anne mutfağa gider ve başlar pideleri hazırlamaya. Pideler fırına verilir, kapı çalar baba gelir. Aynı anda Buğra uyanır. Çekirdek aile kendini dörtlemiştir. Pideler pişerken anne taze portakal suyu hazırlar. Teker teker sıkar onları. Oğluşa da şehriye çorbası ısıtılır. Hep beraber mutfağa geçilir ve afiyetle yenir. Buğra önce koca kase çorbayı yer. Ardında pidelere göz diker. Anne verir onunda eline bir parça pide oturduğu yerde tıkınır durur.

Yemek yenirken bizim evde bir yandan çay kaynar. Yemek biter bitmez masa kaldırılır . Çocuklar salona oynamaya bırakılır, birer bardak çay alınır ve kaçılır karı-koca kütüphane ve üç beş sohbet-muhabbet. Ardından çocuklar dikilir kapının önüne ve başlarlar pat pat kapıya vurmaya. Hemen çayların son yudumları alınır ve ikinci çaylar salonda çocukların yanında biraz oyun biraz sohbetle içilir. Meyve bazen yenir. Pek meyveci bir aile olduğumuz söylenemez. Meyveci ve tatlıcı değilizdir aslında.

Ortalama 1 saat kadar çocuklarla oynanır ve ardından kim hangisini alıyor muhabbeti döner. Ben genelde Buğra'yı alırım, malum emiyor. Önce emzirip, sonra sallayarak uyutulur. Baba da Begüm'e sütünü hazırlar ve 2 adet okunan kitap eşliğinde uyutulur prenses. Genelde kitaplar biter ama hala Begüm uyuyamamıştır. Böyle olunca '' annecim (veya babacım) ışığı kapatıp kapıyı açık bırakırmısın diye sorar bize odasından çıkarken ve eğer kormuyorsa kendi kendine dalar uykuya.

Çocuklar uyumuş, baba kırılan çamaşırlığı tamir eder, anne yıkanan çamaşırları asar. Doğumgününden kalan süslemeleri toplar ve ambalajlayı kaldırır. Salonu, banyoyu, mutfağı antreyi toparlayıp alır eline bir bardak çayını ve geçer kütüphaneye doğru blog yazmaya.

İşte bugün bu şekilde ilerledi ve sonlandı. Aile olmak; aile olmanın dışında herşeyden sorumlu bir anne olmak dünyanın en zor ama en keyifli işi. Ve ben bu işi 13 yıllık iş hayatımda yaşadığım hiçbir güne değimem.

Aile olmanın ve aile gibi  adını koyarak, tadına vararak yaşamanın verdiği hazzı unuttuğum günlere acıyorum şimdi. İçimden sevgi fışkırıyor sanki. Mutluyum ve ben mutlu olunca eşim, çoluğum çocuğum da mutlu oluyor. Bunu görmek çok güzel. Önce can demenin ne demek olduğunu daha iyi anlıyor insan böyle anlarda. Anne iyi, sağlıklı ve mutluysa etrafındaki herkese ışık saçıyor resmen. Hele bir de neşeliyse deymeyin o yuvanın keyfine.

Rabbim herkesin yuvasına ışıl ışıl, pırıl pırıl mutluluklar versin. Bütün anneler neşe dolu olsun ki hayat bir başka renklensin oyuvalarda.

27 Aralık 2011

Buğra 1 yaşında

Buğra'nın 1 yaş doğum günü partisi on PhotoPeach

Buğra'nın Safari temalı 1 yaş doğum günü partisi



































   






























































Aslında oğlumun doğum günü bugün. Fakat Semra'da gelebilsin diye cumartesi günü kutladık. Tüm sevdiklerimiz yanımızdaydı o gün. Bütün davetliler geldi.

Parti doğum günü pastasının odaya girmesi ve maytap şenliğiyle başladı. Ardından; pasta kesme ve keserken patlatılan konfetiyle devam etti. Konfeti patlatılıken milletin haberi olmadığı için bayaa bi ödleri patladı diyebilirim :) daha sonra çekilen aile fotoğrafları ve açık büfe ikramları ile misafirlere güzel bir mide ziyafeti çekildi.

Sonrasında 2 gün 2 gece uğraşarak yaptığım pinyata zamanı geldi. Pinyatayı patlatmaya çalışmak çocukları çok eğlendi. Bizde öyle sıraya falan girilmedi vurmak için. Bodoslama dalındı. Lakin pinyata bir türlü patlamak bilmedi. Bunun üzerine büyüklerde girdi devreye . Var güçleriyle başladılar vurmaya. İşte tam bu sahnede evde bayaa bi eğlence oldu. Çünkü büyükler küçüklerden daha fazla zevk aldı. Patlamayan pinyata sonunda Orhan'ın iki eliyle aynı anda sıkıştırırcasına vurmasıyla patladı ve avi bir kahkaha tufanı sardı.

