29 Ocak 2011

Buğra 1 aylık oldu...





Buğra dün itibari ile 1. ayını doldurdu. Oğlum tam 1 aylık oldu yani. Bu süre nasıl geçti derseniz ! Harala-gürele geçti derim.

Buğraya dair kısa notlar :
  • 3.620 gr. doğmuştu. Şu anda 4.800 gr. olmuş kilosu. Yani tamı tamına 1.200 gr. almış oğlum.
  • Boyu 49 cm. idi. Şimdi ise 55 cm olmuş.
  • Biraz mantar tabanlı pişiği var. Özel bir krem kullanıyoruz. Begüm'de de aynı sorunu yaşamıştım doğduğunda. Ciltlerinin aşırı hassas olmasından kaynaklanıyormuş.
  • Baş çevresi doğumda 36 cm'di. Şimdi ise 37,5 olmuş. Koca kafa ne olacak.
  • Uyku sorunumuz günden güne düzene girmeye başladı.
  • Boynunu çok iyi kullanıyor.
  • Bir de yüz üstü koltuğa koyduğumda nasıl yapıyorsa sırt üstü dönüyor. Buna ben dahil herkes şaşırıyor. Çünkü henüz 1 aylık.
  • Banyo yapmaktan nefret ediyor. Bugün banyosunu yaptırırken yıktı yine ortalığı.
  • Ablasının sesini duyunca gülümsüyor.
  • Onunla konuşulmasını istiyor. Ne zaman konuşmaya başlasam, kafasını bana doğru çevirip hareket etmeden beni izliyor.
  • Nerede olursam olayım, onun yanına gittiğim zaman tok olsa bile meme istiyor. Başlıyor yutkunmaya.
  • Emziği düştüğü anda ortalığı yıkıyor.
  • Uyurken gözlerinin tülbent tarzı bir örtü ile örtülmesi hoşuna gidiyor.

Oğlum, bitanem iyiki doğdun ve iyiki bizi tam bir çekirdek aile yaptın. Seni başta ablan olmak üzere hepimiz çok seviyoruz. Çok yakışıklısın maşallah bitanem. Rabbim sana, huzurlu, mutlu, sağlıklı ve bahtı açık bir ömür nasip etsin. Seni çok seviyorum bitanecik oğlum benim.

Bir kızım, bir oğlum ben daha ne isterim.

26 Ocak 2011

Bugün biter mi !


Küçük prens canıma okumaya devam ediyor. Canım çok tatlı ama Allah ona bir ses vermiş ki şaşırtıcı. Yani minnacık bir vücuttan evi inletecek kadar ses nasıl çıkıyor anlayamıyoruz. Bazen öyle bir ağlama krizlerine giriyor ki çıldırtıyor bizi. Özellikle benim en hassas olduğun şey artan seslerdir. Anında sinirlerim bozulur bu tür seslerde. Şu sıralar bu kadar sinirli olmamın nedenini de buna bağlıyorum.

Sabah seansımız işte yukarıdaki fotoğrafta göründüğü gibiydi. Pek sevimli, pek tatlı ama kabızlıkmı var, ne var bu çocukta. Bir anda cıyak cıyak bağırmaya başlayıp ıkınıyor. Bu ıkınma saatler sürebiliyor bazen. Kakasını yaptığı anda ise hemen uyuya kalıyor. Yavrum yazık ya, minnacık hali ile neler çekiyor.

Yarın doktor randevumuz var. Aylık genel kontrolü olacak. En son 4 kilo olmuştu. Bakalım şimdi nasıl.


Güzel kızım güne scooter ile başladı. Bol neşeli, bol eğlenceli ve anneyi en bolundan yoran oyunları ile başladı. Oydım mı onunla, oynadım valla.

Kızım beni 5 dk rahat bırak da şu internette ki araştırmam gereken şeyleri bir kontrol edeyim. ''Iııııııııııı ben de'' diye cevap verip üstüne de beni laptop'un başından kaldırıp kendi oturdu. E ben sana daha ne diyeyim. Gül sultanım benim.

