27 Mayıs 2011

Gelinlik özlemi...


Canım düğün tazelemek istedi. Neden mi ? sırf şu gelinliğimi bir daha giyebilmek için. Offf ya, o kadar hazırlan, altı-üstü 3 saat giy. Revamı. İnsan doyamıyor. Fotolara bakıyordum da ne çok oynamışım. Kendi düğününde en çok oynayan gelin ödülünü ben kazanırdım herhalde :)

23 Mayıs 2011

Afyon'un köy pazarı

















Semoş taze bahçe biberleri seçerken.




Kızım için aldığım taze nohutlar. Babaannemin yanına köye gittiğimiz zaman bostandan toplar yerdik. Mis gibi taze taze nasılda güzel günlerdi. O günleri anımsattı bana bu taze nohutlar. Begüm'de çok sevdi.


Evet Afyon'un köy pazarına gittik Semoş'la bol bol. Bol bol diyorum çünkü cumartesi ve çarşamba günleri kuruluyormuş bu pazar. Bende bunu fırsat bilip 3 kere gittim. Herşey çok taze, her şey gerçek tadında. Bu pazarın hemen yanı da normal semt pazarı. Oradan da çocuklar için bayaa bir kıyafet alışverişi yaptım. Pazar da satılan ihracat fazlası tekstil ürünleri asla mağazadakilere değişmem. Ortaokul yıllarından beri düşkünümdür pazarlara. Mümkün olduğunca herşeyimi pazardan almaya çalışırım. Hem tazesini, hem güzelini ve hem de mağazalara göre daha şık ve daha kalitelisini bulmak daha kolay. Fiyatlardan hiç bahsetmiyorum.

Bu Afyon pazarı ise ayrı bir dünya. 2,5 liraya acayip tişört, etek, elbise ve eşofmanlar aldım çocuklara. Çoğu Antalya da ki mağazalardan düşüyor pazara. Yahut da dediğim gibi ihracat fazlası. Zaten ülkemizde üretilen ve ihraç edilen ürünlerin kalitesi ortada. İç piyasa göre her zaman daha kaliteli ürünler üretiliyor. İşte bu yüzden tercihim burdan yana ya. Tabi babamın da tekstilci olup, bana bu konuda birçok tüyo vermiş olmasıda benim için ayrı bir şans. Kumaşından, dikişine kadar inceleyebiliyorum bir ürünü. Defosuz diye satan satıcılara bile nerelerinde defoları olduğunu gösterdiğim zaman şaşırıyorlar. Çünkü kendileri bile anlamıyor bazen. Defo illa ki biryerinde ki delikten meydana gelmiyor çünkü. Dikiş kaymasından, overlok hatasına kadar herşeyi kapsıyor. Neyse fazla uzatmadan köy pazarına geçeyim.

İnsanlar acayip iyiler. Öncelikle temiz yürekliler. Yumurta aldım mesela; kendi tavuklarının yumurtaları. Tereyağı ve peynir aldım. Ablaya kendin mi yapıyorsun diye sordum, oda evet dedi. Bak doğru söylüyosun dimi dedim ''valla bak benim 8 tane ineğim var yeminle'' dedi. Ne güzel insanlar onlar. Sebzelere kadar herşey kendi bahçelerinden.

Bahçesinden topladığı 2-3 taze soğan, biraz maydonoz, biraz kıvırcık, biraz semizotu yani nesi varsa alıp geliyorlar pazara. Tezgah tezgah değil. 3'er 5'er tane her birinden. Kimisi fotoğrafının çekilmesinden utanıyor, kimisi bize ''oğlum sınavdan 450 puan aldı, sence nereye girer abla '' diye soruyor. Bir de öğrenci sandılar Semoş'la bizi. Bende 2 tane çocuk var deyince de şaşırıp,'' tabi siz bakıyonuz kendinize'' diyor ablanın biri. Bunu diyen de en fazla benimle yaşıttır. Ama tarla-taban çalışmaktan yüzü çoktaaan kırışmış. Öyle insan insanlar ki. Buralarda rahat rahat yaşarken ettiğimiz şikayetleri düşündükçe utanıyor insan. Nankörlük bizim ki diyesim geliyor. Diyorum da kendime.

Birinden kendi yaptığı ekmeklerden almak istedim. Bir tane verirmisin dedim. Her torbaya 2 tane koymuş. ''Abla 2 tane veriyim mi be'' dedi. Yok 2 tane fazla dedim. Baktım torbadakilerden birini çıkartıyor. Neden çıkarıyorsun dediğimde abla sen bir tane istedin dedi. Ben bir torbayı yani 2 adeti istemiştim. 2 torba değil dedim. Nasıl seviniyor o zaman ekmeklerini satabildiğine görmeliydiniz.

Seviyorum anadolu insanını. Elimde olsa bir gün durmam buralarda. Lakin İstanbul sevdalısı bir kocam olduğu için buradan da ayrılmak hayal benim için. Olsun hayali bile güzel

20 Mayıs 2011

Semoş'un evinden kareler



Ev tam anlamı ile harika. Bahçesinde ki çam ağaçları, hanımeli, mis gibi kokan leylaklar insana ayrı bir huzur veriyor.



