15 Nisan 2009

Binbir surat Begüm


Huysuz, sıkılgan, yorgun, şaşkın, mutlu, meraklı...İşte bizim 6 cücemiz... 7.'si uykucu, o da şimdi yatağında.

Dedem, babaannem ve ben

Dedem ve babaannemle geçirdiğimiz keyifli anlardan bir kare. Böyle şaşkın şaşkın durmamın nedeni oyun oynamayı beklemem. Hımmm.. bu arada söylemeden geçmek istemedim. Dedem beni küçük ağa diye çağırıyor. Büyük ağa kim diye soracak olursanız tabii ki dedem derim.

Begüm'ün billboard reklamı

Tabii ki bu işin şakası. Halamız Nursen sağolsun, Begüm'ün bir fotoğrafını bilgisayarda düzenleyip getirmiş bu hale. Yine de çok hoşumuza gittiğini söylemeden geçemeyeceğim. Teşekkür ederiz halası.

Sonunda ek gıdaya başladık





Minik kuşum artık ek gıdaya başladı. Bugüne kadar konuştuğum herkes, internette yaptığım araştırmalar ve doktorumuz İrem Hanım'ın önerileri üzerine Begüm'ün yemek programını tamamen ona bıraktım. Hiç bir zorlama yapmadan neyi hangi saatte yemek istediğine, neyi yiyip yemeyeceğine karışmadan sadece yönlendirmeler ile onun kurduğu düzeni kabul edip öyle devam ettik.
Sonucu sorarsanız, Begüm yoğurt hariç (pek sevmiyor ama yiyor, tabii içine elma, armut gibi bir takım meyvalar rendelenirse) bugüne kadar verdiğim sebze ve meyve pürelerini gayet lezzetli bir şekilde yedi. Canı istemediğinde asla zorlamadım, nasıl olsa acıktığı zaman isteyip keyifli keyifli karnını doyuruyor. Asla aman şu saat yemek saati deyip ağzına zorla kaşığı tıkıştırmaya kalkmadım. Bir, iki kere kaşığı uzatmama rağmen ağzını mühür gibi kapatıyorsa hemen vazgeçiyorum yedirmekten. Bunların sonucunda;
Begüm, öğleden önce meyve püresi, öğlen sebze çorbası, öğleden sonra meyveli yoğurt (yoğurdu kendim yapıyorum ve istediğim meyveyi rendeleyerek veriyorum), akşam yatmadan 1 saat önce ise Milupa'nın 7 tahıllı mamasını yiyerek gününü tamamlamış oluyor. Tabii aralarda sürekli emiyor. Sabah ilk kalktığında, akşam yatmadan önce, gündüz her uyku öncesi ve uyku sonralarında emiyor. Fotoğrafta gördüğünüz üzere küçük hanım doymuş ve bana daha fazla yemek istemediğini eliyle işaret ediyor. Bitanem, çok tatlısın sen!

Kızım ve ben


Canım kızım, baban benden daha zeki baktığını söylüyor. İşin gerçeği bence de öyle, tabii aramızdaki yaş faktörünü de göze alırsanız. Benim gözlerimde hayatın getirdiği yorgunluğun izleri var. İstesem bile senin gibi pırıl pırıl bakamam birtanem. Seni çok seviyorum Begüm, ömrümün en güzeli.

6.ayımdan kısa kesitler


Evet, şöyle böyle derken 6 ayını bitirdi kızım. Bugüne kadar biraz ağladı, biraz güldü yinede eninde sonunda büyüdü kızım. Büyüdü demek erken, farkındayım böyle söylememin nedeni ek gıda zamanı olması. Şu sanki okumayı biliyormuş gibi verdiği poza bakar mısınız. Ben sana aşık olmayayım da ne yapayım.

Begüm ve kırmızının uyumu

Begüme hamile kaldığımı öğrendiğimde ilk aldığım kıyafet yeşil renkli polar bir bebek eşofmanı idi. Onun kız olduğunu öğrendiğimde ise kırmızı beyaz 5 parçalı bebek takımı almıştım. Begüm doğduktan sonra o kıyafetini ne zaman giydirsem etraftaki herkes kırmızının Begüm'e çok yakıştığını söyler oldu. Hoş benim kızıma her renk yakışıyor neyse lafı uzatmayayım o gün bu gündür. Begüm'e ne hediye gelirse genelde renk seçimi kırmızıdan yana oldu. Bu arada kızımın üzerindeki kırmızı elbiseyi hamile iken ben örmüştüm. Şapkasını ise dedesi yani babam trikotaj'dan emekli zamanında fabrikada bunları örüyorlardı. Zamanında derken bundan 15 sene evveli kastediyorum. Evet doğru duydunuz ben bu bere ve atkısını ve bu takımın yeşil rengini 15 senedir saklıyordum bir gün bebeğim olursa diye. Bu sayede dedesinden bir hatırası olmuş oldu.