Odası kreş gibi. Her yer oyuncak dolu. Çok eğlenceli aslında. Asla dağınık bir oda değil ama. Hııı bu arada odayı toplayan ve düzenli tutan o değil, benim. O'mu o dünyanın en dağınık insanıdır aslında.

Herneyse, oyuncaklarının bir kısmını ara ara saklıyorum ki özlesin. Mesela bugün daha önce sakladığım bir oyuncağını çıkardım. Görünce çok mutlu oldu ve başladık oynamaya. Begüm diğer birçok çocuğun aksine yalnız değil illa ki biriyle oynamak istiyor. Hele de çocuklu bir arkadaşım gelirse ondan mutlusu yok. Hemen başlıyor arkadaşını odasına götürüp onunla oyuncaklarını paylaşmaya.

Bu oyuncağı Orhan Çin'e gittiğinde getirmişti. ''Bana oradan ne alıyım'' diye sorduğunda ''ahşap oyuncak al'' demiştim. Anne-Baba ve çocuktan oluşan bir aile oyunu. Kıyafetlerine ve yüzlerinde ki mimiklere göre eşleştiriyorsunuz. Çok eğlenceli ve baya zaman harcatan bir oyun.



Oyunumuzu da oynadıktan sonra sütünü de içip doğru yatağa gitti küçük hanım. Buğrayı zaten uyutmuştum. Begüm.ile birbirimize sarılıp dans ettik biraz. Ardından ona yatağında masal anlattım bir tane. Tam uyumak üzereydi ki Buğra'nın sesi geldi. Aldım Buğra'yı da kucağıma doğru Begüm'ün odasına. Oturdum yatağının kenarına bir yandan Buğrayı emzirdim, diğer yandan Begüm'e uyku şarkısnı söyledim. Böylelikle ikisini de uyuttum.

Ardından bir güzel karnımı doyurup, başladım blog'a yazmaya. Ev işlerini soracak olursanız sabah erkenden onları halletmiştim. Yemek de var. Şu anda bana tek lazım olan biraz uyku. Şimdi bana müsade, çocuklar uyanmadan biraz bende şekerleme yapayım :)

24 Ocak 2011

Son günlerde...


Sıkıntıdan ne yapacağını şaşıran kızım, kitaplığını koltuk niyetine kullanıp, davul çalma sevdasına düşünce verdiği görüntü işte böyle oluyor.



Geçtiğimiz hafta Şerife teyzesi bebişimizi görmeye geldi. Güzeller güzeli kızı Zeynep Betül ve yakışıklı Mehmet Erenle beraber. Zeynep Betül'e göre Begüm küçük geldi. Bu yüzden ikisi pek oynayamadılar ama onun yerine Mehmet Eren'le bol bol oynadılar. Ne mi yaptılar ! çoğunlukla müzik.



Buğra'mızın özlemine dayanamayan teyzesi senelik izninin 1 haftasını kullanıp yanımızda geçirmeye karar verdi. Sonuç olarak en çok ben mutlu oldum. Çünkü onu çok özlüyorum. Keşke Afyon da değil de, burada yaşasaydı.


Bu fotoğrafa hayran oldum. Hayranlıktan da öte kıskandım bile diyebilirim.


Aşkım, hayatım, ilk göz ağrım. Uğruna dünyaları feda edebileceğim melek yavrum. Nasıl seviyor, nasıl da özlüyorum seni. Seninle oynamayı, sana kitap okumayı, seninle resim yapmayı ve daha nice aktivitelerimizi. Bu saydıklarımın hiç birini yapamaz olduk. Daha doğrusu artık kızımla hiç vakit geçiremez olduk. Babası ile daha çok zaman geçiriyorlar son zamanlarda. Malum Buğra ve ev fazlası ile zamanımı alıyor. Sabırlıyım, hele bir küçük prensin 40'ı çıksın. Ondan sonra daha iyi olacağız diye umuyorum.