Çocuklar dökülenlere bayıldılar. İçinden, çukulatalar, jelibonlar, şekerlemeler, lolipoplar döküldü. Her birine torba verdim ve başladılar ganimetlerini toplamaya.

Ardından; Begüm ve Buğra'nın birer fotoğraflarını magnet olarak bastırtmıştım. Misafirlere bunlar hediye edildi. Aynı zamanda, pastadaki hayvan figürlerini şeker hamurundan değil, gerçek oyuncaklardan kullanmalarını istemiştik. Bu oyuncak hayvan figürleride çocuklara hediye edildi.

eee sıra geldi bizim hediye faslımıza. Oturduk baş köşeye ve gelen hediyelerimi kabul ettik. Herhalde uzuuuun bir süre kıyafet almam oğluşuma. Birbirinden güzel hediyelerle ayrıca mutlu etti gelen misafirlerimiz bizi.

Çay faslı, meyve faslı, sohbetler, bir yandan yeme içmeler derken en son saat 2 gibi geceye koyduk son noktayı.

Herkes giderken şunu söylüyordu. Herşey çok güzeldi, çok eğlendik ama Selma ev battı :) Allah kolaylık versin :) dediler.

Verdi de. Semoş'la ikimiz başladık süpürmeye. Orhan etrafı topladı, annem mutfağı halletti. Evine tozuna kadar heryer temizlendi. Satt 4'dü. Son olarak Semoş'la fotoğrafları attık laptopa başladık seyre. Ardından kafaları yastığa koyar koymaz uyumuşuz.

Ben eğlendim, çocuklar eğlendi, misafirler eğlendi. Gerçekten eğlenceli ve tadı damakta kalan bir kutlama oldu. Kutlamamıza katılan herkese ayrı ayrı teşekkür ederiz.

OĞLUMA

İyiki doğdun oğlum. İyiki doğdun ve iyiki beni birde oğlan annesi yaptın. Seni çok seviyorum. Akıllısın, mülayimsin, sevgi dolu ama acayip inatçısın. O inatçılığını annenden almışsın :)

9 ay karnımdaydın, bir yıldır yanımda, yüreğimdesin oğlum. Yüzün gözün, huyun suyun çok güzel yavrum. Kendini sevdirmen, öpmemiz için başını dudaklarımıza getirmen, istediğin şeyleri o minnak parmaklarınla göstermen, boynuma sarılıp bırakmaman, ablanı görünce gözlerinin ışıldaması hepsi hepsi ayrı güzel meleğim.

Şimdi 1 yaşındasın. Rabbim nice nice sağlıklı, huzurlu, mutlu seneler versin sana oğlum. Önce ailene, sonra vatana, millete hayırlı bir evlat ol oğlum. Hep sev hayatın boyunca. Hep sevki hep sevilesin. Hep doğru ol. Hayat ne kadar yanlış olursa olsun sen hep doğru ol. Her zaman kazanırsın yavrum. Ben bu hayatta hep bir şeyi düstur edindim. Benden sana vasiyettir annem;  her ne şartta olursa olsun kimseye hakkını yedirme ve asla kimsenin hakkını yeme. Asla ve asla kul hakkı yeme oğlum.

Benim sarı, benim pamuk oğlum. Ben sana bir oğlum diyeyim sen her zaman onu bin duy oğlum. Sen beni doğumunla çok mutlu ettin, rabbim seni gani gani mutlu etsin.

Ablan ve sen benim ömrümün en güzellerisiniz. Hep öyle olacaksınız. Hayatınız boyunca birbirinizi çok sevin ve her zaman birbiriniz için akan suları durdurun yavrum. Gün birinde biz yanınızda olamadığımız zaman birbirinize yetmeyi becerin oğlum. Bu dünyada gerçek anlamda her zaman sadece ve sadece kardeşten kardeşe fayda vardır annem. Kardeş kelimesinin içini hiç boş bırakmayın.

İyiki doğmuş, iyiki evimizin dördüncü direği olmuşsun evladım. Rabbim bizi birbirimizden ayırmasın.

Seni çok seviyoruz bitanem. İlk yaşın kutlu olsun oğlum.



Hediye magnetlerimiz


NOT : Parti konseptimiz safari idi. Almış olduğumuz tabak, bardak, peçete konseptine uygun olarak magnet çerçevesini de bu yönde tasarladım. Sticker'lar için ETSY'yi kullandım. Süslemeler ve pinyata tamamen bana aittir :) Menüye gelince; 15 çeşit sunuldu. Bunun 2'si anneme, 3'ü kayınvalideme, 1'i görümceme ve geri kalanı bana ait. Emeği geçen herkese çok teşekkür ederim.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...