21 Ağustos 2010

24. ayımız işte böyle geçiyor




Şöyle-böyle bir 10 gün kadar önceydi. Yukarıda ki fotoğrafta da görüldüğü gibi, Begüm'e oda cezası vermiştim. O da benim cezama karşılık bana çok güzel bir ceza vermiş kendince. Aslında kuzumun derdi bana ceza vermek falan değil, odasında vakit geçirmiş işte. Eeee ne yapacaksın, onunla bununla oynayacaksın, şurayı burayı kurcalayacaksın, etrafı savaş alanına çevireceksin, bütün kışlıkları askıdan indirip sıra ile deneyerek kendine küçük bir defile düzeneyeceksin ki vakit geçsin değil mi yani...İşte kuzumun kendince yaptığı tam olarak bu. Tabiii sevgili ile ben Begüm'den ses çıkmayınca, merak edip odasının kapısını açmamızla beraber odanın halini görünce ne mi yaptık ! kahkaha...kahkaha krizine girdik ve netice de babası ile beraber topladılar odayı.


Babası ile beraber bir yandan hararetli bir şekilde sohbet edip, diğer yandan tostlarını lüplüyorlar.


Bu iki fotoğraf Begüm'den. Fotoğraf makinesini elimize alamaz olduk. Son 6 aydır bakıyorumda az fotoğraf çeker olmuşum. Nedeni ise tamamen o. Babasını çok iyi foroğraflamış ama öyle değil mi !



Bu da fotoğraf makinesini istiyorum krizi



Bu görmüş olduğunuz dünyalar yakışıklısı benim ve sevgilinin yeğeni, Begüm'ün ise kuzeni (yani halasının oğlu) olan ve 18.07.2010 tarihinde aramıza katılan Baran bebek.Çok yakışıklı, koca ayaklı ve kocaman mükemmel dudaklı, mis kokulu Baran.Aramıza hoş geldin, sefalar getirdin. Kuzenin, dayın ve ben seni çok seviyoruz. Baran'la hep beraber...



Begüm Yavuz'u öpüyorum ayağına yatarak ısırmaya çalışırken...


Anne-baba ve oğul üçlemesi


Baran, babaı ve dayısı

Baran uykuda


Begüm parmak boyası aktivitesi içerinde iken başımıza gelenler. Şekil; kağıtla kalmayıp ellerimizi ve yüzümüzü bile boyamamız. Hııı, bu arada kendi yüzümüzü kendimiz boyamadık. O bana saldırdı, bende ona. O beni boyadı ve bende onu.İşte ortaya böyle eğlenceli görüntüler çıktı. Bizim için bütük keyifti ama...




Hafta içi salı yada çarşamba idi,  tam hatırlayamıyorum Begüm'le beraber ilk defa babasına kek yaptık. Aslında çoğunu Begüm yaptı. Ben malzemeleri temin ettim, onları birer birer kaba boşaltmak ve mikser ile çırpma işlemi Begüm'e aitti. Güzel kızım öyle sevinçli ve öyle keyifli bir halde idi ki görmenizi isterdim.


Kakaosunu da ekletti hanım efendi...


Begüm'ün babası için kendi elleri ile yaptığı kekin fırından çıkmış ve yarısı anında tükenmiş hali...

Bu iki fotoğrafa bayılıyorum. Seni seviyorum, senin en küçücük mimiğini ve en minik hareketlerini bile deli gibi seviyorum. Doğduğun günden beri hala gece yatmadan sana bir kerecik olsun bakmadan uyuyamıyorum.


Bu foto süper be güzelim. Ballı böcüğüm benim


Babaannesi Bgüm'ü ziyarete geldi ve top havuzunda bol bol oynadılar.


Bebeklik günlerinden kalma olan oyuncağını tekrar ortaya çıkarıp asmamla beraber Begüm sanki o bebeklik günlerine geri döndü. Enteresan olan, oyuncağını hemen hatırladı. Halbuki 7-8 aylık olduktan sonra kaldırmıştım o oyuncağı.Sadece köpeğin kendisi ile elinde oynayabiliyordu.