Teyze-Yeğen


Hafta içi Nursen'ler bizdeydiler. Babalar ve çocukları bol kahkahalı bir oyun oynadılar ki Baran gülmekten katıldı diyebilirim. Begüm'ü mutlu etmek çok kolay. Sevdiği insanlar yanında olsun onun için yeter.


Bu yanaklar öpmekten sarkacak yakında. Herkes bana öpme daha bebek o diyor. Bense onlara; başka çocuk doğurmayacağıma göre bırakında tadını çıkarayım. Nasıl olsa biraz büyüdüğü zaman kendisi öptürmeyecek. O zamana kadar vaktim var. Bu nedenle bende bol bol öpüyorum.

Biz, sevgisini fazlası ile gösteren bir ailede büyüdüğümüz için aynı şekilde sözle ve öpücüklerle ifade ediyoruz sevgimizi.


Yalan mı söylüyormuşum ! Şekil a yukarıda ki foto da göründüğü üzere Begüm'de annesinden ne görürse onu yapıyor. Anne-kız resmen mıncıklıyoruz biz Buğra'yı. Bu çocuk çok şanslı :)


Büyük yazı tahtasını kaldırıp yerine bu küçük yazı tahtasını aldım ona. Çok sevindi ama bir türlü şu kalemin kapağını kapatmayı akıl etmiyor. Bu yüzden kurudu bile kalem. Kolonya şişesinin kapağına biraz kolnya koyup yanına veriyorum. Kalemi bandırıp bandırıp öyle resim yapıyor. Malum sadecde kolonya kalemi çözüyor. Haaa ; birde 2 haftadır çay içmeye başladık. Tabi paşa çayı. Yani tabiri caizse ''imamın abdest suyu ''gibi bir çay veriyorum ona. Keza çayın çocuklar için ne kadar zararlı olduğunu düşününce...



Baran başkalarının kucağında nadiren durur. İşte böyle bir anını yakaladım ve başladım öpüp mıncıklamaya.


Baran dayısının omuzlarında.


Yakışıklı oğlum tavşan olursa


Buğra ve Baran


Hafta içi Nursen'e gittik. Begüm tutturdu hala diye, gitmeden edemedik. İşte orada çektiğimiz, birbirinden güzel fotoğraflarımız.




Ohhhh, kolunu da uzatmış paşam misss gibi uyuyor.



AAbi- kardeş, kucakta bebekleri ile ne güzel görünüyorlar.


Babası ve oğlu


Begüm bir yandan UP'ı izliyor, bir yandan elma yiyor.


Ben küçük beyin altını değiştirmeye hazırlanırken, ağlayan kardeşini sakinleştirmek de Begüm'e düştü. Sağolsun güzel kızım bana zorluk çıkarmak bir yana yardımcı bile olmaya başladı.


Pamuğum uyurken. En çok uyurken fotoğraflarını çekmeyi seviyorum.


Yine hafta içi bir gün halası ve babaannesi bize geldiler. Begüm babaannesinin geleceğini duyunca çok sevindi. Halasının geleceğini sonradan öğrendik ve onlar gelince daha da mutlu oldu. Ama babaannesi ile istediği gibi oynayamadığı için biraz üzüldü. Ama yine de Baran ve babaannesi ile az da olsa oynayabildi. Bu da onu mutlu etti.


İşte fotoğrafta da göründüğü gibi kıskançlık bakışları aşikar. Baran ile ilgilenen babaannesine küskün küskün bakarken. Onun henüz bebek olduğunu söylesek bile kabul etmek istemiyor. Kıyamam güzelime ben. Tatlı meleğim, aynı dönemde hem Baran'nın hem Buğra'nın doğmuş olması, başta biz olmak üzere sevdiği insanların ona bugüne kadar alıştığından daha az zaman ayırmalarına neden olunca daha küskün ve daha hırçın bir hal almasına neden oldu.

