26 Mart 2010

Alık-Balık günler...


Günler bir biri ardına gelip geçiyor. Ha bugün, ha yarın derken bir türlü fırsat bulamıyorum yazmaya. İşin aslını sorarsanız ; Açık öğretim sınavım bir yandan, Farm Ville takmış durumdayız koca ile o bir yandan, Begüm bir yandan, fotoğrafları kes, küçült, ekle, yayınla ve yaz diğer yandan. Bunların tümü  uzaklaştırır hale geldi beni blogdan. 

Bir sıcak, bir soğuk derken alık balık gibi olduk işte.
Neyse, uyku fena bastırıyo, arkası yarın...

Bebeğim, minik meleğim, seni çok çok çoooook seviyorum annem

10 Mart 2010

İçimden geçenler


Pek bir yaramaz oldun bu aralar. Herşeyi bize ağlayarak yaptırmaya başladın. Göz yaşlarını bize karşı kullanıyorsun. Çok iyi anlaşabildiğimiz söylenemez bir kaç haftadır seninle. Anne'yi ve baba'yı kaprislerinle çok yoruyorsun bebeğim. Oyuncaklarının biri alıp öbürünü bırakıyorsun ama oynamıyorsun. Her yeri karıştırma merakın başladı.Bunların çoğunun nedenini hastalığına bağlıyorum. Biraz üşüttün, 10 gündür keyifsiz bir haldesin. Seni mutlu etmek zor olmaya başladı. Yemek yemek istemiyorsun (hoş hastalık döneminde çoğu çocuğa göre yine güzel yiyorsun).

Bunların dışında ço tatlısın, zekanla hayran bırakıyorsun bizi kendine. Tam anlamıyıyla kişiliğini ortaya koyuyorsun artık. Sezgilerin çok güçlü ve çok temkinli bir çocuk oldun. Aklına yatmayan bir şeyi asla yaptıramıyorum sana.Sevilesisin, hem de mıncık mıncık sevilesi bir şeysin. Herkesle inatlaşıyorsun, eğer senin istediklerini yapmazlarsa.

Bana gelirsek; Çoook ama çok yorgunum bu aralar. Kiloarımla başım dertte kızım, senin doğumunda sonra verdiğim kilolarımı bile geri aldım. 60'a dayandı annen. Elma Krom bile aldım ama bir işe yaramıyo. Spor yapmak gerek ama seni ne yapıcaz o zaman. Anlayacağın spor yapmak da zor benim için. Sorma kızım çok canım sıkılıyor bu kilo konusuna. Hayatımı 46-47 gibi kilolarla geçirdiğimi düşünürsek 60 insanın canına sıkmaya yeten bir kilo anlayacağın. Bakıcaz inşallah bunun da bir çaresine.

Bana sorma kızım, ağzımı açtığım anda iyi şeyler çıkmayacak benden. Bu dönem benim için biraz zor geçen bir dönem. Şu kışı atlatıp bir bahar'a gelebilsek inanıyorum ki biraz toparlanmaya başlıyacağım.

Mutluyum, babanı ve seni çok seviyorum. Gerisi hikaye, hayatın her zaman ki sıkıntıları işte. Önemli olan sizsiniz benim için.

Ömrümün en güzelleri, çok seviyorum ben sizi...

5 Mart 2010

18. ayımız işte böyle geçti...



Begüm'ün üzerinde ki kazak,teyzesi Semra'nın küçüklüğünden kalma ve Annemin senelerdir sakladığı azağı. Sandıktan çıkartıp,naftalin kokularından kurtardıktan sonra Begüm'ün üzerinde görmek, anneannesini, dayısını ve beni eskilere götürdü.



Nezahat Gökyiğit parkındayız



Bu kışın İstanbul'lular için bol kar'lı geçtiğini düşünürsek, Begüm'ün bu fotosu bayaa kardan yoksun görünüyor. Ne yapalım hastalıklar nedeni ile çıkamamıştık bol karlı günlere. En azından ucundan da olsa karlı bir fotosu var kızımın dimi yani...




,




















Kuzen kuzene...Bu ikiliyi bir görmelisiniz. Birbirlerini o kadar çok seviyorlar ki. Birbirlerini gördükleri anda, aynı bizler gibi sarılıp öpüşüyorlar. Yaa öyle harikalar, öyle tatlılar ki...1,5 yaş, başka bir çocukla oynamak için erken bir yaş aslında ama bizimkiler bu kuralı yıkalı çok oldu. Öyle güzel yakalamaç oynuyorlar veya beraber göbek atıyorlar ki...Sizi çok seviyorum bıdıklarım benim...




