3 Mayıs 2011

Son 10 güne dair...

01.05.2011

Defne'nin doğum günü partisindeyiz

Arabadayız. Sabırsızlıkla bekliyor bizim ki. Doğum günü kutlamasını merak ediyor. Oda mum üfleyecekmiş.

Defne'yi görür görmez yüzü düştü bizimkinin. Neden mi ; aynı kelebek kanatlardan Begüm'ün de var. Geçen seneki doğum gününde halası hediye etmişti. Defne'yi kanatlarla görünce, kendi kanatlarrını almış sandı. İkna etmek epeyi zaman aldı ama anladı sonunda. 

Defne'cim de melek gibi olmuştu o gün.

Yakışıklı mı arıyorsunuz; fazla uzağa gitmeyin. Tam burnumuzun dibinde. Bu çocuk başka. Başka başka yakışıklı. Maşallah. Ölüyorum o yanakları ısırmamak için.


Kuzenler yan yana. Bu görüntü yeter insanın ömrünü uzatmaya. Benetton'un reklam fotoğraflarına benzemiş.
Buğra halasının kucağında, tepe de mükemmel bir güneş. Ohh ne ister insan başka dimi oğlum. Yakışıklım benim.


Annem benim. Ben bir kere annem diyim, sen bin kere duy. Kokuna doyamam senin güzel oğlum. Pırıl pırıl, pamuk pamuksun. Güzel huylu, güleç yüzlü meleğim benim.


Hep böyle gözümün içine içine bak olur mu oğlum. Hep böyle yumuk yumuk ol.

Kollarım da bir melek var. Ruhumu ısıtan, bana güç veren, kel mi kel bir melek.


2 erkek kuzen, bunların kız versiyonu nereye saklanmış acaba !


Gül kokulu kızım. Nasıl da mutlu oldun. Tüm sevdiklerin yanında, güzel bir havada, yeşillikler arasında nasıl da mutluydun bebeğim.


Defne ile çok sık görüşemeselerde çok seviyorlar birbirlerini. Aralarında 4,5 ay var. Bu yüzden daha da iyi anlaşıyorlar. Hoş bizim ki ne kadar oyunbaz sa, Defne de bir o kadar sakin. Buna rağmen çok iyi anlaşıyorlar valla.

30 Nisan 2011

Liseden arkadaşlarımla seneler sonra buluşma

Burcu, Sema, Filiz, Nesrin, Şafak, Ayten, Yasemin ve ben. Boğaç (Şafağın oğlu), Sude Naz (Burcu'nun kızı), Eren (Ayten'in oğlu ). Çok güzel çok keyifli bir buluşma oldu. Seneler sonra; konuşacak o kadar çok şey birikmişken, durmadı hiç sohbetimiz. Hepimiz evli, barklı, çoluk-çocuk peşinde bir hayata dalmışız. İyi geldi hepimize. Yedik, içtik, deretleştik, güldük, eğlendik.

Hani ; biz bizi biliriz ya! işte tam da öyleydik. Seneler önce bıraktığımız yerden devam edebildik. En güzeli de buydu.

Onlar için elimden geldiği kadar mamalar da hazırladım. Sohbet eşliğinde tıkınmanın tadı da bir başka oluyor yani.

Menü de şunlar vardı:
- Tahinli ve cevizli kurabiye
- Kısır
- Bisküvili pasta
- Mercimek köftesi
- Sucuklu ve kaşarlı milföy

Bunlar benim yaptıklarım dı.

- Su böreği
- Tavuk göğsü
- Makarna salatası
- Yaprak sarma

Kayınvalidemin el emeği, göz nuru olanlar.

Sağolsun misafirlerimin geleceğini duyunca hemen arayıp, ben ne yapayım diye sordu. Böyle durumlar da hiç yalnız bırakmaz bizleri zaten. Ellerine kollarına sağlık annecim.



Göründüğü üzere tıkınıyoruz :)


29 Nisan 2011

Nursenlerdeyiz


Yakışıklılarım benim. Baba oğul ekürilerim :)

Begüm yine Baran ile oyun peşinde. Çok seviyor Baran'ı çok. Bazen Buğra'dan daha çok sevdiğini bile söylüyor.

Halasına gidecek ya hazırlandı güzel güzel, işve cilve yapıyor anneye. İlk kez saçlarını ördüm Begüm^'ün o gün. Ben dahil herkese çocuk olmuş bu be dedirtti bu görüntüsü. Bayıldık kızımın bu haline ama.

Küserse işte böyle küser. Neymiş; her zaman ki konu. Kendi fotosunu kendi çekecekmiş.

