26 Ekim 2009

Aydos oyun parkı- Müthiş bir yer

Eveet! klasik anne-kız pozumuz :)

Oyyy! ben yerim seni anneeeemmm ...

Yorgunluk atarken

Ninja kaplumbağalar .. Begüm direksiyonu olan herşeye bayıldı diyebilirim.

Dönen salıncaktayız :)

Bir de anneye ve babaya yedirir kendini. Bende gördüğünüz gibi dayanamayıp yedim onu :)




İşte göründüğü üzere halası yiyor Begüm'ü. Başkası sıkıştırsa ıh mıh eder ama, halaya gelince tık yok. Halasına aşık sanırım. Çünkü Begüm kimsenin arkasından ağlamaz. Sadece anneanne, hala ve Faruk'un arkasından ağlıyor.

Bol kahkahalı bir gündü

Binmediği bir şey kalmadı neredeyse hanım efendinin. Bir onu gösteriyor ıhh ıhh diye, bir bunu.



Mickey Mouse üzerinde..

Eveeet anne, kız bizde tırtıla bindik. Fakat, Begüm ilkin sevdi ama sonrasında bayağı korktu diyebilirim.


Baba ve hala ile bir tur daha :)
Baba ile çarpışan arabaya bindi küçük hanım. Hem sevdi, hem de hızlı çarptıkları zaman korktu :)


Yani bu ikiliyi gördüğünüz zaman kaçın. Hayır nereden geliyor bu enerji bilmiyorum ki. Begüm'ün enerjisine ben yetişemiyorum, bir de halası ile bir araya geldilermi enerji patlaması oluyor.

Hala ile tren turundalar.


Aile pozumuz :)
Prenses ejderha tepesinde...

Ay ben bu fotoğrafa bayıldım. Hani fotoğraf çekmekten, çekilmeye pek fırsat olmuyor ya, işte ondan tabi.





Kahvaltı arkası, sandalye üzerinde dans gösterisi. E bu show kime ? tabii ki babasına. Elinde de bir sivri biber (bu arada biberi çok sever ) hem yedi, hem oynadı.

Güne uyanıp kahvaltımızı yapmakla başladık. Sabırsız küçük hanım, masanın üzerindeki domatesi görünce ısrarla istedi. Tamam dedim verdim. Sanki birsürü dişi varmış gibi (6 tane var henüz) başladı domatesi dişlemeye. Yedi de bayağı. Dayanamayıp çektim bir fotosunu bende :)
2 hafta önce pazar günü gittik Aydos çocuk parkına. Oranın bir piknik alanı olduğunu biliyorduk. Daha önce piknik için gitmiştik fakat oyun sahası yeni açılmış. Bu yüzden öğrenir öğrenmez Begüm'ü götürmeye karar verdik. İyiki de gitmişiz. İnanılmaz eğlendik çünkü.Canım kızım sana dünya feda olsun...

20 Ekim 2009

13.5 aylık olduk bile :)))

Baba ile evde pazar keyfi...

Bisiklet binebilmek için baba'mıza cilve yaptık. Baktık gelen giden yok, surat yaptık.

Muhteşem ikili

İşte, pazar sabahına bundan daha güzel uyanma şekli olabilirmi. Baba kız günaydınlaşıyorlar. Ay bir de pek cilveliler.

15 yılın ardında lise arkadaşlarımla Yasemin arkadaşımızın evinde buluştuk. Fotoğrafta Yasemin'in ve Ayten'in oğullarıyla oynuyor Begüm. Begüm'e arkadaş olsun yeter. Bu arada insan eski dostlarını özlüyormuş gerçekten. Hani ; ''gözden ırak, gönülden ırak'' derler ya, hiçte öyle olmuyormuş.

Baba ile park eğlenceleri

Sinirliyim haaa ....durumunda küçük hanım. Çünkü işimin olduğunu ve birazdan onunla oynayabileceğimi söylediğim halde, sabırsızlık fırtınaları estiriyor. Seni çok seviyorum pırlantam.

Onunla oynamam için ''şu kadarcık vaktim kalmış'' elleriyle öyle diyor bizim ki.
Ben geldim, o şimardı. Şimdi oyun zamanı ....

