23 Mayıs 2011

Afyon'un köy pazarı

















Semoş taze bahçe biberleri seçerken.




Kızım için aldığım taze nohutlar. Babaannemin yanına köye gittiğimiz zaman bostandan toplar yerdik. Mis gibi taze taze nasılda güzel günlerdi. O günleri anımsattı bana bu taze nohutlar. Begüm'de çok sevdi.


Evet Afyon'un köy pazarına gittik Semoş'la bol bol. Bol bol diyorum çünkü cumartesi ve çarşamba günleri kuruluyormuş bu pazar. Bende bunu fırsat bilip 3 kere gittim. Herşey çok taze, her şey gerçek tadında. Bu pazarın hemen yanı da normal semt pazarı. Oradan da çocuklar için bayaa bir kıyafet alışverişi yaptım. Pazar da satılan ihracat fazlası tekstil ürünleri asla mağazadakilere değişmem. Ortaokul yıllarından beri düşkünümdür pazarlara. Mümkün olduğunca herşeyimi pazardan almaya çalışırım. Hem tazesini, hem güzelini ve hem de mağazalara göre daha şık ve daha kalitelisini bulmak daha kolay. Fiyatlardan hiç bahsetmiyorum.

Bu Afyon pazarı ise ayrı bir dünya. 2,5 liraya acayip tişört, etek, elbise ve eşofmanlar aldım çocuklara. Çoğu Antalya da ki mağazalardan düşüyor pazara. Yahut da dediğim gibi ihracat fazlası. Zaten ülkemizde üretilen ve ihraç edilen ürünlerin kalitesi ortada. İç piyasa göre her zaman daha kaliteli ürünler üretiliyor. İşte bu yüzden tercihim burdan yana ya. Tabi babamın da tekstilci olup, bana bu konuda birçok tüyo vermiş olmasıda benim için ayrı bir şans. Kumaşından, dikişine kadar inceleyebiliyorum bir ürünü. Defosuz diye satan satıcılara bile nerelerinde defoları olduğunu gösterdiğim zaman şaşırıyorlar. Çünkü kendileri bile anlamıyor bazen. Defo illa ki biryerinde ki delikten meydana gelmiyor çünkü. Dikiş kaymasından, overlok hatasına kadar herşeyi kapsıyor. Neyse fazla uzatmadan köy pazarına geçeyim.

İnsanlar acayip iyiler. Öncelikle temiz yürekliler. Yumurta aldım mesela; kendi tavuklarının yumurtaları. Tereyağı ve peynir aldım. Ablaya kendin mi yapıyorsun diye sordum, oda evet dedi. Bak doğru söylüyosun dimi dedim ''valla bak benim 8 tane ineğim var yeminle'' dedi. Ne güzel insanlar onlar. Sebzelere kadar herşey kendi bahçelerinden.

Bahçesinden topladığı 2-3 taze soğan, biraz maydonoz, biraz kıvırcık, biraz semizotu yani nesi varsa alıp geliyorlar pazara. Tezgah tezgah değil. 3'er 5'er tane her birinden. Kimisi fotoğrafının çekilmesinden utanıyor, kimisi bize ''oğlum sınavdan 450 puan aldı, sence nereye girer abla '' diye soruyor. Bir de öğrenci sandılar Semoş'la bizi. Bende 2 tane çocuk var deyince de şaşırıp,'' tabi siz bakıyonuz kendinize'' diyor ablanın biri. Bunu diyen de en fazla benimle yaşıttır. Ama tarla-taban çalışmaktan yüzü çoktaaan kırışmış. Öyle insan insanlar ki. Buralarda rahat rahat yaşarken ettiğimiz şikayetleri düşündükçe utanıyor insan. Nankörlük bizim ki diyesim geliyor. Diyorum da kendime.

Birinden kendi yaptığı ekmeklerden almak istedim. Bir tane verirmisin dedim. Her torbaya 2 tane koymuş. ''Abla 2 tane veriyim mi be'' dedi. Yok 2 tane fazla dedim. Baktım torbadakilerden birini çıkartıyor. Neden çıkarıyorsun dediğimde abla sen bir tane istedin dedi. Ben bir torbayı yani 2 adeti istemiştim. 2 torba değil dedim. Nasıl seviniyor o zaman ekmeklerini satabildiğine görmeliydiniz.

Seviyorum anadolu insanını. Elimde olsa bir gün durmam buralarda. Lakin İstanbul sevdalısı bir kocam olduğu için buradan da ayrılmak hayal benim için. Olsun hayali bile güzel

8 yorum:

  1. ne güzel yazmışsın su gibi okudum.oralar başak ,o insanlar çok gerçek.ve nasıl tazeler resimlerden bile fırlayacak kadar güzeller.ne şanslısın bir kardeşin var ve çok güzel bir şehirde oturuyor.ist da yaşa yine nasılsa bir ayağın orada bak.keyfini sür iki şehrin de.

    YanıtlaSil
  2. Sağol Sitare'cim. Öyle aslında, doru bir ayağım orda, diğer ayağım Kastamonu da. Çok etkilendim çok o insanlardan. Böyle insanın içine mutluluk sokuşturuyorlar resmen. Varlıkları, insanlıkları terbiye ediyor insanı sanki biraz. Lafın özü mutlu oluyorum.

    YanıtlaSil
  3. bizim burda lor 2,5 :)

    taze nohuta bayılırım. daha sezonu açmadık biz. ama ev çok pisleniyor. dışarda yemek lazım :)

    YanıtlaSil
  4. Küçük Mucicem; canım sen konuşma bence :) herşey orda elinizin altında, ohh mis gibi. Eşimin amcası orada oturuyor. Her ziyarete geldiklerinde salçadan, kuru patlıcana kadar herşeyi getiriyorlar sağolsunlar. Hele miss gibi limonlara ne demeli.

    Nohuta gelince; evet acayip pisleniyor hemde ama ne yaparsın. Bunca sene sonra bulmuşuz artık pisine bakmadık :)

    YanıtlaSil
  5. Ohh mis gibi. ne güzeldr böylesi pazarlar hele ki bizler için..:)

    YanıtlaSil
  6. Evet delişim; bizim gibi bebişliler için ayrı bir keyif. Çocuğuna kendi küçüklüğünde yediğin gibi taze taze tadında şeyler yedirebilmek mutlu ediyor insanı.

    YanıtlaSil
  7. selmacım, şeyi sorucam bir de fotoğrafları çekerken (gerek insanların gerekse tezgahların) izin alıyor musun mesela? bu izizn mevzuu nasıl oluyor dış mekan çekimlerde ?

    YanıtlaSil
  8. Bazılarını, örneğin tezgahları falan zoomla uzağı yakın çekim yaparak çekiyorum. Böylelikle insanlar neyi çektiğimi anlayamıyor. İnsanları çekeceksem eğer ''seninde fotoğrafını çekebilirmiyim'' diye soruyorum. Genelde izin veriyorlar zaten.

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...