29 Ocak 2010

Nursen için yaptığım hamile günlüğü



Görümcem Nursen için hazırladığım hamile günlüğü.

Uzun süre, bir çok bebek ve hamile mağazasın da aramama rağmen bulamayıp, sonunda blog'lar arasın da gezinirken, yabancı bir blog'da görür görmez yapmaya karar verdim. Tahminim den daha güzel oldu diyebilirim. Acaba nasıl olur, bir şeye benzer mi ! gibi düşüncelerim, defteri bitirdiğim zaman, yerini keyfe bıraktı.

Benim verirken çok mutlu olmam bir yana, Nursen'in de bu küçük hediyemi görünce sevinmesi beni daha mutlu etti. El emeği, göz nuru denlenler den işte.

Ben seviyorum, ellerimle yaptığım şeyleri hediye etmey fakat Begüm doğduğundan beri hiçbir şeye vakit ayıramaz oldum. Ev işleri ve Begüm bütün zamanımı alıyor. Bana sadece gece'nin bir yarısı, uykumdan çaldığım zamanlar kalıyor. İşte bu saatler de de neyi ne kadar yapabilirsem o. Gerisini siz düşünün artık ...:)

27 Ocak 2010

Begüm'ün canı sıkılınca...



Odasına gidip toka sepetini aldı ve resmen doldur, boşalt oynadı. Canı sıkıldı ya! ne yapacağını, bana da ne yaptıracağını şaşırdı dün ...



Düne kadar daha önce hiç almamıştı toka sepetini. Hiçbir şey eğlendiremedi dün onu. Sonunda sepeti keşfetti.











Hııı, şimdi bu fotoyu görenler Begüm kitap okunmasını çok seviyor ki eline almış bakıyor diyorsunuzdur. Hiç alakası yok, resmen kitaptan kaçıyor bizim ki! 1 sayfası zor okuyabiliyoruz. Onun yerine, uyku zamanı ben kafamdan attığım bazı uydurma hikayeler anlatmaya çalışıyorum. Onu da bazen dinliyor, bazen eliyle itiyor.



Yorgunluktan yere uzandığım bir an, elimde makine bir yandan onun fotolarını çekiyorum. Geldi attı kendini üzerime ama bayıldım bu fotoya. Yaa ben iyi ki doğurmuşum seni bebeğim. Küçücük bir an, sıcacık bir an haline geliyor seninle. Sarıldıkça sarılasım, yumuldukça yumulasım geliyor sana. Hele o yanakların yok mu ! benim gibi öpmeyi seven birine, senin gibi bol yanaklı bir bebek verdi ya Allah'ım şükrediyorum.Öptükçe de öpüyorum valla.



Elimden makinayı kapıp kendi fotoğrafını çeken küçük hanım, baya bayaa da tutturmuş ama öyle değilmi. Aferin kızım sana, ileri de daha da iyisini bekliyorum senden :)



Eli, ayağı bir durmuyor ki! Gün için de kimbilir kaç kere yerimden kaldırıyor beni. Herşeyden çabuk sıkılan biri haline geldi. Oyuncaklar yetmez oldu, illa ki bir arkadaş arıyor. Yalnız oynamak istemiyor.Sürekli onunla oynamalıyım. Eee tabi diğer şeyler biraz yarım kalıyor ama olsun. Havalar düzelsin yine keyfi yerine gelir. Geçici bir dönem olması, düşüncesi bir nebze de olsa rahatlatıyor içimi.

Bu arada artık iyiden iyiye anne demeye başladı bana. Ayy nasıl mutluyum anlatamam...

Herşeyin beni şaşırtıyor. Örneğin ;

Son birkaç aydır yaptığın bir şey olan, ben bezini değiştirirken pişik kremini alıp kendin sürmen,
Kirli bezini çöpe kendin atman,
Babanı taklit edip diş fırçalaman,
Kelime haznene dede, tey tey(gel gel) ve anne gibi bir iki kelime daha katman,
2 gün önce baban ''rüyam da Begüm'ün azı dişleri çıkmıştı'' demesinin üzerine kontrol ettiğimde, gerçekten de sol üst azı dişinin çok çıkmış olduğunu ve bunu nasıl farketmediğimizi anlayamamam....Ardından sol alt azı dişinin de patladığını ve çıkmak üzere olduğunu farketmem,
Evimize gelen herkese mızıka show yapıp zorla alkışlatman,
Artık benim gibi çanta kullanmak ve içini ıvır zıvırla doldurman,
Yemek yaparken illa bir kere kapaklarını kendin açıp içine kontrol etme isteğin ve hatta daha ileri gidip karıştırmak istemen,
Resim yapmayı çok sevmen (Parmak boyası, kuru boya, pastel boya, veya kalemle)
Evin kapı ve duvarlarını tuval zannedip her yere resim yapmaya çalışman( senin arkandan benim de oraları sürekli silmekle uğraşmam)
TRT Çocuk da Gece Bahçesini izleyip onların yaptıklarını  taklit etmeye çalışman (kendini minderlerin üzerine atman)
Yatağının tavanında asılı olan balık figürlerinin, yatak da zıpladığın zaman sallandıklarını görüp dakikalarca yatak da zıplaman (yakında göçecek eminim)
Sürekli birşeyleri yırtmak istemen
Takı kutumu alıp bütün kolyeleri boynuna takmaya çalışman .........gibi gibi