Saçaklı...


Uykucu...

İşte 12. ayımız böyle geçiyor. Önümüzde ki hafta bugün güzeller güzeli kuzumun doğum günü. Tam tamına 2 yaşında olacak. Olacak da, bu kadar zaman ne arada geçti gitti onu anlayamıyorum. Halbu ki ben onu daha yeni doğurmuştum.

Sana hayranım ve hayranlığım her geçen gün daha da büyüyor. Umarım yavrum hayatın boyunca hep sevgi pıtırcığı olursun herkesin. Seni sevmek insanın içini ısıtıyor. Ve senin o pırıl pırıl yüreğin ve güzelliğin ile etrafındaki herkesin içi ısınır meleğim.

17 Ağustos 2010

Keyifsiz

Bugünlerde ikimizde keyifsiziz. O da ben de dışarı çıkmak istiyoruz ama sıcaklardan dolayı 3 gündür çıkamıyoruz. O evde ne yapacağını şaşırmış durumda, bir onu istiyor, bir bunu. Ben ise onu nasıl oyalayabilirim ve nasıl keyifli vakit geçirmesini sağlayabilirimin peşindeyim. Sıcak hava, eve tıkılma, üzerine hamilelik yeterince bunaltırken beni, ramazanın gelmesi ile iyice yorgun bir hale büründüm. Nedeni ise sıcaktan uyuyamamanın yanında, sahura kadar oturuyor olmam. İster istemez gündüzleri pestil vaziyette, ruh gibi dolanıyorum evin içerisinde.

Begüm ile biraz küstük birbirimize. Yarım saat önce kızdırdı beni çok fena bende ona küstüm. Ben miyim küsen, bıraktı beni salonun ortasında, öyle değil böyle küsülür der gibi gitti odasına, kapadı kapısını ve almıyor beni içeriye. Son yarım saattir ses seda yok küçük hanımdan. Bakalım ne zaman çıkamaya karar verecek. Bana gelince, bende küstüm ona. O gelmiyor, ben gitmiyorum bakalım nasıl sonlanacak bu küskünlük. Genelde o gelir ve sarılıp öper beni. Bende atlarım onun yanaklarına, kızartana kadar öperim.

Bu da güzel. Hayata dair herşeyi yaşamak güzel seninle annecim. 2 hafta sonra doğum günün. 2 yaşında olacaksın. Nasılda geçiyor zaman diyesim var ama o kadar da çabuk geçmiyor bazen. Bu ay özellikle bayaa bir değişiklikler var sende.

  • İnatçılık tavan yapmış durumda.
  • Yemek durumlarına gelince kendi tercihlerin dışındaki hiçbir şeyi ağzına sürmez oldun. Genelde çatalı batırıp kendin yiyebileceğin şeyleri tercih ediyorsun.
  • Fotoğraf çekemez olduk, çünkü görür görmez ''men men''ben diye tuttuuyorsun. Evin fotoğrafçısı oldun çıktın başımıza.
  • Bütün minder ve yastıkları koltuğun önüne dizip üzerlerine atlamak favorin oldu son zamanlarda.
  • Önceleri herşeyini herkesle paylaşırdın. Şimdi ise ''menim'' diyerek vermiyorsun kimseye.
  • Kardeşin olacağının farkındasın ve bu şimdilik hoşuna gidiyor. Gidip gelip karnımı seviyorsun. Umarım kardeşin doğduğunda da aynı şekilde ilerler bu tutumun.
  • Uyurken hem beni, hem babanı yanına ister oldun.Şimdilik sıcaklardan dolayı mazur görüyoruz seni ama önümüzde ki aydan itibaren eskisi gibi kendi kendine uyumaya başlayacaksın.
  • Kitapları gün geçtikçe daha çok sever oldun. Özellikle kuşlarlar ilgili senin tabirinle''kargalı'' kitapları.
  • Sana yeni bir oda takımı sipariş verdik ve yeni odan yarın geliyor. Bakalım kolay adapte olabilecekmisin. Artık sen büyüdüğün için sana çocuk odası aldık. Senin şu anki oda takımını da kardeşin için kullanacağız.
  • Bu sene yine geçen sene ki gibi doğum günün ramazana denk geliyor. Bu yüzden yine ma aile toplu bir iftar yapacağız, ardından doğum gününü kutlayacağız. Geçen sene çok eğlenmiştin, umarım bu senede en az geçen sene ki kadar eğlenirsin.
  • Küsüz ya keyifsiziz. Gelsen de yanıma şöyle öpüp koklasam, sevsem seni annem
Not : Ben inatçı o inatçı sonumuz hayırola