5.ayımdan kısa kesitler...

Begüm, kızım ne kadar çabuk büyüyorsun, her halini, her saniyeni kayıt edebilsem keşke. Sen beni çok mutlu ediyorsun bebeğim Allah'da seni ömür boyu mutlu etsin inşallah.Hep bu fotoğraflardaki gibi gülümse. Mutlu bir şekilde geçsin ömrün birtanem.

Gezmeye giderken


Annem ve babamla beraber gezmeye gidiyorduk ki, annem dayanamayıp yine fotoğraflarımı çekti. Pek hevesli olmasam da bir, iki poz vereyim de üzülmesin bari dedim. Nasıl beğendiniz mi...

Banyo sonrası baba kucağı


Nasılda tatlısınız siz ikiniz böyle, iki insan bu kadar mı benzer birbirine, babası kızına kızı da babasına aşık, ben ne oluyorum derseniz yedek istepne yani ben nasıl olsa hali hazırda begüm hanımın her türlü isteğine hazır ve nazır bir biçimde varım hayatında. Bu ikiliye dikkat dedirtecek kadar varlar öyle değil mi.

Begüm'ün ilk yeni yıl kutlaması

Begümün ilk yılbaşı kutlaması, tabii bu fotoğraflar yeni yılın ilk gününden kalma nedeni ise begüm hanım saat 8 civarı uykuya daldığı için kızımın ancak ertesi gün yeni yılını kutlayabildik. Artık 3 kişilik bir ailemiz var. Bu mükemmel bir duygu, bu dünyaya milyon kere gelsem yine seni doğurmak, yine senin annen olmak isterdim. Babanı ve beni gerçek aşkla sen tanıştırdın. Birtanem senden gerisi boş... İyi ki doğdun kızım...

Begüm'e ait oyun şarkımız

Begüm enteresan bir bebek, en azından benim bugüne kadar gördüğüm bebekler içinde. Begüme şarkı söyleyerek herşeyi yaptırabilirsiniz, örneğin giyinmeyi ve yoğurt yemeği hiç sevmiyor fakat şarkı söyleyerek her ikisinide keyifli bir olay haline dönüştürebiliyoruz. Bizde eşimle beraber burdan yola çıkarak begüm için bir oyun şarkısı yazmaya karar verdik. Şimdilik 4 mısralık bir oyun şarkısı ama zamanla mısraların artacağını düşünüyorum.
İşte oyun şarkımız...

Küçük hayvanlar

Ben bir küçük ayıyım
Ormanlarda gezerim
Şarkılar söyleyerek
En güzel balı yerim

Ben bir küçük kediyim
Sokaklarda gezerim
Mırnav mırnav diyerek
Patimi temizlerim

Ben bir küçük köpeğim
Oynamayı severim
Hav hav hav hav diyerek
Kemiklerimi yerim

Ben bir küçük serçeyim
Gök yüzünde uçarım
Cik cik cik cik diyerek
Kanadımı çırparım

Yazan : Orhan ve Selma Baltacı

Tabii bu şarkıyı söylerken bir yandanda hayvanların hareketlerini yapıyoruz. Bu sayede begüm kahkahalar koparıyor.

Armut'u çok seviyorum


Armut püresini çok seviyorum, annemin elime verdiği bu dilim armut da çok işime yaradı. Çünkü dişlerim kaşınıyor. Bende bu armutla kaşıyorum. Hemde lezzetli ne o öyle diş kaşıyıcı falan sevmiyorum ben öyle şeyleri...

Bıcı bıcı yaparken

Yani bu insanların hiç utanması yok. İnsan banyo yaparken fotoğrafı çekilir mi hiç yani...

Babamla oyun oynuyoruz

Babamın kucağında oyun oynuyorum. Bu arada yastığımıda bırakmıyorum gördüğünüz gibi.

4 aylık oldum bile...

Şöyle böyle derken 4 ayımızı bitirdik kızım, ne kadar da çabuk geçer oldu günler, daha düne kadar avuç içi kadardın. Şimdi ise seni taşımak zorlaşmaya başladı. Tombiş Begüm'üm benim.

