1 Ekim 2011

Ortaya karmakarışık


Sana kıyamam meleğim. Gözünden akan her damla yaş bir bir yüreğimi dağlar benim. Sen ağlama bebeğim, hiç ağlama.


3 saniye sonra ağlayan o gözler işte böyle gülümser insana

Yetmez; üstüne birde anneye yer silmede yardım eder

O da yetmez, iş biter anne ile karşılıklı tek kale maç yapılır. Hemde bowling topu ile. Bir saat içerisinde yaşanan bu duygu silsilesi insanı oradan oraya sürekler durur. Evde bir çocuk var, hayat işte tam böyledir.

Geçtiğimiz ay bir gün Şerife'ye oturmaya gittik. Begüm Zeynep Betül diye başımın etini yediği için sürekli e hadi gidelim dedim. Oradaki parka götürdük bunları. İlk kez Zeynep'den aldığı cesaretle zincirlerden yürüdü bizimki. Öyle temkinli ki ! Düşmemek için pür dikkat hareket etti.


Bu bir ilkdi aslında. Kendi yaşıtı bir arkadaşıyla ilk kez tek başına tahteravalliye binişi.


Ortadaki mavili Zeynep Betül. İki arkadaşının ellerini sıkı sıkı tutuyor asla bırakmıyor. 4,5 yaşında minik bir abla o. Bizimkilere oyunlar oynatıyor, onları sürekli kontrol altında tutuyor. Böylelikle biz anneler rahat ediyoruz aslında. Bu dünya güzeli prensesin 2,5 yaşında Mehmet Eren adında bir de erkek kardeşi var. Beni şaşırtan birşey başardı. Ne mi ! Bizim korka korka kalkıştığımız o tuvalet eğitimi seanslarını, kardeşine tek başına verdi ve 2 hafta kardeşini tuvalete alıştırdı. Annesini hiç bu işe bulaştırmadan. Helal olsun sana kızım. Birçok annenin başaramadığı şeyi sen bu yaşında, bu kadar kısa sürede başardın. Seni çok seviyorum Zeynep Betüüüüüüüüüüüül :) Begüm'deeeee

Begüm'le oyun oynuyorlar. Bizimkinin aksine acayip derli toplu bir kız bu. Oyuncakları sepetinden dökmeden teker teker alıp oynuyor. Begüm olsa o sepet alabora durumda idi. Oynanmaz sadece boşaltılırdı hatta.


Baba ve çocuklar olarak yeni bir oyun keşfettiler. Dinazor parkı. Ahşaplardan bir park yapıp dinazorları oynatıyor, hatta bazen savaştırıyorlarda.

Emoşa oturmaya gittiğimizde çekilmiş bir foto bu. Begüm, Buğra ve Poyraz üçlüsü. Buğra onlarla oynamak istiyor ama ikiside ondan kaçma peşinde.

Anneanne ile beraber jetonlu oyunlara götürmüştük bizimkileri. Buğra'da başladı sağolsun ablası sayesinde bu oyunların keyfini sürmeye.


Carrefourda kurulan bu stand çok ilgisini çekmişti Begüm'ün. Hatta ağacın hikaye anlatıyor olması çok hoşuna gitti.




Kuzeni Zeynep Ece'nin ziyaretine gelmesi ile dağılan yatak odası. Bu fotoğraf bu kızın ne kadar dağınık bir çocuk olduğunun en iyi kanıtı. Eve bir arkadaşı gelmeye görsün. Anında sırayla bütün oyuncaklar serilir odasına. Arkadaşını mutlu etmek için herşeyini döker ortaya. Tolamak mı ! haha asla orası benim işimmiş. Öyle diyor sultan :) ben gülüyorum tabi..

Orhan'ın babaannesi. Yani büyükbabaannemiz. Bazen onu ziyarete gidiyor bahçesindeki taze sebze ve meyveleri toluyoruz. Begüm çok zevk alıyor dalından toplayıp yemekten. Bu fotoğrafı çok beğeniyorum. Orhan çekmiş. Bir insanın hayata dair bütün yaşanmışlığı nasılda yansıyor yüzüne aslında.