Şimdilik aklıma gelenler bunlar.

Seninle çok mutluyum ve seni accaaaaayip çok seviyorum bebek :)



Ortaya karışık ...


Dayısının dükkanın da, yün sepetinin içinde kendinden geçen Begüm...




Havalar daha bu kadar soğumamıştı ve biz kızımızla çok keyifli bir pazar günü geçirmiştik. Kahvaltı, sonrası park ve gezi...


Bu foto da, yazdan kalma. Unutulmuş ama yayınlamadan geçemedim. Maşallah, dombilime benim,şimdi böyle kilolu değil ama, yine de yaşıtlarına oranla hala daha kilolu.


Yazdan kalma bir foto daha, bu günü hatırlıyorum. Beykoz dan dönüyorduk. Manzarayı görünce durup, izlemek istemiştik.


Taraftar badisi üzerinde, TV keyfi yaparken, şu yatışa bakarmısınız :)


Afyon da, Gönül'ler de çekilmiş fotolarımız. Yukarıda ki foto da MehmetAli (Gönül'ün eşi )ve Umut (Begüm hn. eniştesi)


Begüm ve Gönül oyun oynuyorlar




Begüm'ün halasının doğum gününden, eklemeyi unuttuğumuz, sevgilinin çektiği ve tüm kalabalığı sığdırabildiği mükemmel fotolarımız. Bu arada çok eğlenmiştik Nursencim doğum gününde.



Yukarıda ki foto da Nursen (yani halası) ve eniştesinin kız kardeşleri var. Mavili olan Begüm'ün Gönül ablası :)

Sevgilinin cep telefonu ile çekilmiş ve unutulmuş, üzerinden epeyi zaman geçmiş ama gecikmeli de olsa yayınlamadan geçemeyeceğim fotoğraflardı bunlar.

25 Ocak 2010

Kar yağarken evde ve keyifteyiz



Dışarı çıkmak istiyoruz ama biraz korkuyoruz. Begüm şimdi uyandı ve bir yandan oyun oynuyoruz, diğer yandan yazmaya çalışıyorum. Her zaman ki gibi yine tokamı çıkartıp kaçtı. Yorgun ama keyifliyim. Herşey yerli yerin de. Dağılmadan toplu ve temiz bir şekilde duran ev, kendime yaptığım sıcacık nescafem, yemekler hazır, sürekli tıkınan kızımın muzurlukları, dışarı da yağan pamuk şekeri gibi bembeyaz kar.Her şey ama her şey çok güzel.Biraz kırgınlık var üzerim de üşütüyormuyum ne! neyse bunun dışında her şey diyelim.

Tam bir keyif günü anlayacağınız. Birazdan meyvemizi yeriz, sevgili için ömeye başladığım kaşkolu bitirmeye çalışırım falan falan...

Fotoğrafı balkonun camından çektim. Çocuk pakımız da oynayanlar, ahh bir de onların yanın da olup bizde oynasak biraz.

Bu hafta sonu neler mi yaptık !







Fotoğraf makinasını benden alıp kendisi fotoğraf çekmek istiyormuş prenses, bunun için bu göz yaşları...



