31 Mart 2011

Nezahat Gökyiğit'de bir hafta sonu...

















Evdeyiz; baktım Begüm sıkılıyor, hadi dedim. Bize açık hava lazım. Her zaman ki gibi en yakın ve hepimizin en çok keyif alabileceği yere Nezahat Gökyiğit'e gittik. Bol bol oynadık, enerjimiz sonuna kadar keyifle harcadık. Kargalar, Tavus kuşları ve 3 ayaklı köpeği çok ilgisini çekti bu sefer Begüm'ün.

Son 3 haftadır, gece uykusundan korkarak ve ağlayarak uyanıp, yanımıza geliyor. Bir keresinde anneannesi ile parkta top oynarken, köpeğin biri gelip onun topunu almış. O da korkmuş tabii. Bir de her gece bizim bloğun etrafında sürü halinde gezinen ve bolca havlayan köpeklerin sesleri eklenince buna korkar oldu güzelim. Oysa köpek aşığıydı. Köpek havlaması duyar duymaz cama fırlar (8. katta olmamıza rağmen ) görmeye çalışırdı onları. Şimdi ise korkudan her gece ayakta. Gece gelip korkusunu üzerinden atana kadar bizimle yatıyor. Sonra uyuya kalınca götürüyorum odasına. Halbu ki uyku müziğinin sabaha kadar çalmasına rağmen korkuyor.

Ne güzel tuvalet eğitimini de tam halletmeye başlamıştık ki, bu sorun yüzünden tekrar bezlenmek istedi. Bana '' anne men çüçükk, büyü büyü büyü o zaman''dedi. Yani kküçükmüş, büyünce bezi bırakacakmış. Bende üstüne gitmedim. Belli ki korkudan tutamıyor. Ne yapalım, her zaman kendi gelişimi ile ilgili herşeyi ona bıraktık. Hiç kıyaslamalara girmedik. Bunda da aynı tavrı sergileyip, yine kadarı ona bırakmayı uygun gördük. Ne zaman hazır hissederse, o zaman zaten bırakır bezi.

Konuşması epeyi ilerledi. İsimleri bile öğrenmeye başladı.
Anneanne- Fikriye Begüm'ce Fissüs
Babaanne-Leyla Begüm'ce Yeya
Dede- Ahmet Begüm'Ahhet
Baba-Orhan Begüm'ce Ohhan
Anne-Selma Begüm'ce Seğa
Hala-Nursen Begüm'ce Susen
Enişte- Yavuz Begüm'ce Sösüs
Baran-Barab ve Buğra- Buğra
Hele hele de dayı demesi öldürüyor beni. Dayı diyeceğine uzatarak dayiiiii diyor.

Buğra ile çok ilgileniyor. Kıskançlık diye birşeyimiz şimdilik yok ileride ne olur bilemem tabi. Buğra'nın altını değiştireceğim zaman getiriyor sepeti ''anne meeen '' diyor. Sen yapamazsın ama bana yardım edebilirsin diyorum. Çok mutlu oluyor. Emziği düşünce veriyor. Burnu akarsa hemen medil alıp siliyor. Ağlarsa uç uç uğurböceği şarkısını söylüyor. Üstesinden gelemezse ''anneeeee bebiş ııııııı''  diye bana sesleniyor. Ne zaman ki kendi halledemezse o zaman beni çağırıyor.
 Mesela onları salonda yalnız bırakabiliyorum. Bırakın zarar vermeyi, Buğra'yı ona emanet etmek bana daha güven veriyor. En az benim kadar dikkatli ve temkinli kardeşi hususunda. Başından beri o senin bebeğin, senin kardeşin dediğimiz için bence.

Bir de bu aralar laptopuma fena sarmış durumda. Benden önce uyanıp, beni uyandırmadan, geçiyor laptopun başına. Şarjını takıp açıyor. Paint'i açıp başlıyor birşeyler çizmeye. Ben uyanıyorum, kızım beni niye kaldırmadın dediğimde ise ''anneeee men işşş'' diye cevap veriyor bana. Başından kaldırmıyım diye iş yaptığını söylüyor ki yırtsın durumdan. Az uyanık değildir o.Yani kim önce kaparsayı oynuyoruz evde resmen.

Haytı birşeyler çizmek, karalamak üzerine. Yığınla oyuncak, bebek, o bu var. Onun umrunda bile değil alsın, sulu, kuru, patel boyalarını, keçeli kalemlerini çiziktirsin o. Grafiker falan mı olacak ne !

Tek üzüldüğüm geçenlerde kremrengi deri sandalyeme resim yapmış tükenmez kalemle. Bir de bana anne baak demez mi. Güzel olmuşmu dercesine. İçimde fırtınalar koptu ama ona güzel olmuş ama sandalye yerine resim defterine yapsan daha iyi olur. Çünkü sandalyeden bunu temizleyemeyiz annecim diyebildim. O kadar üzüldü ki. Benden daha çok temizdir çünkü. O ıslak mendille çıkarabileceğini düşünmüştü, çıkmayacağını öğrenince çok üzüldü bebeğim. Olsun ama bir daha çizme olurmu dedim. Cevap hııı hııı offf. oldu Buradaki off çıkmayışına üzgünlük ifadesi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...