Babaannemiz çatıdan akan yağmur sularını bu oluk vesilesi ile varile topluyor. Topladığı bu sularla bahçesini suluyor. Ne kadar tutumlu eskiler değil mi ! Bu varilin üstünde Orhan'ın da bebekken çekilmiş buna benzer bir fotosu var. İşte buna benzer bir anı yaratmak istedik.

Kendi elleri ile toladığı cevizleri büyükbabaannesine kırması için veriyor.


Anne-kız pozlarımız. Ben bu pozları verirken duramıyorum tabi yine o yumuk yanakları öpmeden


Geçenlerde Orhan arkadaşları ile çiğ köfte partisindeydi. Annemde bendeydi tesadüf olarak. Bizde annemle Kastamonu usülü etli ekmek yaptık. Tabi hemen aklımıza Hakan (kardeşim) geldi. Onları aradaım ve davet ettim ama minik Öykü hastaydı ve uyuya kalmıştı gelemediler. Bizim boğazımızdan geçermi onlarsız. Bende Hakan'a gel kapıdan sen al ablam, evde yersiniz beraber dedim. Kardeşimde kaçırmaz böyle teklifleri damladı hemen. O arada ben paket yaparken 5 dakika Begüm'le kovalamaca oynadılar.

Abla kardeş Buğra'nın odasında kardeş kardeş oynarlerken

Begüm kreşe başlamadan önce yaptığımız etkinliklerden biriydi bu kuzular. Evde canı sıkılmasın diye netten ne bulduysam oturup ona birşey katmak adına yapıyorduk beraber. Plastik tabak, yapışkan, pamuk ve elişi kağıdı. Sonuç kuzulaaaar :)

Aynı gün kuzularla yetinmeyen kızımla beraber birde bulutların arasından fırlamış bu gökkuşağını yaptık. O benimle bende onunla oynamayı çok seviyorum. Aslında biraz daha büyüsünde ip atlarız o zaman. Çok özledim ip atlamayı :)

Baba ve evlatları

Anne ve evlatları

Ramazandan kalma bir fotoğraf bu. Tam sahur için kalmış birşeyler atıştırıyoruz bizimki uyandı.''anne ne yapıyosunuz'' dedi. Bende sahur kızım, baba oruç tutacak ya işte onun için gece yemek yiyoruz dedim. Cevap; bende acıktım yiyebilirmiyim. Yok yeme denir mi ! gel buyu dedik tabi. İlk sahuruydu işte o gece Begüm'ün.

Geçenlerde Nursen'lerdeyiz. Buğra'ya yoğurt yediricem. Baran'da yanaştı yemek için. Tablo bu. Bir Buğra'ya bir Baran'a :)

Onlar birbirleri olmadan duramaz. Hep dipdibeler.

Yine geçen hafta 3-4 senedir göremediğim bir arkadışımı anadolu yakasına taşınması ile görebilme şansı yakaladım. Bir akşam ziyaretine gittik. Begüm ve Buğra Ali'yi çok çabuk benimsediler. Figen ve Ali'den ayrılmadılar.


Nereye gitsek golf takımını götürüyoruz. Doğum gününde almıştım Begüm'e. Bu kadar seveceğini hiç düşünmemiştim aslında.

Didem'le botanik parka atıyoruz havayı her güzel bulduğumuz an kendimizi. Hem bize iyi geliyor hem çocuklara. Helede ayakkabıları ve çorapları çıkarıp o toprağın üstünde çıplak ayak yürümek, bütün sinir stresimi alıyor resmen.




Bizimkinin çişi gelmiş :) anneeeeeeeeeeeee diye seslenip, bir yandan da tutmaya çalışıyor :) sonrada bana dönüp ''çok komik dimi anne'' diyor :)



Çocuklar kreşde biz didemle gezmelerden birindeyiz. Karnımızı doyuralım dedik. Buğra kendine hemen bir arkadaş buldu tabi :) Ellere dikkat...