Bu da Yavuz eniştem

Yani halamın eşi, farkındamısınız bilmiyorum ama beşiğimdeyim. Çünkü yeni uyanmıştım, eniştemde fırsat bu fırsat deyip beni mıncıklıyor. Bende ona cilve yapıyorum.

Babamla hafta sonu keyfi

Babamla olmayı çok seviyorum çünkü benimle birsürü oyun oynuyor benimle. Bu arada çok yakışıklı dimi...

Halam'la oyun oynarken...


Bu fotoğrafta 3,5 aylığım ve her zamanki gibi halam beni mıncıklıyoooo....

Teyzemle güzel bir an...


Güzel diyorum çünkü, teyzem benim fotoğramı çekmeye çalışıyor bense makineyi onun elinden almaya çalışıyorum. Babam bana begüm elektronik profesörü olacak diyor. Çünkü babamın laptop'u olmak üzere bütün elektronik şeyler çok ilgimi çekiyor.

Begüm hanım Afyon Gazlıgöl Termal Tesislerinde

Begüm, fotoğrafta göründüğü üzere anne ve baba ile beraber kaplıca keyfi sürüyor. Bu arada, neredeyse 1,5 saat kaldık havuzun içinde, begüm bırakın huysuzluğu havuzdan çıkmak istemedi. Ama hem nem oranını göz önünde bulundurduk, hemde küçük hanımın uyku saati geldiği için çıkıp, onu emzirip uyuttuktan sonra ben tekrar havuz sefasına devam ettim.

Begüm'ün ilk tatili...



Güzel kızım 3,5 aylık oldu. Kurban bayramının; ilk günü kurbanımızı kestik ve 2. günü sabah Afyona gittik. Semoşlarla beraber Eskişehir'e gezmeye gittik. Bu fotoğrafta Porsuk çayının üzerindeki bir köprüde ben, baban ve sen .

Minik bebeğim 3 aylıkken...

Sen, babanla benim ömrümüzün en güzelisin. Senin aramıza katılmanla beraber dünyamız değişti. Her günümüz gökkuşağı gibi rengarenk geçer oldu. Seni çok ama çok, herşeyden çok seviyoruz güzeller güzeli kızım.

Begüm 1 aylık oldu...


Güzeller güzeli kızım bir aylıktı işte bu fotoğrafta. Şu an neredeyse 4 ayımız bitiyor ve ben zamanın nasıl bu kadar çabuk geçtiğine inanamıyorum. Kızım büyüyor, ben her ne kadar hemen büyümesini istemesem de... Kızıma doymak istiyorum, fakat biliyorum ki ben hayatım boyunca ona doyamayacağım.



Hoşgeldin kızım...


Sesini ilk duyduğum o an.. göz pınarlarımın sel gibi akmasına yeten o an..
Baban Orhan Baltacı

2008 Ocak tarihli eski blogda ki yazım


 Arkadaşlar çok ama çok mutluyum. Herkesin kendine göre dilinden düşürmediği bazı şeyler vardır ya benimki ise şükretmek, hayatım boyunca yaşadığım en güzel veya en kötü zamanlarım için bile Allah'a her zaman şükrederim. Yine yüce Allahıma şükürler olsun ki bana dünyanın en güzel duygusunu yaşamayı nasip etti.
     Arkadaşlar Anne oluyorum, 8,5 haftalık hamileyim ve içim içime sığmıyor. Bu nasıl güzel bir duygu anlatamam, beni en iyi yaşayanlar anlar.
     Bu mutlu haberi belçika da ki tatilimiz sırasında yaptığımız bir test sonucu öğrendik ve inanamadık. Türkiye'ye döner dönmez doktora gittim ve 1,5 aylık hamile olduğumu öğrendim. Şimdi 2 aylık oldu, çok mutluyuz yaaa....
      Fakat bazı sıkıntılarım var, tatilin 1 haftası hastalıkla geçti sürekli bir sancı çekiyordum meğer hamileliğin yanında aynı zamanda böbreğimde kum varmış kum döküyormuşum, buda çok sancı çektiriyor. Aynı zaman da bir migren hastasıyım ve en az 2 hafta migren sancıları çekiyorum doktor minoset verdi onu kullanıyorum fakat ben kronik migren olduğum için bu ilaç sadece ağrımı hafifletiyor.
       Bu arada 2 aylık hamile olmama rağmen karnım çok büyük herkes 4 aylık zannediyor, bunun nedeni ise dış karnımın geniş olmasıymış.
       
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...