14 Şubat 2011

Yeni denemeler, gezmeler, tozmalar


Bu kurabiye kalıplarına bayıldım. Sağolsun  http://www.kurabiyegiller.com/ İlkay sayesinde haberim oldu bu kalıplardan. Bu yaşıma kadar hiç kurabiye yapmamıştım. Denemek istedim. Denedim de. Yapım aşamasını hallettim ama pişirme aşamasına gelince yaktım caaanım kurabiyeleri. Buğra ağlayınca onu emzirmek için yanına gittim, emzirmeye dalıp unuttum. Neyse en azından yapabildiğimi görmüş oldum. Bir dahakine yakmayacağım inşallah.

Bu arada hamur işlerinin yapımı ile ilgili pek aram yoktur ama yemek, salata ve meze türlerine girersek ders verebilecek kadar iddalıyım da diyebilirim yani.


Begüm'ün yeni pastel boyaları. Sağolsun Yavuz eniştesi hediye almış Begüm'e bu boyaları. Eski pastellerinin yüzüne bile bakmıyor. Kim aldı kızım bu boyaları dediğim zaman ''hösüs''diyor. Yavuz diyor kendince işte. Yerim ben senin o dönmeyen dilini bebeğim benim.

Ben mıncıklaayan bir anne olduğum için dolayısıyla Begüm'de mıncıklayarak seven bir abla oldu. Bir dakika öpmeden, sarılmadan duramıyor kardeşine. Buğra'ya gelince pek de şikayetçi görünmüyor bu durumdan.

Cumartesi günü babaannesine gitti Begüm. Dedesini çok özlemiş. Hasret giderdiler yani. Bizde Nursen ve Baran'ı da alıp doğruca İkea'a gittik. Kafamda almayı planladığım bazı şeyler vardı onları hallettim. Nereden baksan 1 senedir gitmemişim oraya. Orhan yüzünden, nefret ediyor İkea'dan. Kalabalığından ve ürünlerinin kalitesizliğinden ki! katılmıyor değilim. Begüm için şu şekilli keçeli kalemlerinden aldım, ne lanet kalemmiş. Ne Begüm'ün ellerinden, ne de bulaştırdığı evin her yerinden çıkmadı. Arayıp şikayet mi etsem ne ! Ya da bunu çıkarmanın yolunu bilen varsa bir zahmet söylesin bana.

 Çok yakışıklı oldu bu fırlama büyüdükçe. Hayran hayran seyretmekten alamıyorum kendimi. Bir de şu ağlarken cırlak kadınlar gibi yırtık çıkmasa sesi. Hem çatallı, hemde yeri göğü inletiyor. Bazen sabrım dayanmıyor desem yeridir. Orhan'a verip kaçıyorum odadan. Çocukluğumdan beri tahammül edemediğim birşeydir artarak yükselen sesler.
 Pazar günü burada kurulan pazara gidiyoruz. Begüm hanım bizden meraklı. Ama bu sefer pazarın orada ki parkta onlar oynadı, bende rahat rahat sebze-meyve alışverişimi bitirdim. Oldum olası çok severim pazar gezmeyi. Herşeyin tazesini almayı. Neye göre taze diyenler olacak olursa marketlerde içi geçmiş sebze-meyveleri tonla fiyata sattıklarını gördükçe gıcık oluyorum. Enayiyiz ya.
Artk dönencesi ile ilgilenmeye başladı kerata. Bayılıyor fil ve zürafaya. Dönence döndükçe o ikisini takip etmeye çalışıyor.

Bugün, hem kandil, hem sevgililer günü, hem de benim kocamın Fener maçını izlemek için stada gittiği gün.Bana soruyo maçı izlemeye gidiyim mi ? diye git dedim diye şardı. Çocuklar yüzünden baş edemeyeceğimi düşünüp gitme diyeceğimi sanıyordu oysa. Bense, en azından birimizin evden uzak bir hayatı da olmasından yanayım. Ben zaten kendim için birşey yapamıyorum. Bari o kafasını boşaltabileceği ortamları yaşasın istiyorum. Mesela peşembe günü de Kayseriye gidecekmiş iş için. Tamam dedim. Eğer o sürekli iş-ev, ben sürekli ev ve çocuklar olarak yaşarsak bunalır, sonunda birbirimi yemeye başlarız. Bunun önlemini alıyorum böylelikle. Birimiz rahatlasın bari.

Begüm, babası gelmediği için uyumak istemedi ama zorla uyudu. Delirtti beni diyebilirim. Sonunda azarı işitip doğru odasına gitti ve 5 dakika da uyuya kaldı. Madem uyuyabiliyorsun o zaman ne diye 1 saat süründürdün beni be kızım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...