Koca, terasda keyifte.Bende dönmeden evi fotoğraflamanın derdinde. Ev diyorum birde koca villaya. Tüüü bana :) Villa 4 katlı. Girişte; salon, mutfak ve misafir tuvaleti var. 2. katta; yatak odası, giyinme odası, mor koltuk odası ve banyo. 3. katta; 2 ayrı oda var. Biri yeşil koltuk odası, diğeri şimdilik boş olan, Umutun çalışma odası olarak kullanmayı planladığı oda. Girişin altında ise; bir yemek odası, bir boş oda (orası da spor odası olarak planlanıyor), kiler diye adlandırabileceğimiz, evin ıvır-zıvırının konduğu bir oda, banyo ve garaj var.Semoş'un kiler niyetine kullandığı oda aslında hamam olarak tasarlanmış. Ama Semoş hamam olarak kullanmayı düşünmüyor.


Yan bahçesi; buraya annem, patlıcandan, domatese kadar herşeyi ekti.


Bahçesinde ki ağaçlara bittim. Tam çocuklu aileler için bu ev yaaa...


Begüm fotoğraf çekimime asistanlık yapıyor. Anne burayı da çeeek :)



Evin giriş medivenleri


Evin girişinde çardak gibi bir alan var. Çekmeyi unutmuşum ama. Burası antre...


Antrenin tam karşısı salona açılıyor.


Salonun sol tarafı. Yemek takımı için ayrıldı. Yemek takımı sipariş üzerine yapıldığı için henüz gelmemşti.


Perdeler; simli ip perde. Aksesuarları ile birbirlerini harika tamamladılar.


Salonun sağ tarafı; kadife, krem-camel koltuk takımına bayıldım. Çok iyi bir tercih olmuş bu ev için.


Salon hariç diğer halıları aldık ama salon için beğenemediler. Bakalım ne zaman fırsat bulurlarsa o zaman artık. Böyle şeyler aceleye gelmez. Sadece herşey hazır olsun diye insan sevmediği bir şeyi almamalı dimi ama.




Evin en güzel köşesi. Şömine başı. Aksesuar kısmını henüz bitirmedik. İdareten yerleştirilmiş durumda.


Antrenin sol tarafı mutfağa açılıyor. Kahvaltı sırasında çektiğim için fotoğrafları biraz dağıtmışız etrafı ama artık kusurumuza bakılmasın. Yeni yerleşiliyor, normal ama...




Antrenin sağ tarafı misafir tuvaletine açılıyor. Kendimi de hello kitty pijamalarımla çekmişim ya yuh bana :)



Evin en güzel diğer köşesi, terası. Tam da teras keyfi yapıyorduk.


Salonun terasa açılan kapısı...


Mutfaktan terasa çıkan koridor...


Terastaki barbekü. Yapan mütahit çok akıllıca bir iş yapıp, salonda ki şömine ile terasda ki barbeküyü, önlü arkalı aynı duvara yapmış. Bu arada dönmeden Semoş bize bu terasda harika bir mangal keyfi yaşattı tabiki :)



Terasda çayımızı yudumlarken, yoldan geçen düğün konvoyunu görünce çekmeden duramadım.


Begüm, babaı ve teyzesi terasdalar. Zaten Begüm terasdan pek eve girmedi diyebilirim.


Güzel kızım ne de güzel görünmüş yeşillikler arasında öyle..


Üst katlara geçiş salondan verilmiş.



2. katta ki odalar. Sağda ki yatak odası, ortada ki giyinme odası, solda ki ise mor koltuk odası.


Odaların en solunda ise banyo var. Banyo iki bölümlü yapılmış. Burası giriş ve lavabo kısmı, sol taraf ise jakuzi ve tuvalet.



Yapan öyle bir yapmış ki, klozetin yanında birde ayak yıkama lavabosu var.


İşte mor koltuk odası


Yatak odası; resmen salon gibi büyük tutulmuş.Sağda ebeveyn banyosu var.


Tülleri yeni yaptırmış Semoş. Görür görmez bittim onlara. Yatak örtüsünü İstanbul'a geldiğinde English Home'dan almıştık. Halılar ise (yatak odası ve antre halıları) benim ev hediyem nacizane kardeşime.



3. kata çıkan antre kapısı


3. katta ki yeşil koltuk odası


 burası da Umut'un çalışma odası olarak planladığı oda. Şimdilik boş. Ben giderken Buğra'nın seyahat yatağını da götürmüştüm. Bu yüzden biz ordayken Buğranın odası oldu.


Burası girişin altındaki odalardan biri. Spor odası olarak planlanıyor.


Yine alt kattaki yemek odası. Bu oda yemek odası olarak kullanılmıyor. Sadece yazlık falan alırsam, bu takımı oraya koyarım diyor Semoş. Yani oda dolsun şimdilik ayağına oraya koyduk.


Burası da evin garajı.

Giyinme odası ve kilerin fotoğraflarını çekemedim. Malum tam yerleşilmediği için oralar pek uygun değil şimdilik. Bir daha ki sefere artık.

Allah ağız tadı ile oturmayı nasip etsin kardeşime. Bu villa burda olsa para yetmez ama orda, burda 3+1 daire parasına alınıyor. Ne güzel, çocuklarınla mutlu mesut yaşanacak harika bir yer. Offf offf ckoca, gidelim buralardan diyorum sana.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...