Cumartesi tam bir ev keyfi yaptık diyebilirim. Hafta sonu programımız dolu idi. 2 gün de, ayrı ayrı davetim vardı. Fakat hava muhalefetinden dolayı, kimse evinden çıkmak istemeyince, programlar iptal edildi. Biz de ailece güzel bir hafta sonu ev keyfi yaşayalım dedik.Pastel boyalar la resimler yaptık, oyuncaklarımız ile oynadık, film izledik, yedik, içtik, yayıldık. Hadi bir dışarı çıkalım dedik; Begüm'ü çifter çifter giydirdim herşeyi, bebek arabasını alıp, biraz yürüyüş yapalım, sonrasında biraz alışveriş ve Begüm'ü parkta oynatalım kar'lar üstün de dedik. Biri hariç hepsini yaptık, Begüm hanım, park yolu üzerinde, arabasının içerisinde uyuya kaldı. Bu yüzden karda oynamak hayal oldu. Yaa hala bir çıkıp oynayamadım ya şu kar da, içim de kaldı. Neyse bugün de yağıyor, belki akşam sevgiliyi ikna edebilirsek çıkarız kar keyfine.







Pazar günü ise Karabük'ten Nihat dayımız geldi. Oğlu Kürşat ile beraber.Akşam küçük hanımın halası ve eniştesi de geldiler. Hep beraber çok neşeli bir kış günü ev keyfi oldu bizim için. Begüm evi kalabalık görünce başladı bilimum show'larını sergilemeye. Mızıka çalıp alkış toplamalar (zorla alkışlatıyor kendini prenses, alkışlamayan bir kişi bile olursa durup , o kişiyi işaret edip alkışlamasını istiyor. ve show'a devam), müzik açıp dans etmeler, gıdıklamaca oynamalar. Güzel bir gündü hepimiz için, gece'yi fırına verdiğim kestane ve güzel bir film'le sonlandırdık. Aaa bir de dayımız Begüm'e çukulata getirmiş yedirmesek olmaz dı, tabi yemesek de. Dayı elin den çukulata keyfi :)



Limon ve kuru soğan delisi bizim kız. Elinde görüldüğü üzere, üst baş limon suyu durumları,  olsun o seviyo böyle yemeyi. Makina da yıkıyo nasıl olsa dimi :)







Mızıka show zamanı


Seni çok seviyorum meleğim. Çok keyifli ve mutlu zamanlar yaşatıyorsun bana. Öyle keyifli öyle keyifliyim ki anlatamam bu aralar. 2010 ufak tefek pürüzler dışında mükemmel başladın bizim için. Umarım böyle devam eder. Kızımla, doya doya, tadına vara vara yaşayacağımız mutluluk dolu günler bekliyordur bizi.

20 Ocak 2010

Bu kadar olur...

İnsanların, iyi niyetle yapılmış şeyleri, farklı bir dille yorumlamaya çalışmaları ve gereksiz bir biçimde, anlamsız hareketlerle tavır koymaya çalışmaları, ne acınaklı ve ne acımasızca bir cevap şeklidir.

Söylediğim sözleri ve yaptığım hareketleri doğru bir biçimde ve kullanılmış hali ile anlasalar hiç sorun olmaz aslında aramız da. Ama nedense art niyet aramaları sonucu, kendilerince bulduklarını zanneden bazı kişiler, hani ''dağ dağa küsmüş dağın bundan haberi yok ''misali tavır koymuşlar ama benim bundan sonradan haberim oldu.

Neyse, üzüldüm mü evet, kırıldım mı evet, kızdım mı evet, bir telefon bekledim mi evet
Neden mi evet !
Bir arayıp sorun, bakalım sizin anladığınız gibimiymiş. Ne gerek var canım dimi ..
Bir şeyleri yapmak zordur, ama yıkmak kolaydır. Bağlantını kesersin olur biter dimi..
Anlamadan, dinlemeden...
Beni ne kadar üzdüklerini bilmeden..

Onlarla yakından, uzaktan alakası bile olmayan, dostlarımla yaptığım sohbetin neticesinde içimi dökme isteği hissettiğim bir anda, yüreğimden geçenleri yazdığım bir anda, tamamen benim çekirdek ailemle alakalı olan ve asla pervasızca olduğunu kabul etmediğim , kimseyi üzmek veya yermek için yapılmamış bir şey için bana alınan saygısızca tavrı sonuna kadar kınıyorum.

Bağlarımız koptumu evet, istediğiniz gibi oldu...
Bir daha düzelirmi asla...
Ben sonuna kadar sabrederim, yapılanları yutarım, yalana bile tahammül ederim.
ama asla saygısızlığı ve aptal yerine konmayı kabul etmem.

Kimse ama kimse, bu kızım veya eşim bile olsa bana bu şekilde davranamaz.

Evet şimdi bu yazıyı istediğiniz kadar üzerinize alabilirsiniz. Bu sizin için di.
O kişiler kendilerini bilirler.

19 Ocak 2010

Kar yağıyor...