11 Ağustos 2010

Geçen sene bugüne dair....


11.08.2009

Gülüm, bitanem, annesinin kuzusu seni o kadar çok seviyorum ki, bunu bütün dünyaya haykırasım geliyor.Geçen sene bu gün işte tam böyle, tombik tombik, al yanaklı, bal dudaklı dünyalar tatlısı bir bebekmişsin. Bebekmişsin diyorum çünkü şu an ki haline bakınca, o zamanlar bebek bebekmişsin. Şimdi ise çocuk çocuk oldun. Keçilerin keçisi, inatçımı inatçı bir şey oldun.

Her şey için ben diyorsun. Yemek yemekten tut, birşeyleri taşımaya kadar herşeyi kendin yapmak istiyorsun. İyice dillendin. Hatta o kadar dillendin ki (tabi ne söylediğini anlayabildiğimiz sürece) geveze halinle başımın etini yiyorsun bazen. Büyüyorsun, ben de buna en yakından şahit olanım ya, bu mutluluk bana yeter.

Sen benim ilk göz ağrımsın meleğim, gözümün nuru bebeğim benim. Ömre bedelim benim.

6 Ağustos 2010

Oğlum Buğra'ya



Çarşamba günü Amniosentezimiz yapıldı . Sonucunu 3 hafta sonra alacağız. Bu 3 hafta nasıl geçer bilemiyorum. Amniosentez sandığım kadar korkutucu bir işlem değilmiş. Hatta basit bir işlem diyebilirim ama sonrasında kasıklar da kasılma ve ağrı yapıyor. Bu gün 3. gün olmasına rağmen, bu ağrılar ve kasılmalar yüzünden yürümekte ve ayakta durmakta hala zorlanıyorum. Senin sağlığın yerinde olsun yeter ki ben her türlü acıya katlanırım annecim. Bu hafta kendimi yormamam ve yatmam gerekiyor. Annemin sayesinde ben de öyle yapıyorum ama yatmayı sevmeyen biri olarak zorlanıyorum biraz. 3 sene sonra tekrar kitap okuyabiliyorum en azından, 2 günde 3 kitap. Örgü örüyorum (Barana bir süprizim olacak), kitap okuyorum, yatıyorum, net'e takılıyorum. İşte bu haftayı böyle geçireceğim oğlum. Ablan sürekli anneannenle beraber. Yiyorlar, içiyorlar, oynuyorlar, geziyorlar. Allah'tan annem diye tutturmuyor da, rahat rahat dinlenebiliyorum. Tam tersi ''anne uff uff ''diyerek yatırıyor beni yatağıma. Melek kızım benim.

Şu bir haftadır artan hareketlerin yüzünden uyumak ve rahat hareket etmek biraz zor oluyor benim için. Tabiri caizse çok kurtlu bir bebeksin. Şu anda bu satırları yazarken bile, laptop karnıma değdiği için başladın anne'yi tekmelemeye yine.

Allah bebeklerime sağlık, sıhhat versin. Benim bu dünya da istediğim başka bir şey yok. Sürekli sağlık için dua eden biri halindeyim, özellikle bu sıralar.

Neyse oğlum, ablan uyandı, anneannen onunla ilgileniyor. Bende bir görünüyüm ablana.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...