KISA KISA NOTLAR
  • Buğra ; 49 cm boyunda, 3.620 gr. ağırlığında 27.12.2010 tarihinde saat  15:57 de aramıza katıldı. 40 dk. süren doğum serüvenimizin ardından birbirimizi gördüğümüz an yaşadığım duyguları anlatamam. Sürekli ağlayarak hastaneyi inleten bir bebekti ve bu durum hepimizi çok şaşırttı. Nedeni; Begüm'ün doğduğu andan itibaren çok sakin bir bebek olmasıydı. Gece sabaha kadar 2 ebe 3 hemşire pervane oldular etrafında ama küçük beyimizi susturamadılar. Emmesi iyi, altı temiz, herşey yolunda görünüyordu ama Buğra beyimiz sürekli ağlıyordu. Ebe acaba açmı diye mama bile denedi ama ters tepti. Beyefendi tok olduğu için doğru dürüst mamayı ağzına bile almadı. İdrar ve kan testleri bile yapıldı ama hiçbir sorun yoktu. Sonuç olarak herkesin ve doktorun ortak kararı ile bu bebek sadece annesini istiyor bu yüzden ağlıyor du. Gerçektende benimle iken sesi çıkmıyor ama ne zaman uyudu diyerek yatağına yatırsak basıyordu yaygarayı. Eve döndüğümüz ilk hafta da böyle devam etti ama şimdi şimdi biraz yoluna girdi diyebilirim.
  • Begüm kardeşini hem çok seviyor hem de biraz kıskanıyor.
  • Benim ilgilendiğim gibi onunla ilgilenmek istiyor.
  • Mesela bebişimizi emzirerek uyuturken o da gelip aynı anda ayağımda sallanmak istiyor. Komik olan bugüne kadar sadece birine gittiğimiz zaman ayağımda uyutmam gerekirdi onu. 1 senedir babası ile kitap okuyarak, şarkı söyleyerek uyuyorlardı. 1 sene sonra tekrar bebek gibi sallanmak istemesi garip gelmedi değil ama bu dönemin geçici olduğunu düşünerek, üstüne de fazla gitmek istemediğim için bazı isteklerine göz yumuyorum.
  • İştah meselesine gelecek olursak.15 kilo 200 gr aslında, kilosu 4 yaş kilosu ama bu aralar biraz iştahsız kilolar gidecek diye korkuyorum.
  • Aktivite hiç yapamıyoruz. Babası ile ne oynarlarsa o. Benimle birşey paylaşamaz oldu zamansızlıktan.
  • Buğra'ya gelince bizi uykusuz bırakmaktan zevk alıyor sanki. Bıraksam memede yaşayacak. Artık uykusuzluktan gözlerimin altı mosmor. Sadece ben değil Orhan'da yorgunluktan dökülüyor. Hamile iken toplam 7 kilo almıştım. Şun an da 7,5 kilo vermiş durumdayım. 62 ile hamile kalmıştım 61,5 kiloyum. Hoş hala vermem gereken en az bir 8 kilo var. Haydi hayırlısı umarım bu yoğunluğun karlı yönü kiloların gitmesi olur.

18 Ocak 2011

Yeni yılın getirdikleri


Caillou izlerken böyle ciddi olunur.

Özge ablası ve Hayret teyzesi oğluşumu görmeye geldiler. Hoş Özge'nin yeni doğan bebeği tutma korkusu vardı ama Buğra ile bu korkusunu yendik.


Baba oğul pozlarına başladık bile

Meleğim, neden bebekler uyurlarken insana melekleri anımsatırlar acaba !


Buğra ve anneannesi

Babamızdan rica ettik ve oda bizi kırmayıp Begüm'ü Carrefour'a oynamaya götürdü. Hanım efendi işte bu kokoş hali ile oynamaya gitti. Bu kızda bir kokoşluk var. Kime çekmiş acaba !



Annesinin doğum günü pastasındaki mumları ondan önce üflemeye hevesli kızım

Dayı yeğenden en özel anlar diyelim


Ailemizi dörtledik ve tam bir çekirdek olduk

  

Babaanne ile

Dedesinin kucağında bizim ki. Dedesi biraz çekinerek tutsa da...


