8 Ekim 2010

Semoş'un süprizi...


Cumartesi akşamı mevlid dönüşü kapı çaldı.Bir de baktık ki Afyon'dan teyzesi ve eniştesi gelmiş küçük hanımın. Hepimiz için güzel bir süprizdi. Umut iş dolayısı ile bir günlüğüne gelmiş aslında. Semoş da bizi görme fırsatı olarak düşünüp takılmış umutun peşine. Çok mutlu oldum çoook.

Bu aralar kardeşime, onun yanımda olmasına çok ihtiyacım vardı. İnsanın dünya kadar eşi, dostu, arkadaşı olabilir. Ama kardeşin yerini hiçbirşey tutmuyor. Hele de bizim ki gibi hem çok iyi kardeş, hemde çok iyi arkadaş iseniz tadı daha başka oluyor.

Semoş'la birşeyleri konuşmadan da sadece bakışarak bile olsa anlaşabiliyoruz. Birbirimizi çok iyi tanıyoruz.Onun gibi bir arkadaşı bir daha bulamam gibi geliyor bana zaten. Neyse ; 1 gün kalıp döndüler Afyon'a. Yetmedi tabi ki ama ne yapalım hiç görememektense iyidir.

Gelirken Begüm'e şu dinlenme tesislerinden birinden kolbastı söyleyip dans eden bir bebek almış. Ama görmenizi isterdim. Bizim ki nasıl da sevdi. Bu arada nereden gördü de öğrendi bilmiyorum ama şaka maka acayip şeker kolbastı oynuyor bizim ki.

Kızım seni gülerken görmek ne kadar büyük bir mutluluk bilsen. Seni çok seviyorum meleğim. Gelip karnıma sarılıp, bebeişşşş deyip, yüzünü karnıma gömmene ayrıca bayılıyorum. Sana o kadar hayranım ki ! bunu bugün değil belki ama ilerde daha iyi anlayacaksın.

Hala bebek gibisin. Yeni konuşmayı öğrenen bebekler gibi. ''Anne ditttii'' ''men dittiii'' ''baba dittiii'' diye kurduğun bu kısa cümleler bana senin hala bebek olduğunu düşündürüyor. Oysa ki sen kocccaaamaan kız oldun öyle değil mi ! Mesela bugün ben perdeleri yıkamış, ütülemiş, merdiveni duvara dayamış onları asmaya çalışırken nasıl da benimle kavga ediyorsun ''ben asıcam'' diye. Sanki yapabilecekmişsin gibi. Ama merdivenin tepesine kadar çıkıyosun bu kesin. Benim de yüreğime indiriyosun yani.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...