21 Eylül 2010

Küçük mutluluklar


20.08.2010

O, suyu çok seviyor. Anneannesinin bahçesin de, işte böyle suyla oynamış. Oynamış diyorum çünkü o arada ben biraz kestiriyordum. Anneannesinin bahçesi sulamasını fırsat bilip, kendini de bolca sulamış.

Yolda yürürken bile, özellikle suyun olduğu yerlere basarak yürüyen bir kızım var. Biz olsak pis su diye asla basmayız öyle değil mi !

Bugün biraz karamsarım. Havadan mı yoksa içten gelen bir karamsarlık mı bilmiyoum. Ama kendimi yalnız, mutsuz, keyifsiz yani olabilecek bütün olumsuzluk kelimeleri ile örneklendirilmiş gibi hissediyorum. Sanki hayat gri, siyah sonra beyazmış gibi geliyor.İçimden birçok şey yapmak geliyor ama gücüm yok. Gücüm yok derken, gerçekten gücümün olmadığını kastediyorum. Çünkü bu hamilelik beni beklediğimden daha fazla yoruyor. İki yumurta kırmaya bile mecalim yok ama ne mümkün bir çocuğunuz daha varsa yan gelip yatabilmek.

Birileri yahut da birşeyler tam da şu anda renk katabilse keşke haleti ruhiyeme. Evi derle topla, bulaşıkları makinaya diz, kızını yedir uyut pil bitti. Halbu ki daha çamaşırlar makinaya atılacak, toz alınacak, ıvır zıvır şeylerle meşgul olunacak. Güç yok.

Bu bebek çok aşağılarda duruyor. Begüm'e hamileliğim gibi değil. Henüz 5,5 aylık olmasına rağmen sanki doğuma gidecekmiş gibi kocaman ve top gibi bir karnım var. Bunlardan asla şikayetçi değilim. Sadece hareket kabiliyetim çok kısıtlandı. Yorgana nevresim geçiremiyorum mesela, yada eğilip yerdeki birşeyi alamıyorum. Önümde daha 3,5 ay var. Gözüm korkuyor daha da zorlaşacak diye.

Offf amma konudan konuya atlamışım. İnsanın konuşacağı kimse olmayınca demek ki yazıya döküyormuş.

Gerçekten konuşacak kimse yok. Neden mi ? Yalnızım da ondan. Hııı yazık demeyin çünkü ben alıştım. Eski arkadaşlarımla koptuk. Çünkü çoğu bekar ve bekarlarla takılmak istiyorlar. Aynı zaman da çalışıyorlar. Eeee onlarda haklılar. Herkes haklı fakat bilmeliler ki, bir gün gelicek onlarda evli ve çocuklu olacaklar. Bakalım benim hazır olduğum kadar hazır olabilecekler mi !

İşimi bıraktım.
Sosyal hayatımı bıraktım.
İncik boncuk yapmaktan zevk alırdım. Onları bıraktım
Arkadaşlarım da beni bıraktı. Hoş zaten bir elin parmakları kadarlardı ama ...

Şimdi ne mi yapıyorum ?
Tam bir ev kadını oldum.
Kadın almıyor bütün ev işlerimi kendim yapıyorum.
2 yaşında kızıma annelik yapıyorum.
Sevgiliye eş oluyorum.
Bütün gün evdeyim anlayacağınız.
Aynı zaman da yine anne adayıyım.
Hamile hamile hepsi zor oluyor ama oluyor işte.
Yaparsam tam yaparım, yapmazsam hiç yapmam.
13 yıllık iş hayatından sonra zormu derseniz ! Her yönü ile hem de çok zor.

Neleri özledim ;

Saatlerde takılarımla uğraşmayı.
Gardrobumu (cicilerimi) düzenlemeyi.
Oturup Moda iskelesinde denizi seyrederek kahvemi yudumlamayı.
Çalışmayı (İnsanlarla iç içe omayı )
Araba kullanmayı.
Kitap okumayı
Puzzle yapmayı.
Resim yapmayı.
Şarkı söylemeyi.
Çocuklar haricinde de birşeylerden sohbet edebilmeyi.
Fotoğraf çekmeyi.
En önemlisi ise özgürce, saatlerce gezebilmeyi. Dağ bayır demeden yürüyebilmeyi özledim
Vs vs... Bu liste bitmeeezzz.

Umarım bir gün...
Renkelrime yine kavuşurum...


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...