7 Ağustos 2011

Tatildeydik ( Gypsophila Holiday Village )







Obur oğlan yedi uyudu-yedi uyudu.

İlk 3 gün tek başına yüzmekten korkup kuala gibi bana yapıştı ama sonunda özüne dönüp bana dediki; tamam anne ben artık korkmuyorum. Tek başıma yüzücem. Ve bizi bile beklemeden kafasına göre girip çıkıyordu havuza. Çocuk havuzu değil haaa, bildiğin büyüklerin havuzundan bahsediyorum. Çocuk havuzunda yüzülmezmiş, orda sadece oyun oynanırmış. Öyle diyor küçük hanım.


Akşam yemeği sonrası bara çıktık. Buğra efendi babasının kucağında uyuya kadı. Genelde kucakta bu pozisyonda uyuması adeti değildir ama oldu ise bu kez. Gelen geçen yakışıklımın poposuna dikti gözü. Ay ne şeker, ay ne tatlı gibi sözler uçuştu havada.


Buna dayanamayan baba sonunda başladı öpmeye oğlunu. Baba- oğul, söylemesi bile ayrı bir mutluluk veriyor bana.



Bardayız dedim ya, Begüm hanımında uykusu geldi o da bar koltuklarından birine uzandı aynen böyle. Onlar uyuyunca bizde karı koca ve eşimin çalıştığı şirketten 2 günlüğüne otele gelen arkadaşı ve eşi başladık derin dein sohbet muhabbete.



Çocukların öğle uykularını genelde şezlonglarda hallettik. 2 kere odaya gidip uyumuştuk. Onda da bende yorgun ve uykuluydum zaten. Uyku ile igili hiç sorun yaşamadık zaten.

Tatil falan dinler mi ! Almış ine fotoğraf makinasını başlamış çekmeye. Neyi ? Tabi ki her zaman ki gibi kendini. Bu kez ayaklarını.

Bazen ben, bazen Orhan, bazen dördümüz havuzdaydık. Önce bu gölgelikli bebek simidi  ile soktuk havuza ama sonrasında bundan keyif almayıp mızıklanmaya başladı. Bu nedenle kucağımızda girdi havuza.


Begüm de korkuyorum diye kapris yaptı ama sonrasında hemen adapte oldu.


Ve özellikle hep benimle yüzmek istedi. Biz de kızımla ikimiz tatil boyunca bol bol havuz keyfi ve havuz oyunları yaptık.



Yakışıklım babası ile mutlu mutlu yüzüyor.


Orhan'ın 2 günlüğüne gelen arkadaşları ile bol bol oyunlu zamanlar geçirdi Begüm.



Kardeşini havuzda ovalamaca oyunu. Aslında küçük küçük kıskançlıklar sonucu ortaya çıkan bir oyun da diyebiliriz.


Bu aralar küçük beyin en sevdiği oyuncağı Timsahı.


3-4 adet simit, 3-4 tane kolluk, 2 tane deniz topu, su tabamncası , kovasıydı, küreğiydi derken sadece 1 küçük bavul oyuncak ve ıvır zıvır götürmüşüm tatile. Begüm hanım da kollukları ile yüzüyor olmasına rağmen Buğra'yı simitle yüzerken gördüğü için inatla kendisi de simit istedi. Durum yukarıda ki foto da göründüğü gibi.



Anfi tiyatro da çoğu gece güzel oyunlar sergilediler. Bazen baymalarına rağmen çoğu iyiydi. Özellikle Begüm için palyaço unutulmazdı.

Buğra efendi baba kucağında işte böyle izledi tüm gösterileri. Pür dikkat.

Begüm'ün de Buğra'dan bir farkı yoktu.

Asıl bomba burda. Palyaço birçok çocuğu kolundan tuttuğu gibi sahneye çıkardı. Bunlardan biri de Begüm oldu.

Fakat sahneye çıkar çıkmaz hüngür hüngür ağlamaya başladı bizimki. Çok korktu.

Ve palyaço dostumuz elinden tuttuğu gibi gerisin geriye getirdi Begüm'ü. O günden sonra yapılan her gösteride gelip onu alacaklar sanıp iyice yanıma sokularak izledi olan biteni. Şu yabancıların çocukları herşeye iştirak ederken bizim çocuklar neden böyle korkar onu da anlayamıyorum ya neyse.



Kahvaltı sonra her sabah yaptığı gibi yine kuşları ekmekle besliyor bizim prenses.


Ben Buğra'yı uyutuyorum şezlon da, baba yiyecek birşeyler almaya gitmiş. Begüm ise duşun altında kova ve kürekleri ile suyla oynuyor. Tatil boyu sudan çıkmadı zaten.

