28 Haziran 2010

Ateşler için de yanıyorsun meleğim


Şu an da saat sabaha karşı 03:28 ve sen kızım ateşler için de yanıyorsun. Ben ise başını bekliyorum.Ateş düşürücüler çok da işe yaramıyor gibi geliyor bana. Sabaha kadar ateşin düşmezse, seni hemen doktora götürücem.

Böyle; nasıl desem, içim acıyor. Alışık değiliz biz senin hastalanmana. Garip geliyor, canım acıyor. Olmasın istiyorum. Sen hep iyi ol, neşeli ve mutlu ol istiyorum. Nerede, nasıl oldu da üşüttük biz seni anlamayorum. Hiç öyle hastalanmana imkan verecek ortamlarda da bulunmadık oysa.

Offffff, hastalık kötü, hele de insanın yavrusunun hasta olması 1000 kat daha acı çektiriyor insana.
Ben seni gözüm den sakınırken...

Balım, bitanem, anneeem ne olur iyileş ,bak yüreğim de fırtınalar koparıyorsun. Sen benim, gücüm, dayanağım, arkadaşım, herşeyimsin anneeeem. Biricik meleğim, ben sabaha kadar başındayım.

Annesinin nar tanesi, nur tanesi, bir tanesi
Hanimiş Begüm'ün annesi
İşte burdayım, tam yanındayım

Seni çok seviyorum kızım

Ortaya karışık



Belçika dan dayımız geldi. Begüm hanım kucak dan inmedi.



Annesi gibi mısırcı benim kızım


Babaanne ve dede ile park da geçirilen eğlenceli zaman


Babamızın doğum günü kutlaması

24 Haziran 2010

21. ayımız da geride kaldı




Didem ve Faruk ile beraber Nezahat Gökyiğit botanik parkındayız






Kızlar dan çok erkek çocukları ile daha iyi anlaşıyor bizim ki. Özellikle de kendinden büyük çocuklarla.

Bizim parkdayız



Begüm Ali'yi öpmek için sıkıştırıyor yine...




Pek havalısın sultanım :)


Allahım, ben seni doğuralı ne kadar oldu ki, sen bu kadar büyüdün.



Bu başka bir gün



Küçük sultan park istedi, babası da götürdü tabi. Şapkanı tak kızım ısrarlarıma dayanamayan küçük hanım kendi tercihini ortaya koydu ve kaşkol ve beresi ile yazın ortasında parka indi. İnadım inat dedi anlayacağınız, ben nemi yaptım ; tabi ki sen bilirsin kızım dedim...


Babalar ve kızları beraber oyundalar




Caillou nasıl izlenir; tabi ki elimiz de pizza krakerimiz ile tam konsantrasyon eşliğin de.


Pizzamı yedi daha ne diyeyim. Akşam olmuş, baba yemeğe gelmiyor. Begüm'e yemeğini yedirmişim, kendimede en bol malzemelisinden bir tost yapışım. Yanına da kahvemi almışım, geçtim televizyonun karşısına keyifli keyifli yemeğimi iyeceğim. Ne oldu dersiniz ! Bizim prenses anne ıhh ıhh diyerek yanına oturttu beni ve tabağımı da elimden alıp koydu kucağına. Didikleye didikleye yedi yarım ekmek tostumu gözümün önün de. Bir lokma bile ağzıma atamadan. İşin kötüsü evde ekmekde kalmadı. Ne yapalım, bisküvi ve kahve ile idare ettim. Ama kızım yemeğinin akasından nasıl yedin o tostu onu hala anlamadım :)



Ekmek nasıl yenirmiş öğrenin.


Ağaoğlunun hafta sonu düzenlediği brunch'dayız



Bu toplara dikkat ; nedeni ise şu anda ikisi de bizim evde. Begüm brunch süresince elinden bırakmayınca, biz de istedik görevli abilerden. Onlar da sağolsunlar kızımı kırmayıp ediye ettiler.



Babasının mutlak dolaplarının kapaklarını tamir ettiğini görünce, aldı eline tornavdayı doğruca kapaklara. Sanki anlarmış gibi tamir etti kendince. Bu meraklarını seviyorum senin kızım.


İskenderun dan Hüseyin amca ve Şirin yenge geldi.


Acıbadem'e anneanneye gitöişken orada ki parkı keşfe çıktık. Bizim parkımızdan çok eğlenceli idi diyebilirim.Begüm her zaman ki gibi buldu yine kendine bir arkadaş oyun boyunca beraberlerdi.


Bu fotoğrafa bittim ben


Bir sonra ki hafta sonu yine Ağaoğlu'nun brunch keyfindeyiz


Resim bile yaptık bu sefer dimi kızım



Güzelliğin başka,
Huyun başka, suyun başka
Aın başka, tadın başka
Sen her şekilde başkasın kızım

Saçında ki her bukleye biterim ben.


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...