5 Mart 2010

18. ayımız işte böyle geçti...



Begüm'ün üzerinde ki kazak,teyzesi Semra'nın küçüklüğünden kalma ve Annemin senelerdir sakladığı azağı. Sandıktan çıkartıp,naftalin kokularından kurtardıktan sonra Begüm'ün üzerinde görmek, anneannesini, dayısını ve beni eskilere götürdü.



Nezahat Gökyiğit parkındayız



Bu kışın İstanbul'lular için bol kar'lı geçtiğini düşünürsek, Begüm'ün bu fotosu bayaa kardan yoksun görünüyor. Ne yapalım hastalıklar nedeni ile çıkamamıştık bol karlı günlere. En azından ucundan da olsa karlı bir fotosu var kızımın dimi yani...




,




















Kuzen kuzene...Bu ikiliyi bir görmelisiniz. Birbirlerini o kadar çok seviyorlar ki. Birbirlerini gördükleri anda, aynı bizler gibi sarılıp öpüşüyorlar. Yaa öyle harikalar, öyle tatlılar ki...1,5 yaş, başka bir çocukla oynamak için erken bir yaş aslında ama bizimkiler bu kuralı yıkalı çok oldu. Öyle güzel yakalamaç oynuyorlar veya beraber göbek atıyorlar ki...Sizi çok seviyorum bıdıklarım benim...




Sen ne bilmiş bir cimcimesin seeeen...Şu poza bak, akıllı kurbağa seni :)

Yazı yazma merakın umarım hayatın boyunca sürer bebeğim. Bir şeyler yazmak, peşinden bir şeyleri yaratmayı getirebilir. Hayat sana en güzelini getirsin her zaman...Şule yengen iyi ki bu yazı tahtasını almış da sana, duvarları karalamandan kurtulmuş olduk. Anneannenin evinin  duvarlarına neler çizdiğini görünce korkmaya başlamıştım. Tam zamanında geldi bu yazı tahtası kurtarıcı gibi oldu. Teşekkür ederiz yengesi.




Beni şaşırtan 8 kat yukarıdan el sallıyorum sana ve sen beni bulunduğun yerden görüp el sallıyorsun bana. İnanamıyorum, seni çok seviyorum. Sen her geçen güz beni daha çok hayran bırakıyorsun kendine.


Babaannesi Begüm'le vakit geçirmeye geldi. Öğleden sonra beraber dışarı çıkıp dolaştılar biraz.

Halasının şapkasına sulanınca...


Dayısının doğumgününü kutlamak için anneannenin evinde toplandık. İkisi bir arada, kucakta keyif yapıyorlar.




Bir cumartesi kahvaltısı ve yumurtalı patates

Bu da pazar kahvaltımızdan. Aslında bu aralar biraz üşüttüğün için pek iştahın yok ama kahvaltılarını asla atlamıyorsun bebeğim. Keşke aynı şeyi sebze çorbaları için söyleyebilseydim. 1 aya yakın bir zamandır sebzeden uzak durmaya başladın. Seçer oldun, 1 hafta önce yediğin çorbayı bir anda yemekten vazgeçiyorsun. Hoş aslında ben anlıyorum ve hak veriyorum sana. Sen artık kendin yapmak istiyorsun bazı şeyleri. Yemeğini, çatalını batırıp yemek istiyorsun. Ben bu yüzden artık senin kendi kendine yiyebileceğin türde şeyler yapıyorum. Mantı, köfta, patates kızartması, pilav...vb. çatalınla alabileceğin şeyler yani, sen ye de canın ne isterse onu ye bebeğim...



Zeytine önce çatalla bir hamle baktı olmadı daldır gitsin elini modu. Hooop mideye.



Anneannesinin Kastamonu'dan dönüşte aldığı beşik. Begüm bebeğini uyutmayı çok sevdi. Ben onu nasıl uyutuyorsam o da bebeğini aynı şekilde uyutuyor.

Begüm'ün Gece Bahçesine düşkünlüğü yadsınamaz. Bunu bilen babamız geçen akşam elinde kocaman bir hediye paketi ile geldi eve. Begüm, paketi görür görmez kaptı tabii (hediye paketleri konusun da aynı ben, sevinçten çıldırıyor). Hemen paket açıldı ve paketten ''İggle Piglge''ın çıktığını görünce yüz ifadesi işte yukarıdaki foto da. İnanılmaz derece de sevindi. Babamız, çok teşekkür ederiz .



İggle Piggle gözlerini kapayınca üzüldü

açınca, işte böyle sevindi.

Annecim seni çok seviyorum bebeğim. 18. ayımızı da bitirdik kızım. Bu ay bir çok değişiklik oldu sende. Boyun bayaa uzadı mesela, saçların da öyle. Artık kişiliğini iyiden iyiye ortaya koymaya başladın. İnatların başladı mesela. Uyumakda biraz zorlanıyorsun bu aralar ama bu uyku düzenini bozmadı en azından. Müzik yapmaya ve dans etmeye doymuyorsun. Tek başına oyuncaklarınla oynamıyor illa yanına bir arkadaş istiyorsun. Tabii bu arkadaş genelde ben oluyorum. Ev işlerine merak saldın mesela. Toz alıyor, çamaşır asıyor, süpürüyor ve gırgırlıyorsun. Ben ne yaparsam taklit ediyorsun. Herşeyi öğrenmeye başladın. Bazen benim öğretmediğim şeyleri yapıyor ve acayip şaşırtıyorsun. Gün içerisinde belki 50-60 kere babanı soruyorsun. Bütün odalar da onu arıyorsun. En çok yaptığın şey yazı yazmak. Beni lap top'un başında görmeyi sevmiyorsun. Artık çok güzel anne diyorsun ve genelde anne diye ağlıyorsun. Önceden hep baba diye ağlardın. Sürekli beni de kaldırıp beraber dans etmek istiyorsun. Kumandayı alıp kanalları geziyor ve kendine göre isteğin müziği ayarlıyorsun.

Anlayacağın o kadar çok değişti ki hayatımız da bu ay. Sen büyüyorsun bebeğim ve büyürken de her hareketinle bizi şaşırtıyorsun.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...