Bu en sevdiği kollukları idi. Ama tatilin 5. günü kaybettik ve yeni kolluklar almak zorunda kaldık. Çünkü götürdüğüm diğer kolluklar çoktan küçülmüşde ben farketmemişim bile.


Havuz alçaktan derine doğru gidiyor. Begüm ve tatildeki diğer çocukların çoğu çocuk havuzu yerine işte burda büyüklarin havuzunun alçak kısmında oynadılar bol bol. Kendine bir çok arkadaş ta edindi bu vesile ile.

Nedense bu elbiseyi her giydirdiğimde kafasına şu anneannesinin aldığı uğur böcekli tokasını takmamı istiyor. En sevdiği hayvandır zaten uğur böceği.


Bizim uyuduğunu sanıp üstünü örttüğümüz Buğra efendi açık bir yer bulup oradan çakmak çakmak gözleri ile inceliyormuş meğer etrafı.
Her akşam yemek sonrası mini disco çalışanları şöyle bağırıyor'' mini disco- mini disco'' bizde diğer herkes gibi Begüm'ü kaptığımız gibi oradayız tabii. Gel gelelim Begüm bir türlü adapte olamıyor ortama ve dansa. Her seferinde benim de çımkmamı istiyor piste ve sonuç olarak bende kendimi pistte buluyorum. Sonunda alıştı ve ortaya çıkan görüntüler işte böyle. İlkin çegingen...

Sonra oyuna iştirak

Ve ardından selam ...Görevini başarı ile sonuçlandırmış biri edası ile selamlıyor bizi.

Mini disco sonrası soluğu snack barda alıyor biraz birşeyler içip odaya dönüyorduk. Genelde Begüm, başı dizlerimde vücudu brleştirip uzanmasını istediğim sandalyeler de uyuyp kalıyordu.

Buğra' da arabasında uyuyordu. Bizde koca ile sohbet muhabbette buluyorduk sonunda içilen çaylar eşliğinde.



Anfi de Aslan Kral gösterisini izliyoruz. Gösteri sonun da her akşam olduğu gibi bütün çocukları piste çağırıyor ve son bir şarkı eşliğinde dans ettiriyorlar. İşte o anlardan biri daha. Begüm pistte ama orta da dans falan yok.

Sabahları genelde baba-oğul geç uyandıkları için biz anne-kız kahvaltı keyfi yapıyorduk. İşimize de gelmiyor değil di hani. Ordan doğru havuza gidiyor, onlar uyanıp gelene kadar havuzda vakit geçiriyorduk.

Bekleme ve

Atağa kalkma. Başka çocukları havuza işerken görünce bizim ki de aynı yöntemi kullanmaya karar verdi. Günde eğer 15 kez çişi geliyorsa bunun çoğu tuvalete, bir kısmı havuza diğer kısmını söylemiyeyim isterseniz ::)

Kulağının dibinde müzik çalıyor ve havuz sporu yapılıyor. Bizim ki uyku halinde. Umurunda mı asla. O uyumaya devam ediyor.

Arbasında uyuyorken battaniyesinin altından çıkan minik patileri gören herkes ya bir dokunuş yahut da bir gülümseme ile geçiyordu yanından.


Akşam yamaği zamanı

Yemek sırası ve ben Begüm için köfte pilav falan alıp koydum önüne. Buğra için çorba almaya gidip döndüğümde karşılaştığım manzara buydu. Babasının ağzına verdiği ilk köfte lokmasını bile çiğneyip yutamadan uyuya kalmış sandalyesinde kızım benim. Gören herkes çok şaşırdı. Sonuç olarak Buğra'yı sandalyesinden kaldırıp Begüm'ü yatırdım. Buğra kucağımızda devam etti böylelikle geceye.

Sabahları mini club da resim yapıyor, dart oynuyordu. Kahvaltımızı yapıp önce buraya ardından havuza. Tabi baba-oğul uykudalar bu sattlerde. Palyaço resmi boyuyorlar. Diğer çocukların çoğu olması gerektiği gibi boyarken, Begüm ya palyaçoya küpe yapıyor, ya da sakal. Yahut da garip şekiller verip sadece minik minik kısımlarını boyuyordu. Neden bu kız olması gerektiği gibi boyamıyor şu resimleri bilmiyorum. Ama karışmıyorumda.O resme yeni boyular katmayı seviyor.






 
İşte dart zamanı. İlk oynayışında ''ben kazanamadım anne '' diye geldi yanıma. İkince ise 19'u tek atışla vurunca mutlu oldu. Hatta bu atışla dart sertifikası bile aldı.