Begüm'ün tabiri ile zıp zıp top. Bayılıyor şu 1 lira atıp, makinadan alınan toplara. Sürüsüne bereket. Nerede görse hemen istiyor.

Şirinlik muskam benim.


Anne-oğul nadir fotolarımıdan biri. E hazır benim fotom da çekilmişken koyayım istedim bloga. Beni çeken pek olmaz. Malum genelde ben çekerim fotoları.

27 Nisan 2011

Faruk geldi

 


Bunlar Faruk'la yan yana gelince acayip cozutuyorlar. Yine öyle anlardan biri. Faruk çok yaramaz bir çocuk olmasına rağmen, Begüm'ün yanında biraz sakin davranmak zorunda kalıyor. Malum ''deli deliyi görünce sopasını saklarmış'' durumu onların ki.

Herşey tamam da, öyle bir bakıyor ki gözümün içine içine. Neler neler anlatıyor bana o gözleri ile.

Herkes minik ayakların hastası olur, ben ise ellerin hastasıyım. Begüm'de de öyleydi. Eller bana her zaman başka şeyleri anlatmıştır.

25 Nisan 2011

Özge ve Naciye ile seneler sonra


Su ve suyun dahil olduğu herşeyin hastası bu kız. Baloncuk ise mevzu orda bir durmak lazım. Elinde olsa o baloncukların içinde yaşar.

İnci Defne ve Buğra, aynı oyun minderinde beraber vakit geçirirken, bir yandan da birbirlerini görmeye çalışıyorlar. Defne 7 aylık olduğu için yan yana koymaya çekindik. Yolma huyu varmış fıstığın. Buğra'yı mıncıklamasın diye ayrı köşelerde oynayabildiler.

Şu zıpzıp hamurlardan almıştım Begüm'e. Çok sevdi. Hemen broşürde ki zürafayı yapmak istedi. Veee işte Begüm'ün (tabi benim yardımlarımla)ellerinden çıkma meşhur zürafası.


Bilen bilir. Benim karanlık ve yalnızlık korkum vardır. Asla yalnız kalamam evde. İşte geçen hafta pazar günü Orhan iş için Balıkesir'e gidince, bende hemen Özge'yi aradım. Annem Afyon'da kız kardeşimin taşınma işlerine yardıma gittiği için çağıracak kimsem yoktu. Sağolsun Özge'cim korktuğumu bildiği için yalnız bırakmadı beni. Uzun süredir görüşemiyorduk. Erzurum'dan Naciye'cim de gelmiş bebişi ile 2 haftalığına İstanbul'a. Cumartesi gecesi Özge'de kalmış. Fırsat bu fırsat oldu anlayacağınız. İkisi beraber geldiler.

Eski günlerimizi yad ettik. Bebişleri uyutup sabahın 5'i ne kadar sohbet muhabbet. Güzel di çok güzeldi. Varlıkları bana çok iyi geldi. Evli barklı olmasına rağmen bir telefonumla atlayıp geldiği için çok minnettarım Özge'ye. O benim manevi kardeşimdir. Kardeşliğini de her zaman sonuna kadar göstermiştir. Canım benim.

23 Nisan 2011

Kutlamalar için Özgürlük Parkındayız


Kuşları kovalıyım derken 2-80 kapaklandı bizim ki yere. Ardından hiçbirşey olmaış gibi yine devam etti kovalamacaya.


Çocuk dediğin salıncağa, kaydırağa koşar di mi. Yok olur mu ; bizim ki doğruca büyüklerin spor aletlerine koşuyor. Her yerde böyle. Seviyor spor yapmayı. Bazen şu Ebru Şallı'nın sabahları plates programına denk geliyoruz. Alıyor koca plates topunu başlıyor üflemeye. Üfleme dediysem yani nefes alıp vermelere :)

Her halin başka dünya. Ben o dünya da kayboluyorum be miniğim. Yetemiyorum sana. Hep daha iyisi, hep daha güzeli olsun senin için diye yiyip bitiriyorum kendimi.

Her aleti kuralına göre kullanıyor birde. Birini yaparken görmesi yeter. Anında başlıyor aynısını yapmaya.

Yoruldu. Öğle uykusunu uyumamıştı o gün. Kucağıma gelmek istedi. Arabaya kadar kucağımda taşıdım yavrumu. Bu arada laleler de ayrı bir güzeldi.


Ömrümün en güzelleri. Aynı zaman da ömür türpülerim. İkisi de adamın iliğini kurutur bunların :)

Çorba kaselerim oldu Begüm için mısır kasesi.


