4 Nisan 2011

Bizim evin halleri...


Sıkıntıdan ne yapacağını şaşırmış hallerine bir örnek.


İkea'dan aldığımız keçeli kalemleri ile resim yapıyoruz. Ne berbat kalemlermiş ama. Bir türlü çıkmıyor, yanlışlıkla bir yere sürülürse.


Bey efendi bayılıyor dönencesine. Tepesinde seyredeceği birşeyler olsun da ne olursa olsun. Odasında 4 tane yatak var. Yatak dediysem, biri beşiği (yukarıda ki fotoğrafta yattığı beşik), diğeri büyük yatağı, onda da balıkları asılı, bir diğeri oyun parkı  (aynı zaman da yatak. Onda da birsürü oyuncak asılı) sonuncusu ise Stork'un dondolinosu. Bu dondolinoyu icat edenden Allah razı olsun. Nasıl da hayat kurtarıcı bir alet. Benim yerime o sallayıp uyutuyor keratayı.


Begüm'le kağıt tabaktan kaplumbağa yaptık. Kes- yapıştır aktivitelerimize bir yenisini daha eklemiş olduk. Çok mutluydu kaplumbağayı yaparken. Akşam olup da babası eve geldiğinde hemen eline aldığı gibi koşarak babasına göstermeye gitti. Uzun bir süre oynadı kaplumbağası ile.



Oyun oynamayı, oyuncaklarla oynamayı çok seviyor ama çok dağınık. Tam bir maymun iştahlı aynı zamanda. Bir oyuncağı ile oynama süresi maksimum 15 dk. sonra başka, daha sonra yine başka oyuncaklara geçiyor. Eee tabi durum böyle olunca ne oyun, ne de oyuncak dayanıyor küçük hanıma.


Yeğenimizin doğumu sebebi ile Semra gelmişti Afyon'dan. Bu sayede Begüm teyzesi ile bol bol hasret gidemiş oldu.


Güzelsin, hemde çok güzelsin. Rabbim korusun seni kızım. Görünen ve görünmeyen tüm kötülüklerden kızım.


Teyzesi Afyon'a dönmeden alışveriş yapmak isteyince, soluğu Via Port da aldık. Alışveriş bitti ve karnımız acıktı. Yemek yemek için girdiğimiz restoranın çocuk oyun odası da varmış Allah'dan ki Begüm orada oynarken bende rahat rahat afiyetle yemeğimi yiyebildim. Begüm'e de oynarken yedirdim. Bu arada İnegöl köfteyi pek sevdiki bizimki.


Geçtiğimiz hafta sonu babasına hadi kukla oynatın biraz dedim. Begüm ne yaparsa beğenirsiniz. Kendi kuklaları yerine, geldiği mutfağa yanıma, aldı benim tutacak kuklalarımı onlarla oynamak istedi. Ne yapalım tamam dedik ve başladılar keyifli keyifli oynamaya.


Oyunun konusu; iki kurbağa ormanda gezintiye çıkmışlarken uzaktan bir köpek sesi gelir ve köpek yaklaşır. Köpekten korkan kurbağalar ne yapacaklarını şaşırmış durumda kaçmaya çalışırlarken bir top yuvarlanır önlerine. Mesele anlaşılır. Köpek topuyla oynarken top ormana doğru yuvarlanmış ve kaybolmuştur. Topunu arayan köpek bu yüzden havlamaktadır. Kurbağaların topu bulduklarını gören köpek çok sevinmiş ve hep beraber top oynamaya koyulmuşlar.

Top delisi Begüm'ün kukla oyunu da toplu olur elbet.




Şu iki haftadır evde pişen kekin haddi hesabı yoktur herhalde. Çok misafirim oldu bu aralar. Bende çay yanına yapılabilecek en kolay şeyin kek lduğunu düşünüp habire kek yaptım. Fotoğrafta ki gibi yuvarlak kek, bazen de yumuşacık muffinler. Netice de bolca kek. Eklemem gereken küçük bir şey var aslında. Ben hiç kek sevmem. Yaparım ama yemem.


Şu son bir aydır evde ufak tefek küçük ayrıntılarda değişiklikler yapıyorum. Gözüme takılan birşey oldu bu değişiklikleri yaparken. Farkın da olmadan gül temaları kullanmışım sürekli. Fotoğrafta ki gibi, büyük banyoda ki kozmetik setimden, metal aksesuar kutuma, ebeveyn banyosunda ki klozet takımından sabunluk setine kadar.

Hatta geçen hafta English Home'dan aldığım yatak örtüm bile gül motifli. İsteyerek, bilerek yapılmış bir şey değil aslında bu. Tamamen tesadüf. Çünkü ben gül sevmem. Kır çiçeklerini severim. En çok da papatya. Nasıl olduysa oldu işte. Benim bundan çıkardığım sonuç, bundan sonra ruhumda da, evimde de güller açacağına dair. Umarım  gül kokuları eşliğinde bir hayat süreriz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...