Kreş dönüşü Faruk bizde. Biz Didem'le sohbette, Buğra uykuda, çocuklar saklanmış dolapta :)


Dayıya oturmaya gittik. Buğra ve Öykü'den inanılmaz kareler yakaladık. Çok keyifliydi ikisinin diyoloğu çok.

Ramazanda baba ile pide kuyruğunda. İlk kez pide kuyruğuna girdi kızım



Onlar benim ailem


Ayy kurban olurum sizi yaradana. Gözlerinizin içinden fışkıran o ışıltıya. Ne güzel ne bebek bebeksiniz. Yakışıklım benim buldu güzel kızı güler tabi :)

Hafta sonu baba-oğul uyuyorlar, bizde anne-kız yine oyun oynuyoruz.

Önce benim kurabiye kalıplarımlar hamurdan figürler.

Ardından çocuk parkı yaptık.

Babasını uyandırıp hemen gösterdi parkını. Gerçekten bu kez çoğu ondan azı benden.

Buğra'ya hamileliğimden kalma bir foto. Bilmem ! eklemek istedim. Kıyıda köşede kalmıştı. Görmek istedim.

anne-kız oyun sonrası yere yığılırsa ne yapar ! babaya poz verir.

Bu fotoda Buğra3-4 aylıkken çekilmişti. Semoş İstanbul'a gelmişti. Teyzesinin kucağında babaya naz-niyaz


Çok özledim seni ablası. Gülüm, gül kokulu meleğim benim. Çok özledim seni :(((

Buda Buğra'nın doğumundan birkaç hafta sonra çekilmişti. Sevgili ile tıkınırken :)

Oğluş ve ben, gölge oyunu



Perde açılsın, sultan sahnede

Didem'le çocukları babalarına bırakıp  su sirkine gitmiştik.İki kadın baş başa nasılda iyi gelmişti.



Taş tutkunu. Beğendi bütün taşları topluyor eve.

5 yorum:

  1. nasıl güzel resimlerr insanın içi açılıyor resmen
    maşallah mutluluğunuz daim olsun çok güzeldi gerçekten:)

    YanıtlaSil
  2. nasıl güzel resimlerr insanın içi açılıyor resmen
    maşallah mutluluğunuz daim olsun çok güzeldi gerçekten:)

    YanıtlaSil
  3. Sezobigo çok teşekkür ederiz. Aslında hep böyle mutlu geçmiyor zaman ama önemli olan bu karelerin tadına varmak düşüncesi ile hep mutluluk tabloları ile burda olmaya çalışıyorum.

    YanıtlaSil
  4. yorum yapayım dedim resimler bitmek nedir bitmedi:)çok güzel kareler yakalamışsın.hepsi anı işte.ben senin kadar istikrarlı değilim.kaçırdığım ne çok an var şipşaklayamadığım.
    sen buğranın tuvalet eğitimini zeynepe devret,rahat et:)))nası fikir:)
    iki miniğin pozları hele nasıl tatlı.buğra ve öykü evet doğru hatırlamışım bir daha gidip baktım:)yalar yutarım ben onlarııı pek sevimliler maşallah.

    YanıtlaSil
  5. Sitare'cim şekerim bu kadar ara verince toplu oluyor işte böyle naparsın :) daha ne fotolar var binlerce. Elemek bile zor geliyor insana :)

    Ayneeeen; bende Zeynep Betül'e devretmeyi düşünüyordum aslında. Yahut da Begüm'ü Zeynep Betüle'e teslim edeyim o öğretsin nasıl yaptırılacağını :)

    Doğru hatırlamışsın :) yaa sen birde onları canlı canlı görsen mıncı mıncık edersin. Su gibiler, öptükçe öpüyorum valla :)

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...