Güleç yüzlüm, pamuğum, ay gibi parlak oğlum benim. Seni öyle çok seviyorum ki bir bilsen. Sen de hemen büyüme olurmu. Ağırdan al. Yavaş yavaş, doya doya. Bırak da sana doyalım oğlum. Minik patilerini ısırasım geldi bak şimdi. Birazdan yanına gelicem, emişiriz biraz. O sırada bir iki buse alırım o mis kokulu yanaklarından bebeğim benim.

21 Nisan 2011

3 Çocukla Palladium çıkartması


Nursen'le Palladium'a gitmeye karar verdik. Ama; o, ben, Begüm, Buğra ve Baran. Babalar işte zaten. Çok zormuş onu anladık. Allah'tan babaların iş çıkış saatine yakın gittik de, onları da çağırabildik. Biraz alışveriş, biraz yemek ardından doğruca ev.

Yemek esnasında kendine hemen bir arkadaş buldu bizim ki. Acayip iyi anlaştılar. Çünkü birbirlerine huy olarak çok benziyorlardı. Onlar koştu, biz yakalamaya çalıştık bol bol. Birde birbirlerini patates kızartması ile beslediler resmen.


Palladium'un girişi. Vira mismillah...

19 Nisan 2011

Ispanak yemeği yapıyoruz

 


Tam yemek yapıcam. Aldım ıspanakları, oturdum salonun ortasına başladım ayıtlamaya. Bizim ki koştu hemen ''anne mendeee'' diye. Tamam dedim. Beraber doğradık (tabi o elleri ile parçaladı). Ardından iş yıkamaya gelince, hanım efendinin su delisi olduğu malum. O yıkadı tabi ıspanakları. Ama nasılda yakışıyor kızımın minicik ellerine.


Begüm bebek. Baran'nın oyuncaklarına göz dikince işte böyle bebekleşiyor cimcime.


Baba-oğul pozlarına bir yenisi daha..

Bir kaç hafta önce Zeynep Betül ile bilgisayarda caillou oynarlarken çekmiştim bu fotoyu.

Zeynep Betül'ün evde ki salıncağını görünce deli oldu bizim ki. Bulup yaptırmam lazım aynı sistemi eve.

İşte; bu bir hafta-on gün de böyle geçti. Daha yazılmayı bekleyen çok konu var. Bir derleyip toparlarsam yazıcam umarım

12 yorum:

  1. beklediğime değdi hepsi süperr begümün hamarat haline bayıldım :)
    artık yatabilirim :)

    YanıtlaSil
  2. Nasıl dopdolu keyifli biir post böyle.Bittiğinde üzüldüm , devamı olsun istedim doğrusu , Begüm hanıma da maşallah , hem çok güzel hem de çok maharetli , annesinin kızı olmuş adeta...Şimdiden böyleyse geleceği düşünemiyorum...Fotoğraflar çok güzeldi canım , keyfiniz daim olsun :)

    YanıtlaSil
  3. kaç kere maaşallah dedim bilmiyorum.çok ama çoook güzelsiniz.hayran hayran baktım.Allah mutluluğunuzu hiç bozmasın.

    YanıtlaSil
  4. Bende fotoğraflara bakarken hep maşallah dedim. Allah mutluluğunuzu, keyfinizi bozmasın :)

    YanıtlaSil
  5. Nursen, beklediğine değeceğine emindim zaten. Çoğu fotoyu senin çektiğin düşünülecek olursa :)

    YanıtlaSil
  6. İlknur'cum sağol canım. Geçekten güzel geçti hepimiz için şu son hafta. Sen resimlere bakarken ben de yaşarken doyamadım tadına. Amin hepimizin mutluluğu daim olsun tatlım.

    YanıtlaSil
  7. Sitare; çok teşekkür ederim. Sağolun. Allah hepimizin mutluluğunu daim etsin. Bahar geldi benim yürek şenlendi biraz :)

    YanıtlaSil
  8. Didem'cim sağol canım. Beğenmenize sevindim.Cümlemizin mutluluğu daim olsun canım.

    YanıtlaSil
  9. çok şekersiniz canım.Allah mutluluğunuzu daim etsin...
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  10. bak bak doyamadım fotoğraflara. Maşallah kuzulara. insanın içi açılıyor görünce

    YanıtlaSil
  11. Gönül'cüm Allah hepimizin yavruları ile mutluluğumuzu daim etsin tatlım. Sağol canım.

    YanıtlaSil
  12. Küçük Mucizem; Benim de öyle. Her saniyelerine doymaya çalışıyorum.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...