Oyun oynarken birden ''şimdi ne yapsam acaba'' ''Canım değişik birşeyler yapmak istiyor'' düşünceleri içerisinde hanım efendi. Bunun ardından allığımı, rujumu ve ojelerimi yere alıp annecilik oynarken yakalım. :)))

Anne - Kız pozumuz

İnsana banyoda bile rahat vermiyor bu hatun.

Canım sıkılıyor, bakışı

Anne, Begüm ve kuzeni Zeynepece, kucak kavgası sonucu ikisi birden kucağa alındı. Bizim prenses ,kıskançlığı öğrendiği bir dönem yaşıyor. Bu nedenle, Anne başkalarıyla oynamamalı.

Şişko patates, babayla ev turunda.
Zaman su gibi akıyor. Begüm büyüyor. Sürekli kendine arkadaş istiyor. Hani, bir kardeş yapsak mı ! diye düşünmüyor değilim. Her gün, elimizde çantamız arkadaşlara oynamaya gidiyoruz. Yahut da onlar bize geliyor. Eğer kimseyi bulamazsak vay halime. Onun enerjisine yetişebilmek ne mümkün! Benim pestilim çıkıyor günün yarısında, onda tık yok. Zaten park ikinci evimiz gibi oldu. Mesele oyuncak değil, oynayacak arkadaş. Yanında biri olsun taş'la bile oynar küçük hanım.Yavaş yavaş yürümey de başladık. Yürümek bile oyun gibi geliyor ona. Bu arada ben bunları yazarken prenses uyuyordu. Fakat sesi geliyor uyandı meleğim. Hadi bakalım yemek, oyun ve park sıralamamız başlıyoooor.

11 Ekim 2009

Begüm yürüdü :)

Perşembe günü Özge ablası ve Hayret teyzesi Begüm'ü ziyarete geldiler. Özge Begüm'ü görünce ''bu kız 2-3 haftaya kalmaz yürür'' dedi. Begüm sanki bunu duymuş da, show yapmak istermiş gibi, babası ve Özge ile oyun oynarken, salonun bir başından diğer başına kadar tek başına yürüdü. Biz gözlerimize inanamadık tabii ki. Resmen show yaptı diyebilirim güzel kızım.

4 Ekim 2009

Havalar soğudu


Havalar soğudu, kapişon'lu eşofmanlar çıkartılıp giyildi ve dışarı öyle çıkıldı. Ben kış çocuğuyum, bu yüzden sonbaharı ve kışı çok seviyorum. Söz konusu Begüm olunca korkmuyorum desem yalan olur. Kış hastalıkları insanın gözünü korkutuyor. Zaten bu aralar şu diş çıkarma muhabbetlerimiz bizi fena yoruyor. Biri bitti ohh derken, yeni bir diş çıkıyor piyasaya. Offf ne zormuş diş çıkarmak. Canım kızımın canı acıyor, benim canım acıyor. Bebeğim benim, keşke çıkan dişler senin, çıkarken verdiği acı benim olsa...

Seni çok seviyorum meleğim

3 Ekim 2009

Geçtiğimiz hafta sonu halasını da aldık doğru Via Port'a

Yaptık alışverişimizi yorulduk, kurulduk en güzelinden bir kebapçıya...
İskender, adana, içli köfte... tıkındık tıkındık...



Baba ile her yerde aşk...

Bunlar hem birbirlerine çok benziyorlar, hemde çooookkkk yakışıyorlar.
Yakışıklı prensim ve güzeller güzeli prensesim

Begüm'e ayakkabı alışverişindeyiz, küçük hanım kendi beğeniyor ayakkabısını :)

İşte böyle kahkahalar attık o gün...
Sen masal kahramanımsın benim...

Bu kız çok oyunbaz

Çekirdek ailemizin ve en çekirdeği Begüm sultan

Hala ile en afillisinden bir poz


Yani babamız çok yakışıklı beee.
Böyle baba'dan ve böyle anne'den e böyle bebek olur :)
Gezdik, yedik, içtik, eğlendik, alışveriş yaptık ve evimize döndük.
Akşam oldu, Yavuz da geldi. Koyduk en güzelinden bir film geç saatlere kadar keyif yaptık. Tabi ki Begüm 8 deyince uyudu.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...