Yeğenim Zeynepece de doğum günümde esmer güzeli hali ile mest etti yine halasını.

Doğum günü masam diyelim. Çok iç açıcı görünmeyebilir ama henüz yeni doğum yapmış ve 2 çocuk annesi biri olarak elimden bu kadarı çıkabildi :)

Begüm dedesinin kucağında ki Baranı öpme peşinde

Zeynepece ile kuytu köşelerde misket oynarken


Baran dedesi ve dayısı ile oynarken

Sen güzelliğin ile beni mest ettin be oğlum.


Banyo sonrası şaşkınlık fırtınası. Keyifli bir banyo yaptı sanmayın sakın. Yıktı ortalığı.



Teyzesi telefonda konuşmaya çalışıyor fakat Begüm dinlermi! zorla balon şişirtme peşinde.

Dayısı dayanamayıp öpücük yağmuruna tutarken


Dayısı ve yengesi ile

Buğra, Semoş ve ben. Bendeniz bayaa bi yorgun görünüyorum ama durum ortada.

Dayanamayan teyzesi hafta sonu atladığı gibi geldi Afyon'dan ziyaretimize. Bayıldı bebişimize.



Sen bize yeni yıl hediyesisin miniğim.

Gül yanaklı ggüzel dudaklı oğlum.

Buğra'nın adını söyleyen yok pek evde. Begüm'ün seslenişiyle bebiş aşağı bebiş yukarı. Bizide alıştırdı bebiş demeye. Bu arada bu sevgi gösterilerine kanmayın acayip de kıskanıyoruz. Kıskanıyor ama asla arsızlık etmiyor. Tam tersi Buğra ağlar da ben duymazsam bana acayip kızıyor. Nerede isem tutup kolumdan doğru bebişin yanına.



Güzeller güzeli kızım, sen hep gül emi. Buğra doğalı 3 gün olmuştu ve Begüm'ün sıkıldığını farketmiştim.Birşeyler yapmak istiyordum ama Buğra 1. dakika bile fırsat vermiyor sürekli ağlıyordu. Tam da bu sırada bir dergide balona kağıtlar yapıştırarak balık yapma fikrini gördüm ve Begüm'e yapalım mı dedim. Tabi ki evet cevabının ardından başladık oynamaya. Kucağımda sürekli emen Buğra, elimde yapıştırı. Eeee ne yapasın 2 çocuklu olmak demek ki böyleymiş.


Anneeeem, pamuk gibiydin doğduğun an. Hoş hala öylesin, hala demek yanlış oldu aslında. Keza günden güne daha da beyazlaşıp pamuk gibi oldun çünkü.


Çekirdek ailemin yeni çekirdeği, sen bizi aramıza katılmakla çok mutlu ettin. Rabbim de hayatın boyunca seni mutlu etsin oğlum.


Doğduğu an işte böyleydi. Sürekli dil dışarıda kendileri sürekli emme peşinde.


Yakışıklı kocamın yakışıklı oğlu. Ayy ben sizi çok seviyorum yaa. Çok güzelsiniz maşallah :)


Babaannemiz ve dedemiz ile ilk pozlarımız


Halası, babaannesi, Ozan amcası ve Hilal yengesi ile aile fotoğrafı,




Yakışıklım benim. Rabbim korusun sizi. Öyle çok seviyorum ki sizi, ablanı ayrı seni ayrı. Dünyamın en güzel renklerisiniz siz.



Yeni yıla evde ailece girdik. Zaten 3 günlük bebekle program yapmamız imkansızdı. Hoş ben bu durumdan gayet memnundum. Dans ettik, yedik içtik, hediyelerimizi açtık, maytaplar yaktık e daha ne olsun. Tam bir yılbaşı idi bizim için.



Begüm ve Baran Buğra'nın yatağında oynarken.Malum Buğra beşiğinde ve bizim oda da yattığı için tadını çıkarabiliyorlar yatağın :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...