Bu otelin oyun parkı harika. Hem normal oyun parkı var, hemde şu şişme oyun parklarından var. Mini clubün tan yanında olması da çok iyi. Bıraksam bütün gün çıkmaz herhalde.





Ceylan gibi gezdi, esmerleşerek güzelliğine güzellik kattı.


Tatilimiz Alanya Gypsophila Holiday Village'deydi bu sene. Uçakla Antalya, oradan otobüs transferi ile 1,5 saat süren bir yolculuk sonunda Alanya'da aldık soluğu. Otele girip odaların hazırlanmasını bekleyene kadar yemeğe indik. Yemek sırasında Begüm 2 saniye içinde kayboldu yanımızda. 4 ayrı kişi aradık bütün oteli. Özellikle oyun parkına 3 kere bakmama rağmen yoktu. Sıcak, yol yorgunluğu, Buğra derken bu kaybolma olayı kafayı yedirtiyordu ilk günden bana. Tatile bizimle gelen arkadaşımız oyun parkında buldu sonunda onu. Tünel şeklinde olan kaydırağın içindeymiş.

Çok kızdım bizi böyle bir duruma bir daha asla düşürmemesini söylememe rağmen daha 3. günü yemek alırken yine kafasına göre gitmiş ve kaybolmuştu. Çıldırmak üzereydim. Bu tatil böyle geçmez diye düşünüyordum. En sonunda benden iyi bir fırça yiyince bir daha tekrarlamadı. Kendine güveni son safhada hanımefendinin.

Orhan'ın ayağı zaten acıyordu, Buğra'nın akşam yemeklerinde ortalığı yıkarcasına ağlayıp bütün restorann dönüp bize bakıp yazık çocuğa bakışı atmaları iyice delirtiyordu. Buğra'nın ses perdesi çok yüksek saniyede değil salise de ciğerini koparıyorlarmış gibi ağlayabilen bir yapısı var. Bu abana normal geliyor ama dışardan bakana öğle gelmiyor işte.

Daha sabah odadan çıkmadan başlayan kremlenme faslımız akşam havuzdan çıkıp odaya dönene kadar saat başı sürüyordu. Hatta tanıştığımız bazı aileler; sen bu bebişi nasıl yakmadın hiç diye soruyorlardı.  Begüm ise kremlenme sırasında her seferinde ağlayarak şımarıklık yapıp istemiyorum diye delirtiyordu beni.

Havuz da adam gibi kulaç atabildiğimi bile söyleyemem. Aynı anda ikiside uyumadığı için, biri uyurken diğeri ile, diğeri uyurken öbürü ile havuzdaydık. Bazen dördümüz giriyorduk ama Buğra benim kucağımda ise Begüm de hemen ben annemle yüzücem diye karıştırıyordu ortalığı.

2 çocukla tatil güzelmiy di! evet güzel ama çok zor. Tatil benim için her zaman her şartta güzeldir. Fakat çok zorlandığımı da itiraf etmeden geçemeyeceğim. Ki Orhan en az benim kadar ilgilendiği halde. Bazen ben ikisini odada uyutuyorken Orhan yüzüp keyif yapıyor. Uyudukları anda nöbet değişimi yapıyor o çocuklarına başına ben havuza gidiyordum. İşte o anlarda sadece tadilde olduğumu anlıyordum.

Sözün kısası zor ama güzel bir tatildi. Dönüşte orta ve dış kulak iltihabı olup soluğu doktorda almak ve 15 gün süren bir tedaviye maruz kalmak zorunda olmasaydım tabii.

NOT: Tatil köyü harika idi. Özellikle çocuklu aileler için tasarlanmış bir tatil köyüydü. Yemekler lezzetli, her an yiyecek birşeyler bulabiliyorsunuz. Biz ultra herşey dahil gittiğimiz için rahat ettik tabiki. Çalışan çok iyi. Yanlış bir söz değil bir hareketleri bile yoktu. Tatilcilerin çoğu Türk, geri kalan kısmı Alman ve Fransız'dı. Rus yok denecek kadar azdı. Herkes çocuklu. Koca otellde iki tane balayı çifti vardı. Onlarda Türk'tü. Diskosu olmamassı da bizim tercih nedenlerimizden biriydi.

Olumsuz yanı yokmuydu elbette vardı: Denize asla girilmiyordu. İnanılmaz dalgalıydı. Birde plaj ve havuzda havlu değişimi ücretliydi. Odalar da otel 12 yıllık olduğu için biraz eskiydi ama benim için çokta önemli değildi. Zaten yatmadan yatmaya gidiyorduk.

20 yorum:

  1. çok güzel fotoğraflar,bende sizinle olmak istedim. umutla buğranın havuzdaki fotosunu görünce begüm sandık çok benziyor onun küçüklüğüne..ama tatil begümün tatiliymiş belli.hepiniz çoook güzel görünüyosunuz.sizi çok ama çok seviyorum.