Sallanan TV koltuğuna bayıldı bizim ki. Şu'nun keyfine bakarmısınız !

Bugün babaannemiz süpriz yapıp bize geldi. Begüm buna çok sevindi tabii. Babaannesinin elinden tutup, oradan oraya götürüp durdu.  Sonrasın da İskenderun dan gelen Şirin yengeyi ziyarete gittik üçümüz.Begüm'ün uykusu geldiği için erken döndük evimize.Begüm,yatağına koyar koymaz uyudu zaten. Saat 16 :00 civarı idi ve hala uyuyor. Zaten uyumasa, şu anda yazıyor olamazdım. Çünkü bu aralar tavukla civcivleri gibiyiz. Anne nerde Begüm orda.

Bu arada bura da acayip kar yağmaya başladı. Perde gibi , göz gözü görmüyor dışarıda. Oh oh ne güzel, yağsın yağsın da çıkıp kızımla kardan adam yapalım. Ben kış çocuğu olduğum için çok seviyorum bu ayları.
Lahana gibi kat kat giyinmeyi. Soğuktan burnumun ucunun donmasını. Ev de olup keyif yapmayı, salep içmeyi, yani kışı anlatan herşeyi yaşamayı.

İçimden böyle geldi...


Bu fotoğrafa bittim ben.
Allah'ım sen ne güzel bir insan yaratmışsın böyle, Maşallah, Süphanallah.
Yarabbim sen bütün nazarlardan ve görünen, görünmeyen bütün kötülüklerden koru kızımı.

Ben sana bir ömür boyu baksam doyamam. Değil bir ömür, bin ömür baksam yine doyamam.
Ben seni başka ama çok başka seviyorum be kızım.

Gözüm görmez oldu senden başkasını, yaşayamaz oldum sensiz bir anı. Aldığım nefesten daha derin, damarımda ki kandan daha değerlisin bebeğim.

Bir gün sen büyüyeceksin, ben yaşlanacağım. O gün de bu gün gibi seni düşündükçe, yüreğim bir tuhaf, gözlerim de ise 2 damla yaş olacak. Sesini duymadan, kokunu almadan, yüzünü görmeden yaşayamam ben.

Ben ki ; bu dünya da her şeyin karşılıklı olduğuna inanan,
Ben ki ; hiçbir şey için ve hiç kimse için asla hayatımdan kimseye tazviz vermem diyen,
Ben ki ; 15 sene çalışdıktan sonra, benden asla ev kadını olmaz diyen,
Ben ki ; Yüreğim ne kadar yufka olsa bile, insanlara sert biri olarak görünen,

Hayatımın sen den öncesi böyleydi işte ama sen den sonrası çok değişti bebeğim.
Seninle geçek bir günüm için, sensiz geçek ömrümü veririm ben.

Seni çok seviyorum, yavru ceylanım benim...

Afyon'dan teyzesi geldi...




Bu fotoğrafları şu sözler çok iyi anlatır galiba;

Afyon'dan teyzem geldi
Evde bir bayram havası
Teyzem beni çok severmiş :)

Begüm'le teyzesi oynadılar, oynadılar. Tabi her gelişin de olduğu gibi yine eli dolu gelmiş prensesin teyzesi. Bu sefer de ''Patates kafa'' yı getirmiş Begüm'e. Bu aralar Begüm'ün favori oyuncağı haline geldi.

Diyorum dengesiz bu kız diye. Son zamanlar da oyuncakları ile pek ilgilenmiyordu aslında ama teyzesinin doğru oyuncak tespitleri sayesinde yeni den başladı oyuncakları ile oynamaya.

Belçika'dan Sedat dayımız geldi...





Babamızın Belçika'da ki Sedat dayısı geldi İstanbula. Onun şerefine hep beraber babaanne de toplandık.

Neler mi oldu, anlatayım!

Babaanne ile parmak saymaca oynandı.
Sedat dayı ile Begüm delice oynadılar.
Halamız da bizimle idi. Begüm zaten hala delisi, bu yüzden değmeyin keyfine.
Baba ile kestane soyup yediler. Sonra da bize kolonya ikram ettiler.
Bana gelince, genel de etrafımızda sevdiklerimiz varken Begüm benimle pek ilgilenmez. Zaten bütün günümüz beraber geçtiği için, onlara doymaya çalışır. Onlarla oyunlar oynar.

eee ben bundan şikayetçimiyim derseniz, hayır derim. Kızımın mutlu olması beni yeteri kadar mutlu ediyor. Ayrıca ben de bu sayede biraz nefes almış oluyorum.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...