Sen ne bilmiş bir cimcimesin seeeen...Şu poza bak, akıllı kurbağa seni :)

Yazı yazma merakın umarım hayatın boyunca sürer bebeğim. Bir şeyler yazmak, peşinden bir şeyleri yaratmayı getirebilir. Hayat sana en güzelini getirsin her zaman...Şule yengen iyi ki bu yazı tahtasını almış da sana, duvarları karalamandan kurtulmuş olduk. Anneannenin evinin  duvarlarına neler çizdiğini görünce korkmaya başlamıştım. Tam zamanında geldi bu yazı tahtası kurtarıcı gibi oldu. Teşekkür ederiz yengesi.




Beni şaşırtan 8 kat yukarıdan el sallıyorum sana ve sen beni bulunduğun yerden görüp el sallıyorsun bana. İnanamıyorum, seni çok seviyorum. Sen her geçen güz beni daha çok hayran bırakıyorsun kendine.


Babaannesi Begüm'le vakit geçirmeye geldi. Öğleden sonra beraber dışarı çıkıp dolaştılar biraz.

Halasının şapkasına sulanınca...


Dayısının doğumgününü kutlamak için anneannenin evinde toplandık. İkisi bir arada, kucakta keyif yapıyorlar.




Bir cumartesi kahvaltısı ve yumurtalı patates

Bu da pazar kahvaltımızdan. Aslında bu aralar biraz üşüttüğün için pek iştahın yok ama kahvaltılarını asla atlamıyorsun bebeğim. Keşke aynı şeyi sebze çorbaları için söyleyebilseydim. 1 aya yakın bir zamandır sebzeden uzak durmaya başladın. Seçer oldun, 1 hafta önce yediğin çorbayı bir anda yemekten vazgeçiyorsun. Hoş aslında ben anlıyorum ve hak veriyorum sana. Sen artık kendin yapmak istiyorsun bazı şeyleri. Yemeğini, çatalını batırıp yemek istiyorsun. Ben bu yüzden artık senin kendi kendine yiyebileceğin türde şeyler yapıyorum. Mantı, köfta, patates kızartması, pilav...vb. çatalınla alabileceğin şeyler yani, sen ye de canın ne isterse onu ye bebeğim...



Zeytine önce çatalla bir hamle baktı olmadı daldır gitsin elini modu. Hooop mideye.



Anneannesinin Kastamonu'dan dönüşte aldığı beşik. Begüm bebeğini uyutmayı çok sevdi. Ben onu nasıl uyutuyorsam o da bebeğini aynı şekilde uyutuyor.

Begüm'ün Gece Bahçesine düşkünlüğü yadsınamaz. Bunu bilen babamız geçen akşam elinde kocaman bir hediye paketi ile geldi eve. Begüm, paketi görür görmez kaptı tabii (hediye paketleri konusun da aynı ben, sevinçten çıldırıyor). Hemen paket açıldı ve paketten ''İggle Piglge''ın çıktığını görünce yüz ifadesi işte yukarıdaki foto da. İnanılmaz derece de sevindi. Babamız, çok teşekkür ederiz .



İggle Piggle gözlerini kapayınca üzüldü

açınca, işte böyle sevindi.

Annecim seni çok seviyorum bebeğim. 18. ayımızı da bitirdik kızım. Bu ay bir çok değişiklik oldu sende. Boyun bayaa uzadı mesela, saçların da öyle. Artık kişiliğini iyiden iyiye ortaya koymaya başladın. İnatların başladı mesela. Uyumakda biraz zorlanıyorsun bu aralar ama bu uyku düzenini bozmadı en azından. Müzik yapmaya ve dans etmeye doymuyorsun. Tek başına oyuncaklarınla oynamıyor illa yanına bir arkadaş istiyorsun. Tabii bu arkadaş genelde ben oluyorum. Ev işlerine merak saldın mesela. Toz alıyor, çamaşır asıyor, süpürüyor ve gırgırlıyorsun. Ben ne yaparsam taklit ediyorsun. Herşeyi öğrenmeye başladın. Bazen benim öğretmediğim şeyleri yapıyor ve acayip şaşırtıyorsun. Gün içerisinde belki 50-60 kere babanı soruyorsun. Bütün odalar da onu arıyorsun. En çok yaptığın şey yazı yazmak. Beni lap top'un başında görmeyi sevmiyorsun. Artık çok güzel anne diyorsun ve genelde anne diye ağlıyorsun. Önceden hep baba diye ağlardın. Sürekli beni de kaldırıp beraber dans etmek istiyorsun. Kumandayı alıp kanalları geziyor ve kendine göre isteğin müziği ayarlıyorsun.

Anlayacağın o kadar çok değişti ki hayatımız da bu ay. Sen büyüyorsun bebeğim ve büyürken de her hareketinle bizi şaşırtıyorsun.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...