    YanıtlaSil
  2. Bebeğim benim bizde sizi çok özledik. Bende Buğrâ'yı Begüm'ün bebekliğine çok benzetiyorum. Gelsenize bayramda ne güzel olur.

    YanıtlaSil
  3. frikikler harika :)
    tatil süper görünüyor. fotoğraflardan belli. paşa ve prensese 41 kere maşallah

    YanıtlaSil
  4. Nihan'cım frikikler kamufle edildi :) teşekkür ederim. Güzeldi, zordu ama güzeldi.

    YanıtlaSil
  5. aa o bikiniden kaçan memiş ile, hemen akabinde popoya sıkışan bikini frikikten sayılmıyor mu artık ?? gördün mü bak yaşlanmışız artık :)bizim zamanımızda bomba etkisi yaratıyordu o frikikler :)

    YanıtlaSil
  6. Nihan süpersin valla:) inan hiç dikkatimi çekmemişti bu şekilde :) ama güzel be :)

    YanıtlaSil
  7. bayıldımm bayıldım bayıldımm..prensesin bi içim su allah güzelliğine nazar değdirmesin..minik paşamın boğumlarına, uyumasına, o ağzına kurban olurumm..fotolar harika, hepiniz harika görünüyosunuz..

    YanıtlaSil
  8. Nursen'cim çok teşekkür ederiz canım. O paşa yokmu yedi bitirdi ömrümü zaten :)

    YanıtlaSil
  9. çok güzel fotoğraflar , Begüm e bayıldım , Buğra bey de kocaman olmuş.Maşallahhh..
    tatiliniz süpermiş :)))))

    YanıtlaSil
  10. Harikasınız Selmacım,keyfiniz daim olsun...

    YanıtlaSil
  11. biz de bu yıl gypsophiladaydık oğlum ve eşimle..haziran ayında..fotoğraflarınıza bakınca bi kez daha gitmiş gibi oldum..
    cu cuuu:)) (bilmiyorum siz de sık sık duydunuz mu bu sözü:))

    YanıtlaSil
  12. İlknur'cum sağol tatlım, gerçekten güzeldi ama zordu. Senin yakışıklının da maşallahı var bu arada. Bakıyorum da bloga :)

    YanıtlaSil
  13. Amin Gönül'cüm, cümlemizin canım...

    YanıtlaSil
  14. Anne ; ne güzel, keşke aynı tarihlere denk gelseymiş tatilimiz. Belki orda tanışırdık. Yok valla hiç duymadım dediğini :) nedir o peki ?

    YanıtlaSil
  15. Fotoroman okur gibi, keyifle okudum tatil anılarını. Çocuklu tatil zor geçiyor ama büyüdüklerinde daha rahatlayacağız heralde.

    YanıtlaSil
  16. Evet canım zor helede 2 çocuklu olunca katmerleniyor resmen. İlerde bu günleri bile arıyacağız. Böyle teselli ediyorum kendimi. Ne güzel dimi :)

    YanıtlaSil
  17. hani orda havuz oyunları filan oynatan, arada animasyonlara da çıkan, baya kilolu bi uşak vardı..adını hatırlamıyom şimdi, eğlence ekibinden..o Çınar'a sürekli "cucuuu" diyodu yanımızdan geçerken:)sanırım bütün çocuklara yapıyodu, o yüzden muhakkak duymuşsunuzdur diye düşündüm, size denk gelmemiş demekki:)

    YanıtlaSil
  18. Biz genelde diğer havuzdaydık. Begüm sürekli kovaları ile oynadığı için. Senin bahsettiğin büyük havuz. Belki orada olmadığımız için denk gelmedik o arkadaşa :)

    YanıtlaSil
  19. Bizde gitmiş olduğunuz hotele kısmetse temmuz ayında gitmeyi planlıyoruz acab havaalanından sonra konaklama yerine nasıl gittiniz ve öneriniz nelerdir saygılarımla Orhan Kemal UÇAŞ

    YanıtlaSil
  20. Orhan bey merhaba,
    Biz tatili, tatilsepeti.com'dan ayarladığımız için, oradaki arkadaşlarla da telefonda görüşüp havaalanından otele servis ayarlamalarını da söylemiştik. Tatilsepeti.comun anlaşmalı olduğu tur firması, uçaktan inince aldı bizi ( ve bizim gibi bir çok kişiyi) ve otele bıraktı. Bunun için ayrıca kişi başı ücret ödüyorsunuz. Bir de tatile gitmeden tur firmanızla bunun ayarlamasını yapın ki orada madur kalmayın.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...